İnfaz Mevzuatı değişikliği

0
299

6 Nisan 2020

 

GİRİŞ

I- KANUN TEKLİFİ 31.03.2020

31 Mart 2020 tarihinde ağırlıklı olarak İnfaz Kanunu hakkında değişiklik teklifi kamuoyuna basın toplantısı ile açıklanmıştır.

Kamuoyuna açıklanarak tartışmaya açılan 9 ayrı Kanun vardır.

  1. 5.2001 Kabul Tarihli 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu
  2. 09.2004 kabul tarihli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
  3. 12.2004 kabul tarihli 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
  4. 12.2004 kabul tarihli 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
  5. 7.2005 kabul tarihli 5402 Sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu
  6. 3.2007 kabul tarihli 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
  7. 2.1983 kabul tarihli 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu
  8. 4.1991 kabul tarihli 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu
  9. 8.1997 kabul tarihli 4301 Sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
  10. 7.2012 kabul tarihli ve 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun

“Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Yılında 31 Mart 2020 tarihinde TBMM Başkanlığına verilerek (27 Dönem 3. Yasama yılı 2/2762 Esas) verilerek Teklif Esas Komisyon olan Adalet Komisyonuna gönderilmiştir.

Kanun Teklifi Adalet Kalkınma Partisi Denizli Milletvekili Cahit Özkan ve Milliyetçi Hareket Partisi mensubu Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül tarafından iki milletvekilinin (ilk imza sahipleri) imzasıyla Meclis Başkanlığına sunulmuştur.

Kanun Teklifi 65 AKP Milletvekili ile 1 MHP Millet vekilinin imzasını taşımaktadır.

Bu yazıda Adalet Komisyonunda tartışmalar sonuçlanmadan önce kamuoyuna dağıtılan teklif metnindeki 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu olmak üzere dört kanun değişiklikleri bilgisi yer almaktadır.  Adalet Komisyonunun verdiği Raporda herhangi bir değişiklik yapılmış ise bu değişiklikler bu dört kanun değişikliği teklifi bilgileri arasında yoktur.

II. ADALET KOMİSYONU RAPORU 3 NİSAN 2020

Adalet Komisyonu 3 Nisan 2020 tarihinde Teklif konusundaki Raporunu vermiştir.

Adalet Komisyonu toplantısında MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül konuşmasında “Yargı Stratejisi Vizyon Belgesi ortaya çıktıktan sonra yargıda reform niteliğini taşıyacak çalışmaların başlaması ve yargı paketlerinin Meclis’e gelmesiyle birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Genel Başkanımız arasında oluşan fikir birliği çerçevesinde iki parti grubunun temsilcileri bir araya geldi. Toplumsal hassasiyetler ile milli manada müşterek kırmızıçizgiler göz önüne alınarak bir uzlaşma ortaya çıktı, Cumhur İttifakı olarak iki partinin de imzasıyla görüştüğümüz kanun teklifi Meclisimize sunuldu. Kalıcı ve geçici birtakım düzenlemeler getiren bu kanun teklifi, hiçbir şekilde bir af yasa teklifi değildir. Bu kanun teklifiyle infaz kanununda, infaz süreleri kalıcı olarak yeniden düzenlenmekte. Bu oranlar istisnaları da sayılmak suretiyle genel manada 1/2’ye çekilmektedir. İnfaz kanunumuzda, son derece olumlu gördüğümüz, cezaevi koşullarını iyileştirecek, cezaların infazını ve bu noktadaki adalet kaygılarını ortadan kaldıracak önemli düzenlemelerin olduğunu tespit ettik. Bu noktada ceza kanununun kalıcı düzenlemeleri, Türkiye’de ileriye dönük olarak uygulanacak, infaz sistemimize katkıda sağlayacak düzenlemelerdir.” Demiştir.

AKP Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, teklifin bütünü üzerine yaptığı konuşmada her kanunun bir amacı bulunduğunu, 2005’te yürürlüğe giren kanunlarla çeşitli suçlardan cezaevinde bulunanların infaz sürelerinde artış olduğunu söyledi. Cezaevlerinde ciddi bir doluluk, kapasite artışı meydana geldiğini, bugün (3.4.2020) itibarıyla cezaevlerinde 300 bin civarında tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, bunların yüzde 18’inin tutuklu, kalanının hükümlü belirtti.

İdare ve gözlem kurulları oluşturarak, hükümlünün her 6 ayda bir bu kurullara rapor vermesini, raporun da bir karne gibi değerlendirilerek, ne kadar iyiyse haklardan istifadesinin de o kadar kolay olmasına yönelik bir düzenleme yaptıklarını, bu sürecin tamamının da infaz hâkimlerinin denetiminde olacağını bildirdi.

Kişinin bütün süreçlerde iyi halli olması durumunda genel olarak üçte iki olan koşullu salıverme oranını, bir bölü ikiye indirdiklerini belirten Özkaya, şöyle konuştu:

“Bundan da dört bölü beşini eğer koşullu içeride geçirmişse, bir bölü beş oranındakini de denetimli serbestlik için dışarı, cezaevinden çıkarıyoruz. Bir kişinin denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için açık cezaevinde olması lazım. Hem koşullu salıvermeden açığa hem de açıktan denetimli serbestliğe çıkma yeni dönemde infaz hâkimlerinin görevindedir. İnfaz hâkimlerinin de yetki ve görev alanlarını genişletiyoruz. Yeni dönemde her ilde o ilin coğrafi sınırlarına göre bir infaz hâkimliği kurulacak, gerekiyorsa büyük ilçelerin coğrafi sınırlarına göre infaz hâkimliği kurulacak. İnfaz hâkimlerine başka bir görev verilmeyecek.”

Milletvekili Özkaya, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda bir düzenleme yapılmadığını kaydetti ve “Zor ama önemli bir düzenleme yaptık. Cezaevindeki sayıyı dikkate alarak, Kovid-19’u dikkate alarak Adalet Bakanlığı’mızın ciddi bir önerisiyle izin müessesini, kanuni bir izinle 31 Mayıs’a kadar, yaklaşık 2 ay izin veriyoruz. Ondan sonra da 2 ay daha pandemi devam ederse uzatılmasına izin veriyoruz. Bu kişiler kuralları ihlal ederse haklarında yakalama kararı çıkartılarak cezaevine dönüşleri sağlanacaktır.” dedi.[1]

Meclis Haber web sitesinin haberinde yer alan bilgiye göre İnfaz Kanunun 62 maddesinde süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” konusundaki düzenlemede getirilen “Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınların” cezaevine alınmaması düzenlemesinden haberde bahsedilmemiş olmasından çıkarılabilecek sonucu göre bu teklifin Adalet Komisyonunda madde metninden çıkarıldığı ama “Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmeyecek. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkili olacak.” şeklindeki teklifin korunduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca Meclis Haber web sitesinin bilgisine göre;

“- Teklifteki 5 madde üzerinde değişiklik yapıldı

AK Parti milletvekillerinin önerisi ile teklifin 5 ayrı maddesi üzerinde değişiklik önerisi verildi.

Ceza infaz kurumlarına kabul edilmeyecek yayınlarla ilgili teklifte yer alan düzenlemede yapılan değişikle, Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeyeceğine ilişkin hüküm çıkarıldı.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da düzenleme yapılarak, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan süreli hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında üçte ikilik koşullu salıverme oranı muhafaza edildi.

Denetimli serbestlik uygulaması başladıktan sonra hakkında kamu davası açılan hükümlünün açık ceza infaz kurumlarına gönderilmesi kararını veren infaz hakimine takdir yetkisi tanınabilmesi amacıyla da teklifte düzenleme yapıldı.

İnfaz sistemi değişikliklerine bağlı olarak kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan iyi halli bazı hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilmesine imkân tanıyan düzenleme de kanun teklifine eklendi.

Önergeyle eklenen düzenlemeye göre, Türk Ceza Kanunda yer verilen devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı işlenen suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, toplam hapis cezası 10 yıldan az olanlar 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla olanlar ise 3 ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olan iyi halli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına, 1 yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri halinde açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilecek.

Bu hükümlüler, açık ceza infaz kurumlarında barındırılacak. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazandıkları takdirde Kovid-19 düzenlemesi kapsamında izinli sayılacaklar. Söz konusu sürenin tamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında izin hakkından yararlanacak. Bu hüküm, 31 Aralık 2020 tarihine kadar uygulanacak.”

III. 5275 SAYILI CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN [2]

İnfazda temel ilke

Madde 2- (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

İnfazda temel amaç

Madde 3- (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.

Bu Kanunun; Geçici 1 inci maddesi 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. Yani, adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, hükümlüler bir gün yüz Türk lirası hesabı ile hapsedilirler.

Diğer hükümlerin yürürlüğe girme tarihi önce 1 Nisan 2005 idi, sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi hakkında kanun değişikliği yapıldı.

Yürürlüğe girmeden önce 9 maddesi değiştirildi.

6 kez Anayasa Mahkemesi tarafından çeşitli maddeleri iptal edildi.

23 kez Kanun değişikliği yapıldı üzerinde.

7 kez ki KHK’larla değiştirildi ve bunlardan 5 tanesi OHAL dönemi değişiklikleridir ve daha sonra kanunlaşmıştır

17 yıllık bir Kanun delik deşik…Felsefesi varsa bile artık yoktur.

Panik mevzuatı yaratan siyasetçilere terkedilmiş bulunan bu kanun ceza evlerinin sürekli kanayan sorunlarını bilmeyen, cezaevleri doluluk oranından kurtulmak isteyenlerin yaklaşımlarıyla yeni sorunlar yaratacaktır.

III. YARGI REFORMU STRETEJİSİ / 30 MAYIS 2019 TUTUKLAMA VE İNFAZ HUKUKU

4.1.1 HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN DAHA ETKİN KORUNUP GELİŞTİRİLMESİ

Yargı Reformu Stratejisi güven veren erişilebilir bir adalet sistemini 2023 Vizyonu olarak ilke ve değerler olarak kabul ediyordu.

Bu ilke ve değerler aynı zamanda; 1 numaralı amaç ve hedef olarak “Hak ve Özgürlüklerin daha etkin korunup geliştirilmesi” olarak gösterilmiştir.

Amaç 1: “Hak ve Özgürlüklerin daha etkin korunup geliştirilmesi”

Bu başlık altında;

“a) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlin­de milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınması,

  1. h) Tutuklama tedbirine başvurulmasını zorlaştıra­cak düzenlemeler yapılması,
  2. i) Hem yerel hem de genel seçimlerde her türlü propagandanın Türkçe’nin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilmesinin sağlanması,
  3. j) Ceza mevzuatımızda “eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” düzen­lemesine yer verilmek suretiyle ifade özgürlü­ğünün tahkim edilmesi” sayılmıştır (Sayfa 26).

Bazı sonuçlar çıkarmak mümkündür.

YRS ile kabul edilen “h) Tutuklama tedbirine başvurulmasını zorlaştıra­cak düzenlemeler yapılması” amaçlanıp hedeflendiğine göre bu görüşü tersten okursak; demek ki “tutuklama” yargı kararlarıyla çok kolay uygulanabiliyor ki; zorlaştırılması hedefleniyor.

Seçim döneminde her türlü propaganda için Türkçe veya başka dillerin kullanılmasına olanak sağlanması hedeflendiğine göre; demek ki geçmiş seçim dönemlerinde herkesin kendi anadilinde propaganda yapmasında çıkan sorunlar olduğu ve Türkçe ’den başka dillerde propagandanın önlendiği sonucunu çıkarmak da mümkün değil midir?

Diğer yandan “eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” şeklindeki düzenleme 17.10.2019 kabul tarihli 7188 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 24.10.2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak Terörle Mücadele Kanunun 7/2. Maddesi bu yönde değişikliğe uğradı.

Yine YRS için ilk paket olarak kabul edilen 17 Ekim 2010 kabul tarihli 7188 sayılı Kanunla (Madde 18) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 102 inci maddesi “Tutuklulukta Geçecek Süre” değiştirildi. Yeni yapılan değişiklikle bu kez “soruşturma” evresindeki “tutukluluk süreleri” hakkında maddeye ekleme yapıldı. Ceza Muhakemesi Kanununun 102’nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklendi:

“(4) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.”[3]

7188 sayılı Kanunun Geçici 5. Maddesine göre 5271 sayılı CMK eklenen 102 inci maddede yapılan düzenlemenin bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren üç ay sonra uygulanır.

Dolayısıyla 24 Ekim 2019 tarihinde 7188 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğine göre 2020 yılının ocak ayından itibaren Cumhuriyet Savcılıkları tarafından yürütülen “soruşturmalarda” Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından tutuklulukta geçecek bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Bir başka deyişle soruşturma süresince; tutuklulukta geçecek süre en çok 2 yıldır. Buna karşılık eğer ceza davası açılarak kovuşturma başlamışsa; süre 2 ila en çok 5 yıl arasında değişmektedir.

Hapis cezalarının ertelenmesi veya durdurulması hakkında yine 7188 sayılı Kanunla İnfaz Kanununda değişiklik yapılmıştır.

Yapılan değişiklikle; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 17’nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 17/A maddesi eklenmiştir. 

“Mahkemece infazın ertelenmesi veya durdurulması

MADDE 17/A- (1) Birlikte işlenmiş olup da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306’ncı maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu hâllerde, hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.”

Bir başka deyişle hükmü veren mahkeme tarafından infazdan önce veya infazdan sonra eğer infazın ertelenmesi veya durdurulması gibi bir durumla karşılaşılırsa bu konuda karar verme yetkisi hükmü veren ilk derece mahkemesinin görev ve yetkisindeydi.

Bu düzenleme 31.03.2020 tarihli Kanun teklifi ile değişiyor. 01.09.2020 tarihinden itibaren İnfaz Hakimliğinin görev ve yetkisi başlayacak. İnfaz Hakimlikleri bu tarihe kadar kurulmuş olacak

4.1.2 Hak ve Özgürlüklerin Daha Etkin Korunup Geliştirilmesi İçin Hedefler

“Hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuat gözden geçirilecek ve gerekli değişiklikler yapılacaktır” hedeflerdir ilki budur. Bu amaç ve hedefin gerçekleşmesi için sayılan “Faaliyetler” arasında; gözaltı/tutukluluk ile ilgili olarak:

“c) Özgürlük ve güvenlik hakkını etkileyen, gözaltı, tutuklama ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin mevzuat ve uygulama gözden geçirilerek, ölçülü bir şekilde uygulanması yönünde değişiklikler yapılacak ve tedbirler alınacaktır” (1. Amaç. 1.1.Hedef. Sayfa 28) 

Diğer Hedefler arasında “Faaliyet” olarak sayılanlar arasında duyarlılığın artırılması ve eğitim çalışmaları gösterilmektedir.

Hedef; “Yargı mensuplarının insan hakları konusundaki farkındalığı ve duyarlılığı artırılacaktır”. Dolayısıyla bu hedef için gösterilen faaliyetler arasında;

“a) Hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarının, AYM ve AİHM kararlarına uygunluğunun meslekte yükselme süreçleri ve denetimlerinde gözetilmesi sağlanacaktır.

  1. b) İfade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere insan hakları konusunda eğitim çalışmaları düzenlenecektir.
  2. c) Başta tutuklamaya ilişkin olmak üzere kararların gerekçelendirilmesi hususunda eğitim çalışmaları düzenlenecektir” (1. Amaç 1.3.Hedef. Sayfa 29)

5. AMAÇ 7 / CEZA ADALETİ SİSTEMİNİN ETKİNLİĞİNİ ARTIRMAK

Bu başlık altında “cezasızlık” üzerine ilginç bir saptama yer almaktadır.

“Ceza yargısının etkinliği, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına ve verilen cezanın kısa bir süre içerisinde uygulanmasına bağlıdır. Kısa süre içerisinde verilen ve tahsil edilen para cezası kimi zaman daha caydırıcı olabilmektedir. İnfaz mevzuatında yapılan bir kısım düzenlemeler düşük miktarlı hapis cezalarının adeta infaza hiç konu olmadığı algısını doğurmuştur. Bu nedenle Strateji Belgesi döneminde Türk Ceza Kanunu ve özel ceza kanunlarında düzenlenen yaptırımlar, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan düzenlemelerle birlikte değerlendirilerek suç ve suçlu ile daha etkin bir mücadele amacıyla yeniden yapılandırılacaktır(7. Amaç. Sayfa 76).

Yargı Reformu Stratejisinin bu amaçla ifade ettiği öncelikler arasında ise;

“Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının infazının elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde gerçekleştirilmesine imkân tanınması, ağır hasta hükümlü ve tutuklulara ilişkin infaz süreçlerinin muhtemel mağduriyetlerin önlenmesi için yeniden yapılandırılması, bu alana ilişkin önemli çalışmalardan olacaktır. Bu bağlamda alternatif infaz yöntemlerinin geliştirilmesi bu döne­min öncelikleri arasında olacaktır.”

YRS ile amaçlanan en önemli konulardan birisi; “cezasızlık” olarak algılanan bir durumun varlığıdır. Bunun nedeni ise İnfaz Sistemi açısından şartla salıverilme hakkını kazanan, şartla salıverilme hakkını kazanarak cezasının infazının tamamlanmasına 2 yıl kalan mahkûmun açık cezaevine alındıktan sonra denetimli serbestlik başvurusunun kabulü halinde tahliye olması veya kısa süreli hapis cezalarına mahkûm olanların hiç hapis yatmaması ve sanki cezaevine girdi çıktı yapılmak suretiyle infazın tamamlanmış sayılmasına karşı gösterilen tepki olduğu anlaşılmaktadır.

Bir diğeri ise “özel/alternatif infaz usulleri” olarak görülen infazların “evde/konutta” tamamlanması gibi alternatiflerdir. Mevcut infaz sisteminde ayrıca kısa süreli hapis cezaları için kamuya yararlı işte çalıştırma, konutta veya hafta sonları veya geceleri infaz gibi yöntemler uygulanmaktadır.

  1. HEDEF 7.2.

Hedef 7.2’ye göre; “Başta adil yargılanma hakkı olmak üzere hak ve özgürlüklerin korunması ilkesinin gözetilmesi suretiyle suç ve yaptırım dengesi bütünüyle gözden geçirilerek yeniden düzenlenecektir.”  İnfaz rejiminin gözden geçirilmesiyle ilgili olan bu Hedef başlığı altında gösterilen “Faaliyetler” şunlar olacaktır:

“a) Kısa süreli hapis cezasına seçenek oluşturan yaptırımların süre ve tür yönünden kapsamı genişletilecektir.

  1. e) Bazı suçlar yönünden toplumda oluşan cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve suçla etkin mücadele için ceza mevzuatındaki yaptırımlar ile infaz sistemi yeniden yapılandırılacaktır.”

Demek ki; kısa süreli hapis cezalarında var olan alternatif infaz sistemleri ve değişiklikler hedeflenmektedir. Ayrıca suçla etkin mücadele amacıyla İnfaz sisteminin yeniden yapılandırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçlar arasında İnfaz Hakimliğinin yetki ve görevlerindeki genişletilmesi düşüncesine dikkat çekmekte yarar vardır (YRS Sayfa 80)

  1. HEDEF 7.3.

Nitekim Hedef 7.3’e göre; “Mahkemelerin görev alanları yeniden düzenlenecek ve bazı basit fiillere ilişkin süreçlerin kısaltılması için yeni bir usul getirilecektir”.

Bu başlık altında “d) İlâmın infazı aşamasına ilişkin kararların tümüyle infaz hâkimliklerinin görev alanına girmesi sağlanacaktır.” (YRS Sayfa 78)

Bu düzenleme için 31.03.2020 tarihli Kanun Teklifi ile İnfaz Hakimlikleri kurulması ve yaşama geçirilmesi önerilmektedir.

  1. HEDEF 7.5

Cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında sakınca bulunanlara

yönelik uygulamalar geliştirilecek ve güncel teknolojilerin sisteme entegrasyonu

sağlanacaktır.

FAALİYETLER

  1. a) Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının, elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına imkân tanınacaktır.
  2. b) Ağır hasta hükümlü ve tutuklulara ilişkin infaz süreçleri muhtemel mağduriyetlerin önlenmesi için daha yakından takip edilecektir.
  3. c) Çocuk hükümlü ve tutukluların infaz süreçlerinde görev alan personele yönelik özel eğitimler geliştirilecektir.
  4. d) Hükümlü ve tutukluların nakil işlemlerinde ailevi nedenler gibi hassasiyetlerin daha fazla gözetilmesi sağlanacaktır.
  5. e) Teknolojik imkânların kullanılması suretiyle hükümlü ve tutukluların; yakınları ile görüntülü görüşmesi ve elektronik dilekçe arzı gibi yeni uygulamalar gerçekleştirilecektir.
  6. f) Denetimli serbestlik hizmetlerindeki elektronik izleme kapasitesinin artırılması ve yükümlülerin takibinde biometrik imza gibi yeni yöntemlerin oluşturulması sağlanacaktır.
  7. g) Ceza infaz kurumlarındaki sağlık birimlerinin kapasitesi ve teknolojik donanımları geliştirilecek, kurum dışı sağlık kuruluşları ile iş birliği ve koordinasyon güçlendirilecektir (YRS Sayfa 80).
  1. HEDEF 7.6

Ceza infaz kurumlarının yönetim kapasitesi geliştirilecek, kurumlarda bulunanların

topluma uyum süreçlerine yönelik ıslah önlemleri artırılacak ve koşullu salıverilme sistemi iyileştirilecektir.

FAALİYETLER

  1. a) Ceza infaz kurumlarının denetim araçları ile hak ihlallerini önleyici mekanizmalar güçlendirilerek, infaz sisteminin saydamlığı artırılacaktır.
  2. b) Sivil toplum kuruluşlarıyla infaz alanında iş birliği geliştirilecektir.
  3. c) Koşullu salıverilme işleminin somut kriterlere dayalı olarak uygulanması sağlanacaktır.
  4. d) Hükümlü ve tutuklular için öngörülen meslek edindirme programları geliştirilecek, hükümlülerin tahliye sonrası yeniden suç işlemelerinin engellenmesi amacıyla topluma uyum süreçlerine yönelik önlemler artırılacaktır (YRS Sayfa 81).

Sonuç olarak Yargı Reformu Stratejisi ile tutuklama müessesesinin zorlaştırılması hedefinden gerçekleştirilmesi yerine öncelikli hedef İnfaz Kanunu değişiklikleri Cumhuriyet Başsavcılıklarının İdare ve Gözlem Kurulunda etkinliği ve İnfaz Hakimliklerinin daha farklı görevlerle donatılarak tüm kararların onay merci, denetim ve itiraz merci haline getirilmesi tercih edilmiştir.

  1. CEZA İNFAZ SİSTEMİ KANUN DEĞİŞİKLİKLERİ

Kanun teklifi ile yapılmak istenen değişiklikleri özetlemek gerekirse;

  1. Ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken süre kısalıyor:
  2. Kasten öldürme suçu bakımından 2/3 ve terör suçları ile örgütlü suçlar bakımından 3/4’lük koşullu salıverilme oranında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır.
  3. Mükerrirler ve buna bağlı olarak cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçları bakımından 3/4’lük koşullu salıverilme oranı 2/3’e indirilmektedir.
  4. Denetimli serbestlik uygulamasındaki cezasızlık algısı ortadan kaldırılmak istenmektedir. Tüm hapis cezaları için 1 yıllık sabit bir denetimli serbestlik süresinin uygulanması, toplumda cezasızlık algısına yol açtığı gibi hakkaniyete aykırı bir infaz rejiminin ortaya çıkması sonucunu da doğurmaktadır.
  5. Denetimli serbestlik kriterleri değiştiriliyor. 1 yıllık denetimli serbestlik süresi geçici olarak 3 yıla çıkarılmaktadır.
  6. Geçici bir düzenlemeyle 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlarda farklı süreler uygulanması önerilmektedir.
  7. Belirli bir tarihten önce işlenen suçlar bakımından, terör suçları, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu imal ve ticareti ve özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar hariç olmak üzere sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan süreler değiştirilmektedir.
  8. Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesi öngörülmektedir.
  9. Değişen infaz sürelerinin iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanacaktır.
  10. Belirli bir tarihten önce suç işleyen çocuk hükümlülerin 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdikleri 1 günün 2 olarak kabul edilmesi öngörülmektedir.

 

  1. Özel infaz usullerinin kapsamı genişletilmektedir.
  2. Konutta infazın süreleri ve uygulama sınırları değiştirilmektedir.
  3. Toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine imkân sağlanmaktadır.
  4. Yeni doğum yapan ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine imkân sağlanmaktadır.
  5. İyi hal incelemesi infazın tüm aşamalarında yapılacaktır.
  6. Toplam 10 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde İdare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık edecektir. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman katılacaktır.
  7. İnfaz hakimliğinin görev ve yetkileri genişletilmektedir.
  8. Açık ceza infaz kurumuna ayrılma koşulları yeniden belirlenmektedir.

Toplam 10 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların açık ceza infaz kuruma ayrılması infaz hakiminin onayına tabi tutulmaktadır.

  1. Hükümlünün, duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak cezaevi dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımlarının uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.
  2. Zorunlu ve çok ivedi durumlarda, Cumhuriyet başsavcılığının hapis cezasının infazına 6 ay ara verebilmesine ilişkin yetkisi 1 yıla çıkarılmakta, ayrıca, hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları halinde de infaza ara verilebilmesine imkân tanınmaktadır.
  3. Yeni doğum yapan kadınların cezası 6 ay yerine 1 yıl 6 ay ertelenebilecektir.
  4. Ödül imkanının kapsamı genişletilmektedir. Hükümlülerin, hediye kabul etme hakkı genişletilmekte, ayrıca, çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler bakımından, belirli zaman dilimi dışında da hediye alabilme imkân sağlanmaktadır.
  5. Hükümlünün bakıma muhtaç çocuklarının barındırılmasına ilişkin hükümlerin tutuklular bakımından da uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır.
  6. Hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak koşuluyla çalıştırılabilmelerine imkân tanınmaktadır.
  7. Açık ceza infaz kurumunda olanlara verilen izin süreleri artırılmaktadır.
  8. Hükümlülerin mazeret iznini kullanabilmesi için ceza infaz kurumlarında iyi halli olarak geçirmesi gereken süre kısaltılmakta, hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izni hakkı bir defadan ikiye çıkarılmaktadır.
  9. Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin salgın hastalık halinde de kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılmasına imkân tanınmaktadır.

 

 

[1] https://meclishaber.tbmm.gov.tr/develop/owa/haber_portal.haber_detay_dokuman?p1=148570  ERİŞİM 5 Nisan 2020

[2] 13.12.2004 kabul tarihlidir ve 29.12.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

[3] Değişiklik sonrasında CMK Md 102 17.10.2019 tarihinden sonraki yürürlükte bulunan son hali:

Tutuklulukta geçecek süre

Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 Md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez (Bakınız Not ).

(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 Md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 Md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

(NOT: 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır)