Her yerde her zaman barış

0
377

Bir ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta.
Ernest Hemingway/Çanlar Kimin İçin Çalıyor

Tehlikelerden, çatışmalardan ve savaşlardan arınmış bir dünyada, barış içinde yaşama hakkı, en temel insan hakkıdır.  Devletler ve tüm hükümetler yurttaşlarının ve komşularının, barış ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlamakla yükümlüdür. Devletlerin ve hükûmetlerin savaş politikalarına itiraz etmek, savaşa hayır demek, temel bir yurttaşlık hakkıdır.

İnsanız hepimiz, insanlık ailesinin bir ferdiyiz, her ölüm bizi eksiltir bu yüzden. Bombardıman altında ölen bebek de biziz, bayrağa sarılı evladının tabutuyla yüreği yanan anne de. Her ölüm bizi eksiltir, savaşı ve ölümü kutsamak, zafer naralarıyla karşılamak bizim insanlığımızı eksiltir. Barışı savunmak gerekir, barışı vicdanlarda, zihinlerde  ve  yüreklerde  inşa etmek gerekir. İki büyük dünya savaşının ve tarifsiz acıların ardından; gelecek nesillere barış içinde bir dünya bırakmak için insanlığı bir araya getiren ortak iradeyi ve huzur içinde özgürce yaşanacak bir dünya inşa etme amacını, asla unutmamak gerekir. Bizden geriye bir enkaz kalmadan, yaşadığımız toprak parçası bir yeryüzü cehennemine dönmeden, savaşlar ve çatışmalar son bulsun cümlesini usanmadan tüm gücümüzle haykırmakla yükümlüyüz. Savaş sadece yokluk ve ölüm getirir çünkü insanlığa.

Devletler savaşlardan kaçan ve topraklarını terk etmek zorunda bırakılan insanlardan sorumludurlar. Kendi arzusu ve iradesi dışında toprağından koparılanlar, çaresizler içinde en çaresiz, yoksullar içinde en yoksul olanlardır çünkü.

Göçmenlerin hayatı uluslararası pazarlık masalarına konu edilemez, yerleşme, barınma, insanlık onuruna yaraşır bir hayat sürdürme hakkı, keyfi kararlar ile askıya alınamaz. Sınır boylarında insanları, açlığa, yokluğa, umutsuzluğa terk etmek, insanlık onuru ile bağdaşmaz. Sınırları açıp gidin diyenler de sınırlarını kapatanlar da insanlık dramından sorumludurlar.

Savaştan kaçanların, huzur içinde bir yaşam sürmek umuduyla sınır kapılarında hayata tutunmaya çalışanların kaderi, acı, gözyaşı, isyan ve ölüm değildir. İnsanlık ailesinin bir ferdiyiz hepimiz, nefretten ve ırkçılıktan arındırılmış bir dünyada “öteki”nin kaderini değiştirecek olan bizim sözümüz, bizim eylemimizdir.

Yarına bırakacağımız değerler için bugün; sesimiz, çığlığımız, duygularımız, inandıklarımız ve yaşanmışlar karşısında mücadele edebilmek için sözümüz olmalıdır.  En güzel sözümüzdür “Barış”.

Hiçbir devletin siyasi politikaları ve çıkarları insan onurundan üstün değildir.

Utancımız ve vicdanımızdır bizi onurlu bir insan yapan. Sözümüz her yerde, her zaman barıştır; barışı inşa etmek, barışı savunmak, barışta ısrar etmek gerekir. Özgürce yaşamak için, insanca ve onurlu bir hayat yaşadık diyebilmek için. Ardımızdan gelecek olanlara haysiyetli bir insanlık mirası bıraktık diyebilmek için.