CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun Meclis Konuşması

0
568

15 Ekim 2019 Salı

Gündem dışı ikinci konuşma, adil yargılanma hakkıyla ilgili söz isteyen İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Kaboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; adil yargılanma hakkı acil bir konu. O nedenle önce bunun asgari gereklerini hatırlamamızda yarar var.

1) Mahkeme hakkı

2) Silahların eşitliği ilkesi

3) Bağımsız ve tarafsız mahkeme hakkı

4) Açık usul ve çabukluk ilkesi

5) Yargı kararlarını uygulama yükümlülüğü

6) Suçsuzluk karinesi

7) Savunma hakları

İkinci soru: Acaba bu haklar Anayasa’mızda temellerini buluyor mu?

Evet, büyük ölçüde Anayasa’mızda bu hakların temelleri var fakat Anayasa’mızda adil yargılanma hakkının temellerine ilişkin hükümlerin büyük bir kısmı ihlal edilmektedir başta yürütme organı tarafından, sonra yargı organı tarafından, sonra yasama organı tarafından. Hangi maddelerdir bunlar? Hukuk devleti, Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı, devlet yetkisi, yürütme yetkisi ve görevi, yargı yetkisi, Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlık ilkesine sadakati, mahkemelerin bağımsızlığı ve devamı hükümlerini 3 devlet organı da ihlalde yarışmaktadır.

Peki, acaba adil yargılanma hakkına nereden başlamalı veyahut da ne olmazsa adil yargılanma hakkı olmaz? Eğer olağanüstü hâl döneminde yapılan Anayasa dışı, hukuk dışı ve akıl dışı düzenlemelere dokunulmazsa adil yargılanma hakkı konusunda atılan her adım sahte adım olacaktır.

SES Malatya Şubesi Eş Başkanı Bülent Uçar’ın 29 Ekim 2016’da yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname Ek Listesi’nde adı yer aldı. Kafede iş buldu, ek listede adı yer aldığı için işten çıkarıldı; özel hastanede iş buldu, ek listede adı yer aldığı için çıkarıldı, 3’üncü kez İŞKUR’a başvurduğu zaman da “Hayır, sen iş bulamazsın.” dendi kendisine ve bu sırada, aynı gün, İŞKUR’dan döndüğü gün kalp kriziyle öldü. OHAL İnceleme Komisyonu ise 26 Eylül 2019’da Bülent Uçar’ın işe iade edilmesi yönünde karar verdi. Şubat ayında öldü ve dokuz ay sonra karar veriyor.

Birkaç cümle de üniversitelerden: Bunların başında Anadolu Üniversitesi gelmektedir ve Anadolu Üniversitesinde tasfiye edilen öğretim üyeleri yerine başka üniversitelerden öğretim üyeleri transferi devam ederken hukuk felsefesi ve sosyolojisi dersine artık ilahiyat fakültesi dekanı girmeye başladı. Yani anlaşılan, dünyevi adaletten vazgeçtik, herhâlde uhrevi adalete yöneldik hukuk fakültelerinde de. Bunun gibi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Haydarpaşa Kampüsüyle özdeşleşmiş bir fakülteyken Göztepe beton enkazına taşındı ve 67 hukuk fakültesi içerisinde üçte 1’i hukukçu olmayan dekanlarla idare edilirken, dekanlık yaparken burada biz yargı reformu yasa önerisi üzerinde konuşuyoruz. Dolayısıyla, bu ve diğerleri olağanüstü hâl düzenlemelerine el atmayan herhangi bir yasal düzenleme, yargı reformu olamaz kesinlikle.

İkinci yasak, düşünce ve ifade özgürlüğüne el atmayan bir yasal düzenleme yargı reformu olamaz. Olamaz, çünkü yüzlerce gazeteci, öğretim üyesi, avukat ve politikacı seçilmişlerin hapiste bulunmasının ötesinde çok güncel, yakıcı sorunlar karşısında takınılan tavır, söylenen sözler, ifade özgürlüğünün ne kadar acil olduğunu gösteriyor. Yurtta barış dünyada barış amacının, anayasasında, üstelik değişmez maddeler bloğunda yer aldığı bir devlette yasama, yürütme ve yargı organı bu hükmü ihlal ederek barış veya savaş söylemine karşı hemen harekete geçebilmektedirler. İşte böyle bir ortamda iç çelişkilerine eksikliklerine, zaaflarına ve sakıncalarına rağmen yargı reform önerisinden bahsedebilirsiniz, gündeme getirebilirsiniz ama burada tabii ki hepimiz, hepiniz samimiyet testinden geçmekte olduğumuzu hiçbir zaman unutmayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Demek ki adil yargı için Anayasa’ya saygı bir, iki, OHAL düzenlemelerini ele almak, üç, ifade özgürlüğünün asgari gereklerini yerine getirmek, bunu güvence altına almak, düşünceyi suç olmaktan çıkarmak… Ama en önemli konuysa, başta Anayasa’da yargı bağımsızlığını, adil yargılanma ilkesini ihlal eden Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yeniden düzenlenmesi. Siz taraflı bir kişiden tarafsız yargıç atamasını bekleyemezsiniz, tıpkı şimdi olduğu gibi. Zira bağımsızlık bir statüdür, tarafsızlık ise bir erdemdir. Eğer yargıç bağımsız bir statüde değilse ondan erdem bekleyemezsiniz. Ama tabii ki ana sorun büyük fotoğraftır, anayasal sistemdir ve bu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, izninizle…

BAŞKAN – Buyurun, bir dakika daha süre vereyim Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Tabii, bütün bunlar, olağanüstü hâl düzenlemeleri, ifade özgürlüğü, düşünce suçu ve Anayasa hükümlerine saygı gösterilmesi bize büyük fotoğrafı, sistem sorununu ve Anayasa sorununu görmezlikten gelmememizi öğütlüyor çünkü öyle bir eşiğe ulaştık ki tek kişi-parti- devlet bütünleşmesiyle yetinilmeksizin âdeta Mecliste temsil edilen diğer partilerin o parti içerisinde erimesi için çaba gösterilmektedir. Kişi-parti-devlet özdeşleşmesinin ötesinde, bunun tehlikesinin ötesinde bütün partileri tek parti kotasında eritme girişimi vardır. Bu girişimin önüne geçmek için demokrasiyi, demokratik hukuk devleti hedefini öne almamız gerekir ve bunun için çalışmamız gerekir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaboğlu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 3. Yasama Yılı
6. Birleşim 15 Ekim 2019 Salı