Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi

0
225
  1. KANUN

5275 SAYILI CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN HAKKINDA TEKLİF 31.03.2020

  1. AÇIK CEZA İNFAZ KURUMLARI / (MADDE 14)
    • Yürürlükte bulunan 14. Madde: 

Açık ceza infaz kurumları

Madde 14- (1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;

  1. a) Kadın açık ceza infaz kurumları,
  2. b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,

Şeklinde kurulabilir.

(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.

(3) İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilir.

(4) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı (…)[1] olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur.

Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli 14. Maddenin (4) fıkrasında yer alan “…veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte…” ibaresi iptal edilmiştir.

  • Kanun Teklifi Değişikliği Madde 14

Kanun teklifi ile 14 Maddenin (2), (3) ve (5) fıkralarında yer alan aşağıdaki düzenlemelerde değişiklik önerilmektedir:

(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.  (Madde metninden çıkarılması) 

(3) İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları (Madde metninden çıkarılması) doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilir.

(4) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı (…) (1) olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından (Madde metninden çıkarılması) çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur. (Madde metninden çıkarılması)

Kanun Teklifine göre 14 Madde yeniden düzenlenmektedir. Buna göre;

Açık ceza infaz kurumları

Madde 14- (1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;

  1. a) Kadın açık ceza infaz kurumları,
  2. b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,

Şeklinde kurulabilir.

(2) Aşağıdaki hallerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir:

  1. a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan
  2. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar.
  3. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler.
  4. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.

(3) Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca [2]yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.

(4) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır.

(5) Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden;

  1. a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla,
  2. b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla,
  3. c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hâkiminin onayıyla, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.

(6) Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.

1.3. Madde 14 ve Açık Ceza İnfaz Kurumları 

Yürürlükte bulunan 5275 sayılı Kanunun 14.Maddesi ile “Açık ceza İnfaz Kurumları” düzenlenmiştir. Tanımı 14.Maddenin (1) fıkrasında yapılmıştır.

Tanıma göre; “Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır.” İhtiyaca göre Kadın / Gençlik açık ceza infaz kurumları kurulabilir.

1.4. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği

02.09.2012 tarihli 28399 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olan “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” Kanun teklifinin kanunlaşması halinde yürürlükten kalkması gerekmektedir.

Bu Yönetmelikte neredeyse 2014 yılından itibaren her yıl olmak üzere ve 2018 yılı hariç 2014-2019 yılları arasında 6 kez değişiklik yapılmıştır.

Bu Yönetmelik, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14’üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Bu Yönetmeliğin İkinci Bölümünde “Açık Kuruma Alınacak veya Ayrılacak Hükümlüler” başlığı altında yapılan bir düzenleme vardır.

İKİNCİ BÖLÜM

Açık Kuruma Alınacak veya Ayrılacak Hükümlüler

Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlüler

MADDE 5 – (1) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere;

  1. a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
  2. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
  3. c) Adlî para cezası hapis cezasına çevrilenlerin,

ç) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık kurumlarda yerine getirilir.

Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler

MADDE 6 – (1) Hükümlülerden;

  1. a) (Değişik: RG-22/8/2015-29453) Toplam (Değişik ibare: RG-22/2/2017-29987)cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar iseonda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,
  2. b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar,
  3. c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir.

(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca;

  1. a) (Değişik: RG-18/8/2016-29805) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması,
  2. b) (Değişik: RG-18/8/2016-29805) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 ve 103’üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm (Değişik ibare: RG-11/4/2019-30742)olanlarınkoşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,
  3. c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/7/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14’üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması,

ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır.

(3) Birden fazla cezanın toplanarak infazı hâlinde, açık kuruma ayrılmada esas alınacak suç, koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur.

(4) Açık kuruma ayrılma süresini dolduranlar hakkında altı aylık deneme süresinin tamamlanması beklenmeden açık kuruma ayrılma kararı alınabilir.

1.5. MADDE 14 / (2) FIKRA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ- AÇIK CEZA İNFAZ KURUMU

Teklif; “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” hükümlerinin kanun maddesi haline dönüştürülmesi ve Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmasıdır.

Kanun teklifinde 14. Maddenin tanım ve ihtiyaç karşılığında kurulacak olan açık ceza infaz kurumlarında bir değişiklik yoktur. Yürürlükte olan ve kaldırılması önerilen 14. Maddenin (2) fıkrasında yer alan Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.” düzenlemesi madde metninden çıkarılmaktadır.

Hedeflenen değişiklik aslında Yönetmelik hükümlerinin Kanunla yeniden düzenlenmesidir.

Ayrıca suçlar arasında bir ayırım yapılarak sayma yoluyla hangi suçların cezalarına kapalı infaz sistemi uygulanmayıp “doğrudan” açık ceza infaz” kurumlarında çektirileceği ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. Bir başka deyişle Yönetmelikle yapılan düzenleme yerine kanuni düzenleme yolu seçilmiştir.

“Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” Madde 5 ve 6 düzenlemeleri içinden yapılan seçmelerle Kanun değişikliğine gidilmektedir. Yönetmelikler kanunlara uygun olarak çıkarılmalıdır. Seçilen yöntem ise 2012 yılında çıkarılmış ve üzerinde 6 kez değişiklik yapılmış Yönetmelik hükümlerini kanun maddesine çevirerek kanun değişikliği yapmaktır.

1.6.  AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNA DOĞRUDAN AYRILMA HAKKINDAKİ SUÇ VE CEZA AYIRIMLARI 

Hangi suçlar ve suçlular doğrudan açık ceza infaz kurumlarına gönderilemez?

Hangi miktarda hapis cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında çekilebilecektir?

Bu sorunun yanıtı Kanunun 14. Maddesinde yapılan değişiklikle verilmektedir:

Soruların yanıtı Kanun Teklifine göre 14 maddenin 2. Fıkrasında yapılan değişikliklerdedir

Önce acaba hangi suçlar için böyle bir “doğrudan” yararlanma hakkı yoktur ve açık ceza infaz kurumlarında cezalarını çekemeyeceklerdir ve hariç tutulacaklardır ve kimlerin yararlanabileceği hakkındaki (a) bendine bakalım.

“a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar.

Açık Ceza İnfaz Kurumuna doğrudan gönderilmek suretiyle cezası açık cezaevinde infaz edilemeyecek olanlar

Hariç kabul edilenler 5 ayrı kategoride gösterilmiştir.

  1. KATEGORİ: “Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar”

Yürürlükte olan Yönetmelik Madde 5, fıkra (1) de sayılan “Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar” ibaresi 14. Madde değişikliğinde aynen korunmuştur. Ayrıca bu kez 14. Madde (2) fıkrasına Yönetmelikte bulunmayan “örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları” ibareleri eklenmiştir.

Her ne kadar “terör suçları” olarak ifade edilmiş olsa da uygulamada “terör suçlusu” sık kullanılmaktadır. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu Madde 2 ile “Terör Suçlusu” başlığı altında yer alan düzenlemeye göre:

(1) Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur”.

(2) Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.”

TMK 2. Maddenin 2 inci fıkrasının eski halinde “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır (ve örgüt mensubu gibi cezalandırılır)” şeklindeki düzenlemeden parantez içinde yer alan (örgüt mensubu gibi cezalandırma) ibaresi 02.07.2012 kabul tarihli 6352 sayılı Kanunla madde metninden çıkarılmıştır.

3713 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde “terör suçlusu” tanımı yer almış, Kanunun 3’üncü maddesinde ise terör suçları tek tek saymak suretiyle belirtilmiştir. Yine Kanunun 4.üncü maddesinde, suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu/terör suçlusu sayılacak suçlar tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir

Terörle Mücadele Kanunun gözden geçirilmesi gerekirken açıklanan kavramlarla “terör” / “terör suçu” tartışmalarının İnfaz Kanunu uygulamalarında ile yeniden gündeme geleceği kuşkusuzdur. Ayrıca “örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları” madde metnine eklenmek suretiyle muhtemel tartışmaların önlenmesi istenmektedir. Suç tipi TCK’nin 220. Maddesinden yararlanılarak suçlar somutlaştırılmaktadır.

Ayrıca İnfaz Kanunu değişikliğine gidilirken ayrıca Türk Ceza Kanunun 220 maddesindeki “suç işlemek için örgüt kurma” suçunun cezalarının artırılması yoluyla “torba kanun” anlayışıyla Kanun Teklifi içine TCK, CMK ve İnfaz Hakimliği değişiklikleri de dahil edilmiştir. Türk Ceza Kanundaki cezaların artımı ve yeni suç tiplerinin yaratılmasında yapılacak olan tartışmaların virüs salgını döneminde ve “af” olarak algılanan infaz sürelerinin değişimi sırasında yapılması kanunların ihtiyaçlara cevap verebilmesi için değiştirilmesi amacı ve felsefesine uygun değildir. Bu düzenleme gerekçeyle ve madde gerekçesinde belirtilen amaçla uyuşmamaktadır.

Türk Ceza Kanunun Madde 220’de yer alan “silahsız olarak” kanunun suç saydığı fiilleri” işlemek amacıyla “örgüt kuranlar” / “veya yönetenler” / “örgüte üye olanlar” için “doğrudan” Açık Ceza İnfaz Kurumunda cezanın infazı yolu kapalıdır.

Neden kapalı olduğu üzerinde tartışılması gereken Terörle Mücadele yöntemi ve mevzuatın insan hakları ve hukukun koruduğu temel haklar açısından gözden geçirilmelidir. Asıl yapılması gerekenin torba yasalar yoluyla panik mevzuatına dönüştürülmesi kabul edilemez.

  1. KATEGORİ: “ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar”

Yönetmeliğin 5. Maddesinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar” nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı verilenlerin cezalarını doğrudan açık ceza infaz kurumlarında çekmemeleri ve bu suçların hariç tutulması Kanun Teklifinin 2 maddesinin (a) bendine alınmıştır.

  1. KATEGORİ : Mükerrir olan ve koşulla salıverilme kararı geri alınanlar

Kanun teklifine göre; ilk defa mükerrir olanlar değil ama “ikinci defa mükerrir olanlar” ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler” hakkındaki cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında çektirilemez. Bu suçlular hariç tutulmuştur.

“Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar” başlığı altında Türk Ceza Kanunun 58 inci maddesinde düzenlenmiş olan tekerrür (yineleme / tekrarlama) tanımına göre önceden işlenen suçtan dolayı verilen kişi hakkında verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.

İnfaz hukuku uygulaması açısından “mükerirlere” ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik” başlığı altında 5275 sayılı İnfaz Kanunun 108 maddesinde “mükerrirlere özgü infaz rejimi” bir nevi “özel tehlikeli suçlar” olarak cezaların infazı ağırlaştırılmıştır.  Kanun Teklifinde 108 madde için de değişiklik önerilmektedir.

Yönetmeliğin “Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler” başlığı altında düzenlenen 8 inci maddesinin (1) fıkrasının (b) bendine göre; kapalı infaz kurumlarında, kapalı cezaevlerinde bulunan hükümlüler arasında “Haklarında ikinci defa tekerrür hükümleri uygulananlar” açık ceza infaz kurumlarına geçemezler. Yine aynı Yönetmeliğin 8 inci maddenin (2) inci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Koşullu salıverilme kararı geri alınanların, geri alınan cezalarının tamamı” infaz edilmeden açık ceza infaz kurumlarına geçemezler.

Kanun Teklifi ile “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” Madde 8 düzenlemesinin yasa teklifi olarak gündeme getirilmesidir.

Sonuç olarak Kanun Teklifinin 14. Madde hakkındaki değişiklik önerilerinin (a) bendinde yer alması düşünülen düzenlemeler “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” 5 inci ve 8 inci maddelerinin yasada yer almasından ibarettir.

Bu durumda 14. Maddenin (a) bendinde içinde bulundukları suçlardan hükümlüler bakımından yukarıda sayılan kategoriler içinde sayılanlar cezalarını “doğrudan” açık ceza infaz kurumalarında çekemeyeceklerdir.

Hangi miktarda hapis cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında çekilebilecektir?

Kanun Teklifinin 14. Madde için önerdiği (a) bendine göre önce hariç suç ve cezalar sayıldıktan sonra önerilen değişiklik bakımından; Madde 14 (2) Fıkra (a) bendine göre; sayılan ve hariç olan hükümlüler dışında “kasıtlı suçlardan üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar” ve haklarındaki mahkûmiyet cezaları kesinleşenler kapalı ceza infaz kurumları yerine cezalarını doğrudan açık infaz ceza kurumlarında çekebileceklerdir.  

Kanun teklifinde ayrıca;  

  1. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar.
  2. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler.
  3. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.

Cezalarını doğrudan açık ceza infaz kurumlarında çekebileceklerdir.

Zaten (2012) Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin “Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlülerbaşlığı altında düzenlenmiş olan 5 maddeye göre;

  1. a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
  2. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,
  3. c) Adlî para cezası hapis cezasına çevrilenlerin,

ç) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık kurumlarda yerine getirilir.

Yönetmeliğin 5. Maddesi Kanun Teklifinin 14 maddesi olarak yeniden düzenlenmiştir.

Doğrudan açık kuruma gönderme kararı

Doğrudan açık kuruma gönderme kararı ise; Ağır ceza merkez veya mülhakat Cumhuriyet başsavcılıkları, bağlı bulundukları ağır ceza merkezi yargı çevresinde açık kurum bulunması hâlinde, Yönetmeliğin 5 inci madde kapsamında kalan hükümlülerin doğrudan o yerde bulunan açık kurumlara gönderilmesine karar verir. Eğer Ağır ceza merkezi yargı çevresinde açık kurum bulunmayan merkez veya mülhakat Cumhuriyet başsavcılıkları ise 5 inci madde kapsamında kalan hükümlülerin Bakanlıkça belirlenen listedeki açık kurumlardan birine gönderilmesine karar verir.

Kanun teklifinde yer alan 4675 sayılı İnfaz Hakimleri Kanunu 1.9.2020 tarihinden itibaren uygulamaya girince tüm bu işlemler ve kararlar İnfaz Hakimliği tarafından verilebileceği gibi diğer kanunlarla verilmesi gereken karar, işlem ve faaliyetlerde İnfaz Hakimliğinin denetim ve onayından sonra uygulanacaktır. Bu tarihten itibaren Ağır Ceza Mahkemeleri mahkumların cezasını çekmesi için doğrudan açık cezaevine gönderme kararı veremeyecek.

Sonuç olarak Madde 14/2. Fıkra (b), (c), (d) değişiklikleri Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin “Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlüler” başlığı altında düzenlenmiş olan 5 maddeden ibarettir.

1.7 KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDA OLANLARIN AÇIK CEZA İNFAZ KURUMLARINA GEÇİŞ HAKKINDA İYİ HALLİ OLMA KOŞULU

Kanun teklifinin 14. Maddesi ile doğrudan cezalarının infazlarının açık ceza infaz kurumlarında çekecekler için yapılan düzenleme 14. Maddenin 2 inci fıkrasının (a) bendinde önerilmektedir.

Kapalı ceza infaz kurumlarında cezaları infaz edilirken hükümlü acaba ne zaman açık ceza infaz kurumuna geçmeye hak kazanabilecektir?

Bu sorunun yanıtı 14 Madde 3. Fıkra ile verilmektedir.  

Kanun Teklifine göre (Madde 14) / (3) Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca [3]yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.

İnfaz Kanunun Altıncı Bölümü “Salıverilme İçin Hazırlama” başlığını taşımaktadır. Bu başlık altındaki ilk madde 89’uncu maddedir. Başlıktaki salıverilme için hazırlama dönemi olarak kabul edilir. Cezasını çekmek üzere kapalı feza infaz kurumlarına alınan mahkumlar için Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen müddetnamede ceza süresi ve türü yazılıdır. İnfaz türü 5275 sayılı İnfaz Kanunun iki maddesinde Madde 107 ve Madde 108’de “Koşullu Salıverilme, Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik” başlığı altında “infaz türü” düzenlenmiştir. Müddetnameye infaz türü Kanunun madde numarası yazılarak belirtilmektedir. Müddetnamede Cezaevine giriş tarihi yazılır. Müddetnamede mahkumlar ve ceza evi idaresi bakımından en önemli olan Cezaevine Giriş Tarihi/ Hak ederek Tahliye Tarihi/ Koşullu Salıverilme Tarihi bölümüdür. Bir mahkûmun ne zaman koşullu salıverileceği Müddetnamede gösterilir.

İnfaz Kanunun 89 uncu maddesi ise; Kanunun Altıncı Bölümünde “Salıverilme İçin Hazırlama” başlığı altında yer alır.

89 madde düzenlemesine göre; mahkumların koşullu salıverilmeyi hak edebilmeleri iyi hâlin saptanmasına bağlıdır.

  1. maddeye göre mahkûmun “iyi halli” kabul edilebilmesi için;
  2. Hükümlünün, Kanunun 107 inci maddesinde öngörülen süreleri,
  3. Ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak,
  4. Haklarını iyi niyetle kullanarak,
  5. Yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş
  6. Ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak
  7. İdare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.

Ancak bu sayılan koşullara uygun görülen hükümlüler iyi halli sayılacak ve kapalı infaz ceza kurumundan açık infaz ceza kurumuna geçmeye hak kazanmış, koşullu salıverilmeyi hak etmiş olacaklardır.

Yürürlükte bulunan ama değişiklik teklifi inde yer alan İnfaz Kanunun Koşullu salıverilme hakkını düzenleyen 107. Maddesinin (1) fıkrasına göre; “Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.” ilk koşuldur. Maddenin (2) fıkrasına göre; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

Kanun Teklifinde 107. Madde için değişiklik ayrıca önerilmektedir.

Kanun Teklifi Madde 14 / (3) ve İnfaz Kanunun 89 ve 107 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; kapalı cezaevi kurumundan cezası infaz edilmekte olan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna geçebilmesi için; bir başka deyişle “koşullu salıverilmeyi” hak edebilmesi iyi halli olmak zorundadır.

İyi halli olup olmadığının saptanması ise 107. Maddede sayılan 16 ayrı fıkrada sayılan düzenlere uygun olabilmelidir. Öncelikle 107/ (3) fıkra başlığı altında “Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre” geçirilmiş olması, cezaevinde belirtilen sürülerde yatmış olması şartı getirilmiştir.

Sonuç olarak Kanun Teklifinin 14. Maddesinin (3) fıkrasında yer alan düzenlemeye göre kapalı ceza infaz kurulundan açık ceza infaz kurumuna geçebilmek; ancak ve ancak iyi halli olma koşuluna bağlı olarak ve hem disiplin kurulu ve hem de cezaevi idare kurulu (burada kastedilen kurulacak olan idare ve gözlem kurulu olduğu anlaşılıyor) tarafından verilecek bir Raporla saptanması gerekmektedir.

Çok uzun ve detaylı bir sınırlandırma olduğu, her İnfaz Kanunu Madde 89 ve Madde 107 ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünülürse anlaşılması güç ve uygulamada birçok sorun çıkaracağı ve Kanun teklifinin gerekçesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

1.8.  İDARE VE GÖZLEM KURULUNUN KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDAN AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNA AYRILMA KARARI VEREBİLİR VE İNFAZ HAKIMİNİN ONAYI İLE UYGULANABİLİR

Kanunun 14. Maddesinin (4) fıkrasında yer alan düzenleme ile cezaevi idare ve gözlem kurulu kararı ile kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna geçilebilecektir.

Kapalı ceza infaz kurumlarından açık cezaevine İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile geçebilecekler bakımından suç tipleri ve ceza süreleri sayılarak Kurul tarafından verilecek “ayırma kararı” İnfaz Hakiminin kararından sonra uygulanabilecektir.

Kanun Teklifine göre Madde 14 / (4) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır.

Koşullara bakılırsa;

  1. Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar
  2. Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları,
  3. Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar,
  4. Kasten öldürme suçları,
  5. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
  6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar

için İdare ve Gözlem Kurulu tarafından açığa ayrılma kararı verilebilecek ve bu karar İnfaz Hakimliğinin onayı ile uygulanabilecektir.

Kanun Teklifinin 14/ (1) a fıkrasına göre terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hakkında “doğrudan açık infaz cezaevi kurumuna ayrılma” ve doğrudan açık cezaevine gönderilme hakkı tanınmamaktadır.

Bu kısıtlama ve sınırlandırmaya karşılık Kanunun 14. Maddesinin (4) fıkrasına göre bu suçlara “uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanları” kasten öldürme ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçları da dahil ederek açık ceza evine geçme hakkı bakımından cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu karar vermeye yetkili ve İnfaz Hakimliği bu kararı onaylarsa uygulanabilirliğine dair düzenleme yapılması çelişkilidir.

Terör suçları, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlık, uyuşturucu madde imal ve ticareti bakımından İdare ve Gözlem Kurulu açık ceza infaz kurumlarına ayrılma kararı verebilecektir. Bu nedenle Kanun teklifinde yer alan bu Kurulun oluşumu ve İnfaz Hakimliğinin onay verir mercii olarak kabulü yeniden ve bu madde ile birlikte değerlendirilmelidir.

1.8.  AÇIK CEZAEVİNE AYRILMA KARARI VERİLEREK AÇIK CEZAEVİNE AYRILMIŞ OLANLARIN KAPALI CEZAEVİNE GERİ GÖNDERİLMESİ

Kanun Teklifinin 14 Maddesinin (5) fıkrası olarak şöyle düzenlenmiştir:

Kanun Teklifi Madde 14 / (5) Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden;

  1. a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla,
  2. b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla,
  3. c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hâkiminin onayıyla, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.

Madde 14/ (5); (a), (b) ve (c) Bentleri ile Teklif Edilen Kapalı Cezaevine İade Halleri:

  1. a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler

Yapılan düzenlemeye cezalarını açık ceza infaz kurumlarında çekenler firar ederse kapalı ceza evi infaz kurumuna geri gönderilecektir.

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” (2015 yılında değişik) Madde 12’de “Kapalı kuruma iade”[4] başlıklı düzenlemeye göre; Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden; haklarında 5271 sayılı Kanunun 100’üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler, firar edenler, kınamadan başka bir disiplin cezası alıp disiplin cezası kesinleşenler kapalı cezaevine geri gönderileceklerdir.

  1. b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla,

Kanun teklifindeki 14 Madde (5) fıkra düzenlemesinde “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” 12. Madde düzenlemesinden farklı düzenlemeler önerilmektedir.

Örneğin Yönetmelik Madde 12’ye göre kınamadan başka bir disiplin cezası alıp disiplin cezası kesinleşenler kapalı cezaevine geri gönderilecekleri düzenlenmişti.

Kanun Teklifi Madde 14 fıkra (5) de ise; kınamadan başka bir disiplin cezası alıp kesinleşmiş olanlar dışında “veya” denilerek;

  1. Asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile,
  2. Eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar

İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla yani, kişinin cezasının infazı sırasında yukarıda açıklanan “asayiş ve düzeni bozma” nedeni ile disiplin cezası “kesinleşmemiş” bile olsa İdare ve Gözlem Kurulu bu kişiyi kapalı cezaevine iade edebilecek karar verebilir ve bu karar İnfaz Hakimliği tarafından onanırsa uygulanacaktır. Oysa örneğin disiplin cezaları bakımından Kanun teklifinde yapılan değişiklikler gözetildiğinde (ki bu değişiklikle birlikte düşünülmelidir) “disiplin cezası kesinleşmeden” Kurul kararı verilmesi ikinci bir cezalandırmadır, hukuka ve Anayasaya aykırıdır. İdare ve Gözlem kurulunun kararının onanması için İnfaz Hakimliğine gönderildiği sırada; infaz hakimliği önünde aynı disiplin suçundan dolayı verilmiş aynı fiilden kaynaklanan hükümlünün kendisi hakkında verilmiş bir disiplin cezası itirazının incelenmesi söz konusu olabilir.

Yönetmeliğin 12. Maddesinde aynı ve benzer bir düzenleme (ç) bendinde yer almıştır.

“Kurum düzeni veya kişi güvenliğinin tehlike altında olması halinde asayiş ve düzeni sağlamak için hükümlünün disiplin cezasının kesinleşmesi beklenmeden tedbiren kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine kurum yönetim kurulu tarafından karar verilebilir.”

Verilecek olan bu kararın “tedbir” niteliğinde olacağı belirtilmektedir. Ayrıca “asayiş ve düzeni sağlamak için” tedbiren kapalı cezaevine hükümlünün gönderilmesi hali benimsenmiştir.

Öte yandan eylemin “kurum düzeni” bakımından tehlike oluşturup oluşturmadığının takdirinde İdare ve Gözlem Kurulu tarafından verilecek kararların devleti kutsayan ve insan hakkı ihlali yaratabilecek gerekçeler olması kuvvetle olasıdır. Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz ve suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Bu nedenle “kurum düzeni” ve “tehlike” kavramlarının birlikte takdiri yerine öncelikle disiplin suçu / cezası olarak değerlendirilmesi ve bu kararın kesinleşmesi beklenmelidir.

İkinci kez hak ihlallerinin önlenmesinde izlenebilecek böyle bir yöntem “Disiplin Kurulu/ Disiplin Cezaları” hakkındaki Kanun Teklifi değişiklikleri ile birlikte değerlendirilmelidir.

Herkes Anayasanın 19. Maddesine göre kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir. Devletin kendisi bu hakkı ihlal etmeyecektir ve üçüncü kişilerin bir başkasının güvenliğini tehdit etmesini önlemekle yükümlüdür. Açık ve kapalı cezaevlerinde güvenliğin sağlanması başta Devletindir “kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar” nedeniyle öncelikle tedbir almalıdır.

  1. c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hâkiminin onayıyla,

Kanun Teklifinin 14. Maddesinin (5) fıkrasını değiştiren; c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hâkiminin onayıyla kapalı cezaevine geri gönderilebilecektir.

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” 12. Maddesinin (ç) bendinde ise doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere; yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenlerin ve iş temin edildiği halde çalışmayanlar veya iş düzenine uyum sağlayamayanların Kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edileceğine ve bu kararın derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulacağı düzenlenmiştir.

Kanun teklifinde yer alan düzenleme ise; “Açık ceza infaz kurumu şartlarına” veya “çalışma koşullarına” uyum sağlamak olarak iki kritere bağlanmıştır. Oysa Yönetmelik 12. Maddede “doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere” yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenler olarak hükümlülerin içinde bulunduğu öznel koşullarının da değerlendirilmesine değinmektedir.

Kanun teklifindeki “Açık ceza infaz kurumu şartlarına” denilmesi çok geniş bir kavramdır ve Kanuni düzenleme ile daraltılması gerekir. Aksi takdirde geniş takdir yetkisi veren böyle bir düzenleme ile getirilen “uyumsuzluk” hali sübjektif değerlendirmelere ve “kapalı cezaevine gönderilme baskısına” dönüşebilecek niteliktedir.

1.9. YÖNETMELİK DÜZENLENMESİ

Kanun teklifinde 14 Maddenin 5 inci fıkrasının (6) numaralı bendi Yönetmelik çıkarılması hakkındadır.

(6) Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.

Kanun koyucu Kanun teklifinin 14. Maddesinde yer alan değişikliklerin uygulanmasıyla ilgili olarak yeniden yönetmelik çıkarılmasını önermektedir.

Çıkarılacak olan Yönetmelik 5275 sayılı İnfaz Kanunun 14. Maddesinde düzenlenen Açık Ceza İnfaz Kurumlarını doğrudan ilgilendiren bir yönetmeliktir. Bu yönetmelik hükümleri düzenlenirken İnfaz Kanunun koşullu salıverilmede iyi halin saptanması hakkındaki 89., suç türleri ve mükerrirlere özgün özel infaz hakkındaki 107., 108. Maddeler ile İdare ve Gözlem Kurulu, Disiplin Kurulu düzenlemeleri ve teklifin değişiklikleri de dikkate alınmalıdır.

2- İNFAZIN ERTELENMESİ, ARA VERME VE YAKALAMA / (MADDE 16)

2.1. HAPİS CEZASININ İNFAZININ HASTALIK NEDENİ İLE ERTELENMESİ

Madde 16: Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Nedeni ile Ertelenmesi

5275 sayılı İnfaz Kanunun 16 maddesinde hastalık nedeniyle cezanın “ertelenmesi” 6 ayrı fıkra olarak düzenlenmiştir.

Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu’nun 57 inci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır (Fıkra 1)

Türk Ceza Kanunun 57 inci maddesine[5] göre; fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar. Yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir. Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.

İnfaz Kanunun 16. Maddede diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağını ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılabilir. Geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenir ve Adlî Tıp Kurumunca onaylanacak rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine kanundaki düzenlemelere ve sağlık raporu denetimlere bağlı olarak karar verilir. Yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

2.2. GEBE KADINLAR İÇİN SÜRENİN UZATILMASI

İnfaz Kanunun 16 maddesinin (4) fıkrasında) gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren ne kadar süre ile cezasının infazının geri bırakılabileceği düzenlenmiştir.

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

Kanun Teklifine göre 16 maddenin (4) fıkrasında yer alan “altı aylık süre”; bir yıl altı ay olarak uzatılmaktadır. Teklife göre (4) fıkra:

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

5275 sayılı İnfaz Kanunun 16. Maddesinde yer alan ve “gebelik” hali ile ilgili yürürlükteki düzenlemeye göre bazı sürelerle ilgili değişiklik teklifi yoktur.

Örneğin bu düzenlemelere göre; kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur (Madde 16/ (5) Ek: 24/1/2013-6411/3 Md.)

Yine 16. Madde (6) fıkra düzenlemesine göre; maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı (Madde 16 üçüncü fıkrada belirlenen usule göre) iyileşinceye kadar geri bırakılabilir (Ek: 24/1/2013-6411/3 Md.)

Sonuç olarak Kanun Teklifinde 16 madde ile ilgili olarak önerisine göre hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren (bir yıl altı ay geçmemiş) bir buçuk yıl geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır

  • HÜKÜMLÜNÜN İSTEMİYLE İNFAZIN ERTELENMESİ VE ARA VERME

(MADDE 17)

Kanun Teklifi ile İnfaz Kanunun 17. Maddesinde değişiklik önerilmektedir:

Kanunun 17. maddesinde hükümlünün talebiyle “erteleme” veya / “infaza ara verme” koşulları 6 ayrı fıkra halinde gösterilmiştir. Buna göre

(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.

(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.

(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.

İnfaza ara verme koşulları nelerdir?

Ertelemenin dışında ayrıca infaza ara vermek Cumhuriyet Savcılığının kararı ile mümkündür.

Yürürlükte olan İnfaz Kanunu Madde 17/4 fıkraya göre; Hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde Cumhuriyet Başsavcısı hapis cezasının infazına 6 ayı geçmeyen sürelerle cezanın infazına ara verebilir. Bu ara vermeler iki defadan fazla olamaz.

Kanun Teklifinde önerilen değişikliğe göre “hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları” hali 17 maddenin (4) fıkraya eklenmekte ve infaza ara verme süresi bir yıla çıkarılmaktadır.

Kanun Teklifine göre önerilen değişiklik gereğince ‘4) fıkra:

(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.

Bu durumda maddenin birinci fıkrasında sayılan kasten işlenen suçlardan dolayı üç yıllık, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıllık hapis cezasının veya daha az süreli hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile 4 fıkrada sayılan koşullar arasına “hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları hali “infaza ara” verilmesi için teklif edilmiş ve sürenin altı aydan bir yıla çıkarılması önerilmiştir.

Yürürlükte bulunan İnfaz Kanunu 17 madde hükmüne göre “Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir” (5 fıkra)

2.4. HANGİ MAHKUMLAR “İNFAZIN ERTELENMESİ” VEYA “İNFAZA ARA VERİLMESİ” TALEBİNDE BULUNAMAZ?

Yürürlükte bulunan 52725 sayılı İnfaz Kanunun 17 maddesinin son fıkrasına göre;

(6) Bu madde hükümleri;

  1. a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
  2. b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
  3. c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar, hakkında uygulanmaz.

Cezaevlerinde sorun olan başka bir durum 5275 sayılı 18. Maddeye göre; hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir. Bu cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.

2.5 YAKALAMA EMRİ / (MADDE 19)

Yürürlükte bulunan 5275 sayılı İnfaz Kanunun 19. Maddesinde[6] “Yakalama Emri” üç fıkra halinde aşağıdaki gibi düzenlenmiştir:

Yürürlükte olan 19 Madde düzenlemesine göre hapis cezasının infazı veya güvenlik tedbirinin uygulanması için C. Savcısının gönderdiği çağrı yazısına hükümlü uymaz ve on gün içinde gelmeyerek kaçarsa veya kaçağına dair bir şüphe doğarsa Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarabilir. Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır. Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.

Kanun Teklifi ile 5275 sayılı İnfaz Kanunun 19. Maddesine aşağıdaki 4 fıkra eklenmesi önerilmektedir:

(4) Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hâkim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hâkimi tarafından verilir.

CMK 119 maddesi “arama kararı” başlıklı düzenlemedir. Bu düzenlemede arama karanının hâkim kararına bağlı olduğu, acele hallerde ise Cumhuriyet Savcının Cumhuriyet Savcına ulaşılamadığı hallerde “kolluk amirinin” yazılı emri ile kolluk görevlilerinin arama yapabileceği hakkındaki düzenlemedir.

Ancak konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.

Bu Kanun teklifi ile İnfaz Kanunun 19. Maddesindeki düzenleme aşağıdaki gibi önerilmektedir:

Yakalama emri

Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.

(2) (Değişik: 24/1/2013-6411/5 Md.) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.

(3) (Ek: 24/1/2013-6411/5 Md.) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.

(4) Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hâkim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hâkimi tarafından verilir.

  1. KURUM DIŞINDA ÇALIŞTIRMA / (MADDE 30)

İnfaz Kanunu 30 maddesi ile düzenlenmiş olan “kurum dışı çalıştırma” düzenlemesine (5) fıkra olarak ek yapılmakta olup (6) fıkrada ise “uygulanmayacak kısıtlayıcı hükümlerin” Cumhurbaşkanınca çıkarılacak Yönetmelikte gösterileceği düzenlenmiştir.

Buna göre;

Madde 30- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumlarında bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanmış hükümlüler, kurum dışındaki iş alanlarında çalıştırılabilirler.

(2) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ceza infaz kurumu görevlileri gözetiminde, kapalı ceza infaz kurumunda bulunanlar ise iç ve dış güvenlik görevlilerince alınacak tedbirler altında çalıştırılırlar.

(3) Çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin, kurum dışında çalıştırılmaları sırasında kurum görevlilerinin gözetimi ve muhafazası aranmaz.

(4) İş alanlarına sahip kuruluşların hükümlü çalıştırmaları teşvik olunur.

(5) Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilirler. Bu şekilde çalıştırılan süre, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilir.

(6) Hükümlülerin kurum dışında çalışma esasları ile beşinci fıkra kapsamında çalıştırılacak hükümlülere uygulanmayacak kısıtlayıcı hükümler Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir.

Dolayısıyla açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılmaları hakkında yeni bir düzenleme getirilmektedir. Bu şekilde çalıştırılan hükümlüler bakımından; çalıştırılan süre, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecektir.

Kanun Teklifindeki 30. Madde gerekçesine göre; maddeye “yeni bir fıkra eklenerek, açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde olmak üzere geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilecekleri kabul edilmektedir. Böylelikle, hükümlülerin kurum dışında çalıştırılması uygulamasını geliştirmek ve hükümlüleri çalışmaya özendirmek amaçlanmaktadır.

Düzenlemeye göre, hükümlünün bu şekilde çalıştırıldığı süre, 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecektir. Başka bir ifadeyle, hükümlülerin bu şekilde çalıştıkları süre, faydalanacakları denetimli serbestlik süresine ilave edilecek ve böylelikle daha erken denetimli serbestliğe ayrılmaları sağlanmış olacaktır. Örneğin hükümlü açık ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içinde bu madde uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının iş yerlerinde iki ay süre ile çalıştığı takdirde bir yıllık denetimli serbestlik süresi, bir yıl iki ay olarak uygulanacak ve hükümlü koşullu salıverilmesine bir yıl iki ay kala denetimli serbestliğe ayrılacaktır. Ayrıca, 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlikten faydalanılacak azami süre de aşılabilecektir. Bu hükümlülere bulundukları alan veya durum gereğince uygulanmayacak kurallar yönetmelikle belirlenecektir.

“Kamuya yararlı bir işte çalıştırma” başlıklı İnfaz Kanunun 105 inci maddesine göre Türk Ceza Kanunu’nun 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak bir kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılmasıdır.

Madde 105/A ise; Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazını düzenlemektedir.

(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

  1. a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,
  2. b) Çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

  1. DİSİPLİN CEZALARININ NİTELİĞİ VE UYGULAMA KOŞULLARI

(MADDE 37)

Yürürlükte bulunan İnfaz Kanunu Madde 37: (1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

Kanun Teklifine göre 37 inci madde (1) fıkraya bir cümle eklenmektedir: “Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.”

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.

Maddenin birinci fıkrasına yapılan ekleme Madde gerekçesinde şöyle açıklanmıştır:

“Maddeyle, 5275 sayılı Kanunun 37’nci maddesinin birinci fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımlarının uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Örneğin, hastanede bulunduğu sırada kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği disiplin cezası gerektiren eylemlerinden dolayı da hükümlü hakkında disiplin cezası uygulanabilecektir. Böylelikle, hükümlülerin geçici olarak ceza infaz kurumu dışına çıkarıldıklarında da düzenli bir yaşam sürdürmesi ile güvenliğin ve disiplinin sağlanması amaçlanmaktadır.”

Bu düzenleme ile; hükümlü hakkında kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulamasının “uygulama mekanları” ve alanı genişletilmektedir.

Hükümlünün sağlık, eğitim veya çalışma gibi bir nedenle geçici olarak açık veya kapalı ceza infaz kurumları dışındaki fiilleri nedeniyle tıpkı ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada “idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre” hakkında disiplin soruşturması açılarak disiplin cezası verilebilecektir.

Hükümlüler için ayrıca devam eden bir başka ceza davası nedeniyle yargılanıyor olmaları mümkündür. Gerekçede sadece hastane örneği verilmiş ve “kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği disiplin cezası gerektiren” eylem örneklenmiştir.

Madde değişiklik metninde özellikle “duruşma” kelimesi eklenmiştir. Bu durum karşısında hükümlünün bir başka davası sürerken SEGBİS yoluyla cezaevi içinde SEGBİS odalarında yapılmasına karar verilen davaya duruşmaya katıldığı celselerde sorgu veya savunması sırasında Mahkeme ile olan konuşma veya disiplin suçu olarak değerlendirilecek bir fiilden dolayı hakkında soruşturma açılıp disiplin cezası verilebilecektir.  Ayrıca hükümlünün “geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler” arasında duruşma sayıldığına Mahkeme salonlarındaki tutum ve davranışları yüzünden Mahkemeye ve/veya “kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği disiplin cezası gerektiren eylem” olarak nitelendirilecek bir olay nedeniyle disiplin cezası alabileceklerdir.

Bir başka deyişle infaz kurumları Mahkemeleri, hastaneleri, duruşma salonlarını, adliye binalarını, çalışma yerlerini, eğitim merkezlerini “hapishane” gibi “kurum mekânı” gibi kabul ederek uygulama yapmanın yolu açılmaktadır.

Düzenlemede “hükümlü” yazılıdır. Bir başka deyişle sadece hükümlülere uygulanacağı ileri sürülse bile bir davadan hükümlü, bir başka davadan tutuklu olan kişi hakkında bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı ve/veya tutuklular için geçici olarak Kurum dışında bulunduğu zaman uygulama yapılıp yapılmayacağı sorun yaratacaktır.

Ne yazık ki İnfaz hukukunda geçmiş dönem Savcılık itirazları ve infaz hakimliği kararlarında örneğin TMK Madde 7/2 maddesisin terör suçu olup olmadığı konusunda; “uygulama böyle” görüşüyle terör suçu olarak kabul etmeyi tercih etmiştir.

CMK’nun 203 maddesine göre; duruşmanın düzeni mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır. Duruşmanın düzenini bozan kişinin savunma hakkını engellememek koşuluyla salondan çıkarılabilir. Hatta dirençle karşılaşılırsa çocuklar hariç verilecek bir kararla dört güne kadar disiplin hapsi uygulanabilir. CMK 204 maddede davranışları nedeniyle duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık duruşma salonundan çıkarılabilir. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, duruşmayı/oturumu sürdürebilir.

Eğer bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme tutacağı tutanağı yetkili makama gönderir ve gerek görürse failin tutuklanmasına karar verir.

Ceza Muhakemesi Kanununda “duruşmanın düzen ve disiplini” hakkında yer alan bu düzenlemelerin yanında ayrıca Ceza İnfaz Kurumlarına ikinci bir ceza anlamına gelen “disiplin cezası” verilmesine olarak sağlayan böyle bir düzenleme kabul edilemez. Duruşma disiplini Mahkeme Başkanına veya hâkime aittir. Ayrıca Cezaevi Disiplin Kurulunun disiplin cezası vermesine olanak sağlayan böyle bir düzenleme ile aynı fiilden bir cezai işlem yapılarak ve ayrıca disiplin suç olduğu kabul edilerek disiplin cezası verilmesi adalet ve hukuka aykırı olan ölçüsüz cezalandırmadır.

  1. HABERLEŞME VEYA İLETİŞİM ARAÇLARINDAN YOKSUN BIRAKMA VEYA KISITLAMA (MADDE 42)

Kanunun 42 maddesinin (2) fıkrasına eklenmesi önerilen (f) bendi ile yeni bir disiplin suçu daha yaratılmış ve sonuçları bakımından haberleşme ve iletişim hakkından yoksun bırakmaya bir disiplin cezası daha eklenmiş olmaktadır.

İnfaz Kanunun 42. İnci maddesine göre; (1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.”

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

  1. a) Protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak.
  2. b) Kurum iş yurdu yönetim kurulunca uygun görülen işte çalışmamak.
  3. c) Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak.
  4. d) Odalarda, eklentilerinde ve diğer alanlarda ilâç ve gıda maddesi stoku yapmak.
  5. e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak.

Kanun Teklifi ile 42 inci maddeye ek olarak (f) bendi getirilmesi önerilmektedir:

  1. f) Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek.

Madde 42/2 fıkra (f) bendinden sonra aşağıdaki (3) ve (4) fıkralarda değişiklik önerilmemiştir: (3) Hükümlüye gelen mektup, faks ve telgraflar, disiplin cezasının infazından sonra kendisine verilir. Aynı türden olsa bile sonraki disiplin cezasının infazına bu işlem yapılmadan başlanamaz. (4) Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmü uygulanmaz.

  1. HÜCREYE KOYMA (MADDE 44)

İnfaz Kanunun 44 maddesinde düzenlenmiş olan[7] “hücreye koyma” cezası aşağıdaki gibi tanımlanmış ‘disiplin suçudur”.  Madde 44 / (1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

Kanun tekliyle; Madde 44/ (2) fıkraya “n) Kuruma alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak” düzenlemesinin eklenmesi önerilmektedir.

  1. ÇOCUK HÜKÜMLÜLER HAKKINDA UYGULANABİLECEK

DİSİPLİN CEZALARI (MADDE 46)

Yürürlükteki İnfaz Kanunu 46 ıncı maddesinde geniş olarak yapılan düzenlemeye göre; Çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları 46 ıncı maddede gösterilmiştir.

Bu cezalar; (1) Uyarma, (2) Kınama, (3) Onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme, (4) Harcamalarına sınır koyma, (5) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, (7) İznin ertelenmesi, (8) Kapalı ceza infaz kurumuna iade ve (9) Odaya kapatma cezasıdır. Bu cezaların ne zaman ve hangi fiil nedeniyle verileceği her ceza için ayrı ayrı bentler halinde düzenlenmiştir.

Kanun teklifinde Madde 46 da yer alan cezalara getirilmek istenen yeni disiplin suçu eylemleri aşağıdaki gibi çoğaltılmaktadır.

(1) Uyarma: Çocuğa eyleminin niteliğinin kötü ve uygunsuz olduğunun açıklanması ve tekrarı durumunda doğuracağı sonuçlara dikkatinin çekilmesidir.

(2) Kınama: Çocuğun, daha önce uyarı cezası verilmesine sebep olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde, davranışının sonuçlarına ikinci kez dikkatinin çekilmesidir.

(3) Onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme: Disiplin cezası gerektiren eylemin sonuçlarının, istekli olması koşulu ile çocuk tarafından onarma, tazmin etme veya eski hâle getirme suretiyle giderilmesidir. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler sayılmıştır ve ayrıca

(d) ve (ı) bendinde iki değişiklik yapılmaktadır:

  1. d) Kişisel temizliğini veya kendi yaşam alanının temizliğini yapmamakta ısrar etmek.

ı) Resmî kurumlardan, kurum kitaplığından, atölye ve derslik gibi yerlerden aldığı kitap, araç ve gereçleri zamanında geri vermemek, eksik vermek ve bunlara zarar vermek.

(4) Harcamalarına sınır koyma: Çocuğun daha önce onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme cezası verilmiş olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde çalışması karşılığında aldığı ücret ve ailesinden gelen paranın haftalık harcama limitinin üçte birinin otuz gün süre ile kesilmesidir.

(5) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma: Çocuğun otuz güne kadar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılmaktan yoksun bırakılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler sayılmış (g) bendi değiştirilmiş ve (j) bendi eklenmiştir:

  1. g) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol işaret ve benzeri eşyayı kurumun herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek ya da bulundurmak.
  2. j) Başkasına ait eşyaya kasten zarar vermek.

(7) İznin ertelenmesi veya ziyaretlerin kapalı şekilde yaptırılması: Disiplin cezasını gerektiren eylemin niteliğine ve ağırlık derecesine göre çocuğun izninin altmış güne kadar ertelenmesi veya kapalı ceza infaz kurumlarında açık ziyaretlerin altmış güne kadar kapalı şekilde yaptırılmasıdır.

(7) fıkra olarak sayılan “iznin ertelenmesi” cezasına “ziyaretlerin kapalı yapılması” cezası eklenerek ceza yukarıdaki gibi düzenlenmiştir. Ayrıca bu fıkrada bu disiplin cezasını gerektiren eylemler sayılmış (e) bendinde değişiklik ve (r) bendi ile ek düzenleme getirilmiştir. 

  1. e) İdareye ait olup kendisine verilmemiş bulunan yatak, battaniye, karyola ve dolap gibi eşyayı zapt etmek veya satmak ya da maddi menfaat karşılığı diğer çocuklara kullandırmak.
  2. r) Kurumda güvenlik amacıyla oluşturulan teknik, mekanik veya elektronik cihaz ya da sistemleri kasten etkisiz veya çalışamaz hale getirmek yahut amacı dışında kullanmak.

(8) Kapalı ceza infaz kurumuna iade: Çocuğun, eyleminin nitelik ve ağırlığına göre çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına, bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine altı ay, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı halinde ise bir yıl süre ile iadesidir. Çocuk, bu fıkra dışında işlenen disiplin suçları ve disiplin cezalarından dolayı çocuk kapalı infaz kurumuna iade edilemez.

Kapalı ceza infaz kurumuna iadeyi gerektiren eylemler sayılmış ve a) bendinde değişiklik yapılmıştır. Eğer bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı halinde ise bir yıl süre ile kapalı cezaevine iade edileceği ceza maddesine yerleştirilmiştir.

  1. a) Kurum içinde veya dışında başkasını neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilde yaralamak ya da yaralayıcı, öldürücü her türlü âlet, silâh ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle herhangi bir kimseyi yaralamaya teşebbüs etmek, yaralamak.

(9) Odaya kapatma cezası: Sekizinci fıkrada belirtilen kapalı infaz kurumunda bulunan çocuğun, aynı fıkrada belirtilen eylemlerde bulunması hâlinde, beş güne kadar açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, gece ve gündüz tek başına bir odada tutulmasıdır. Bu ceza, çocuğun kurum görevlilerine istediği zaman ulaşmasına engel olunmayacak şekilde uygulanır. Çocuk, cezanın infazı öncesinde, sırasında ve sonrasında doktor kontrolünden geçirilir. Cezanın infazı sırasında çocuğun; ailesi, avukatı ve yasal temsilcisiyle görüşmesine izin verilir.

 

  1. DİSİPLİN SORUŞTURMASI (MADDE 47)

 

Yürürlükteki Madde 47 ile düzenlenmiş olan “Disiplin soruşturması”

İle ilgili maddenin iki fıkrasında değişiklik ve son bir fıkra eklenmesi önerilmektedir.

 

  1. maddenin ikinci fıkrasında hükümlülerin disiplin cezasını gerektiren eyleminin öğrenilmesi tarihinden itibaren iki gün içinde disiplin soruşturmasının başlaması hakkındaki düzenlemede 2 gün 5 gün olarak değiştirilmek istenmektedir.

 

Disiplin soruşturmasının hangi sürede tamamlanması hakkındaki (3) fıkra düzenlemesinde bu süre (yedi gün içinde) olarak yürürlüktedir. Teklifle disiplin soruşturmasının tamamlanması onbeş güne çıkarılmakta ve firar haliyle ilgili olarak firar eden hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde tamamlanması teklif edilmektedir.  Sürenin uzatılması infaz hakiminin kararı ile mümkündür.

 

47 inci maddeye eklenen son fıkra ise örneğin hükümlünün nakledilmesi halinde “hangi cezaevi disiplin kurulu tarafından” soruşturma açılacağı düzenlenmiştir:

(8) Disiplin soruşturması hükümlünün barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır. Hükümlünün ceza infaz kurumu dışındaki eylemleri nedeniyle yapılacak disiplin soruşturması, hükümlünün eylem öncesi en son barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır.  

 

Disiplin Soruşturması ile ilgili Madde 47 değişiklik Teklifine göre;

 

Madde 47- (1) Uyarma, kınama ve bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezaları kurumun en üst amiri tarafından verilir ve uygulanır.

 

(2) Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhâl ve en geç beş gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.

 

(3) Soruşturma en geç onbeş gün içinde tamamlanır. Firar halinde bu süre hükümlünün yakalandığının öğrenildiği tarihte başlar. Düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir.

 

(4) Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Haklarında disiplin soruşturması yapılanlara, yüklenen eylemin niteliği ve sonuçları ile üç gün içinde savunmalarını vermeleri, aksi hâlde bu haklarından vazgeçmiş sayılacakları yazılı olarak bildirilir. Savunma yazılı olarak sunulabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir. Sözlü savunma tutanakla saptanır. Türkçe bilmeyenlerle, sağır ve dilsizlerin savunmaları tercüman aracılığıyla alınır.

 

(5) Disiplin cezaları disiplin kurulunca evrak üzerinden görüşülerek en geç üç gün içinde karara bağlanır. Disiplin kurulu, yasada yazılı disiplin cezası uygulanmasına veya disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verebilir. Disiplin kurulu kararları gerekçeli olarak yazılır ve kararda şikâyet mercii ve süresi açıkça gösterilir.

 

(6) Disiplin kurulu kararı, haklarında soruşturma yapılanlara yönetim tarafından derhâl tebliğ edilir.

 

(7) Kurumun iç düzenini ve hükümlülerin yaşam ve beden bütünlüklerinin ciddî tehlike altında bulunması nedeniyle derhâl tedbir alınması zorunlu olan hâllerde, kurumun en üst amiri 49 uncu maddede belirtilen tedbirleri almakla beraber soruşturmayı başlatır. Bu hâlde infaz hâkimine bilgi verilir.

 

(8) Disiplin soruşturması hükümlünün barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır. Hükümlünün ceza infaz kurumu dışındaki eylemleri nedeniyle yapılacak disiplin soruşturması, hükümlünün eylem öncesi en son barındırıldığı ceza infaz kurumu disiplin kurulu tarafından yapılır.  

 

 

 

  1. DİSİPLİN CEZASINI GEREKTİREN EYLEMLERİN TEKRARI,

DİSİPLİN CEZALARININ İNFAZI VE KALDIRILMASI (MADDE 48)

 

Yürürlükte bulunan 48. Madde “Disiplin Cezasını Gerektiren Eylemlerin Tekrarı, Disiplin Cezalarının İnfazı ve Kaldırılması” başlığı altında düzenlenmiştir.

 

Kanun teklifi bu Maddenin (2)., (3)., (6) fıkralarında değişiklik önermektedir.

 

Öncelikle 2004 yılında kabul edilmiş olan 5275 sayılı İnfaz Kanununda disiplin suç ve cezalarına kanun koyucunun bakış açısına değinmek gerekiyor. Bu nedenle Disiplin cezası gerektiren eylemlerin neler olduğuna dair Kanunun 48 inci maddesinin (1) fıkrası düzenlemesi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göz atmakta yarar var.

52725 sayılı İnfaz Kanunun 37 inci maddesinden itibaren 46 ıncı maddesi dahil “disiplin Ceza ve Tedbirleri ve Ödüllendirme” düzenlemesidir. Disiplin cezaları 10 madde halinde ayrı ayrı gösterilmiştir. İnfaz Kanunun 48 inci maddesinin (1) fıkrasında yer alan: “37 ilâ 46’ncı maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve kanunda tanımları yapılmamış olan eylemler, nitelik ve ağırlıkları bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanırlar.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Tutuklu ve hükümlüler hakkında uygulanacak disiplin cezaları 37 ilâ 46. maddeler arasında düzenlenmiş ve bu kurallarda disiplinsizlik oluşturan her bir fiil ayrı ayrı tanımlanmıştır. Cezalar da ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Oysa Kanunun koyucu Kanunun 37 ilâ 46. maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve kanunda tanımları yapılmamış olan fiillerin, nitelik ve ağırlıkları bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanacağı 2004 yılında kabul edilmiş bir düzenlemeydi.

Bu maddedeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiş ve Anayasa Mahkemesi Esas 2013/28, K: 2013/106 ve 3.10.2013 Tarihli kararı ile; Kanun’da tanımlanmayan bir fiilin, benzeri bir fiille karşılaştırılarak kıyas yapılmak suretiyle ceza tayinine imkân tanınması durumunun suçların ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle (1) fıkranın iptaline karar vermiştir.

Aslında Anayasaya aykırılığı bile dikkate alınmadan Kanun koyucunun böyle bir düzenleme yapması disiplin suç ve cezalarına bakış açısının göstergesi olarak kabul edilmelidir.

Örneğin Disiplin Cezaları bakımından dikkate alınması gereken bir başka konu ise Yürürlükteki 48 inci maddenin 3 maddesinin 3. Fıkrasının (b) bendine göre; “Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işlemi yapılmaz, ancak bu süre hakederek salıverme tarihini geçemez.”

Öte yandan Kurumdan geçici uzaklaşma halinde duruşma, hastane, eğitim ve sağlık kuruluşlarını da dahil ederek Disiplin cezası gerektiren fillerle ilgili Mahkemeler, Hastaneler ve işyerleri, eğitim yerleri gibi uzatılması Disiplin cezalarının” giderek koşullu salıverilme dahil bazı hakların kullanılmasını sınırlandıran ve hak ihlaline neden olan düzenlemeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

 

 

  • Kanun teklifi ile 48 inci maddenin (2) fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.

 

2.Fıkranın yürürlükteki halinde yer alan düzenlemeye göre; “Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde (bu ibare madde metninden çıkarılmaktadır) yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır.

 

(4) fıkraya atıf yapılarak bu fıkrada gösterilen süreler geçinceye kadar yeni bir disiplin suçu için yeniden verilecek disiplin cezasında bir üst ceza uygulanması halini bu sürelerin geçmesine bağlamıştır. Bir başka anlatımla (4) fıkrada yazılı süreler geçmeden yeni disiplin cezasında bir üst ceza verilemez. Bu süreler ayrıntılı olarak kınama ve diğer cezalar için ayrı ayrı gösterilmiştir.

 

Kanun teklifine göre (2) fıkra değişikliği şöyledir:

(2) Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılması için dördüncü fıkrada[8] belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır.

 

  • Kanun teklifi ile 48 inci maddenin (3) fıkrasında “Disiplin Cezalarının infazında” değişiklik yapılmaktadır.

 

Yürürlükteki kanunun 48 inci maddesinin (3) fıkrası Disiplin Cezalarının İnfazı hakkındaki düzenlemedir. Disiplin cezalarının infazı ile ilgili (a) Hücreye Koyma / (b) Odaya Kapatma cezalarında değişiklik önerilmektedir.

 

Maddenin (a) fıkrasında sadece Hücreye Koyma cezası ile ilgili düzenleme yer almak iken; Odaya Kapatma cezası da 3/(a) bendine eklenerek bu disiplin cezalarının infaz durumları aşağıdaki gibi aynı bentte düzenlenmiştir.

 

Kanun teklifine göre (3) Fıkra (a) bendi: “Hücreye Koyma” “Odaya Kapatma” cezası

 

  1. a) Hücreye koyma ve odaya kapatma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır. Hücreye koyma ve odaya kapatma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır. Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir. Bir cezanın infazı tamamlanmadan diğerinin infazına başlanmaz.

Bir diğer değişiklik teklifi ise (c) bendindeki “Hücreye Koyma Cezası” hakkındadır. Yürürlükte olan düzenleme dikkate alınırsa; “Hücreye Koyma” cezası verilen hükümlünün sağlık durumu ile ilgilidir. Eğer “koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlünün iyileşmeyeceği” hakkında Devlet veya Üniversite Hastanesinin Sağlık Kurulu Raporu verilirse “hücreye koyma cezası” infaz edilemez. Yerine hücreye koyma cezası kaç gün ise onun “iki katı kadar” “ziyaretçi kabulünden yoksun” bırakılır.

 

Kanun koyucu “hücreye koyma” cezasını mutlaka uygulamak istemekte ve örneğin “koşullu salıverilme tarihine kadar iyileşmeyeceği” Sağlık Raporu ile ortaya konulsa bile yerine başka bir alternatif ceza uygulamayı tercih etmektedir. Kanun değişiklik teklifinde Sağlık Raporu ile koşullu salıverilme tarihine kadar iyileşmeyeceği anlaşılan ve hakkındaki hücreye koyma cezası uygulanamayacak olan hükümlü için alternatif ceza olarak İnfaz Kanunun 44. Maddesinde yer alan “Hücreye Koyma” cezasının sürelerine göre ceza uygulaması tercih edilmiştir. Eğer “Hücreye Koyma” cezası sağlık sebebi ile uygulanamadığı takdirde; hükümlünün bu cezası yani 44’üncü maddenin (2) fıkrasında gösterilen bir günden on güne kadar Hücreye Koyma cezası ise yerine “iki ay” süreyle ve eğer 44’üncü maddenin (3) fıkrasında gösterilen onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezası ise, “dört ay” süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanacaktır.

 

Kanun teklifine göre (3) Fıkra (c) bendi: “Hücreye Koyma” cezası alternatifi

 

  1. c) Hücreye koyma cezasına ilişkin disiplin cezalarının infazından önce ve infazı sırasında hükümlü, hekim tarafından muayene edilir. İlgilinin bu cezaya katlanamayacağı anlaşılırsa cezanın infazı sonraya bırakılır veya hekiminin belirleyeceği aralıklarla infaz edilir. Koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlünün iyileşemeyeceğinin tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesi sağlık kurulu raporu ile saptanması hâlinde hücreye koyma cezası infaz edilmez; yerine 44’üncü maddenin ikinci fıkrasının uygulandığı hallerde iki ay, üçüncü fıkrasının uygulandığı hallerde dört ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanır. Raporlar infaz dosyasına konulur.

 

Disiplin Cezalarının kaldırılması hem disiplin cezasının kaldırılması ve hem de “iyi halin” kazanılmasında” etkili olan düzenlemedir. İnfaz Kanunun 48 inci maddesinin 4 fıkrasında düzenlenmiştir. Bu konuda Kanun teklifi bir değişiklik teklifinde bulunmamaktadır. Ancak “infaz edildiği tarihten itibaren” “disiplin cezasının kaldırılması” ve “iyi hâlin kazanılmasında” bazı sürelerin geçmesi gerekmektedir. Bir başka deyişle disiplin cezaları infazı tamamlandığında bu cezanın “kalkması” ve iyi halin kazanılması bakımından “süre” şartı konulmuştur. Madde 48/ (4)[9] fıkrasında belirtilen süreler esas alınır.

 

Bu süreler disiplin cezasına göre değişmektedir. Örneğin “kınama” cezası için konulan süre 15 gündür. Diğer süreler ise 15 gün ile bir yıl arasında değişmektedir.

 

Sadece Madde 48/ (5)- (h) bendi düzenlemesiyle: Çocuk hükümlüler hakkındaki “Odaya kapatma cezası doksan gün sonunda, kendiliğinden kalkmış sayılır” (Madde 48/5-h)

 

Örneğin Kanun teklifine konu olan (c) bendinde yer alan Hücreye Koyma cezası İnfaz Kanunun 44 maddesinin ikinci fıkrasındaki bir günden on güne kadar ise; infaz edildikten 6 ay sonra, üçüncü fıkrada yer alan onbir günden yirmi güne kadar ise bir yıl sonra disiplin cezası kalkabilir ve “iyi halin kazanılmasına” hak sahibi olunur (Madde 48/ (4)- f bendi).

 

Hücre cezasına karşılık ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası yani Madde 48/4- (f) bendinde belirtilen süre (6 ay ve 1 yıllık süreler) sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla bu ceza kurum en üst amirinin önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılabilir.

 

Ayrıca (a) bendinde yer alan Kınama cezası ile (b) bendindeki Bazı etkinliklere katılmamaktan alıkoyma cezası kurumun en üst amiri tarafından kaldırılabilir.

 

  • Kanun teklifine göre 48. Madde (6) Fıkra Çocuk Hükümlüler Hakkında Verilen Disiplin Cezasının Kaldırılması

 

Maddede teklif edilen görüşe göre, önceki düzenlemede yer alan yeniden anlam düzeltmesi için eklenen ibarelerle öneri şöyledir:

 

(6) Çocuğun bulunduğu kurumun disiplin kurulu, kurum kurallarına uyma, iyileştirme programında ilerleme veya verilen ceza ile amaçlanan sonucun gerçekleşmesi durumunda, çocuk hakkında verilen disiplin cezasını süre koşulu aranmaksızın her zaman kaldırabilir.

Disiplin cezalarının infazı ile ilgili 48 madde düzenlemesinde çocuk hükümlüler hariç olmak üzere süre koşulları muhafaza edilmektedir.

 

  1. ÖDÜLLENDİRME (MADDE 51)

 

“Ödüllendirme” başlığı altında düzenlenmiş olan Madde 51’e göre: (1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler. (Değişik: 24/1/2013-6411/6 Md.)

 

(2) Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.

 

Yürürlükte bulunan 51. Madde (3) fıkraya göre “Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır” başlığı altında verilecek ödüller sıralanmıştır.

 

Örneğin 51 Madde 3 fıkra (a) bendine göre “Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.

 

Yürürlükte bulunan 51 maddenin (3) fıkrası (b) bendinde düzenlenen “ödül”; Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.

 

Bu düzenlemede yer alan “en geç iki ayda bir kez” tanınan bu hak için “en geç ayda bir kez” olarak sıklaştırılmaktadır. Çocuğun vasisiyle görüştürülmesinin yanında ayrıca ya da ana veya babasıyla birlikte kardeşiyle” görüşme hakkı verilmektedir. Bu teklife göre (b) bendi aşağıdaki gibi olacaktır:

 

  1. b) Çocuk hükümlülere, en geç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle ya da ana veya babasıyla birlikte kardeşiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.

 

Maddede yer alan diğer “ödüllendirmeler” aşağıdaki gibi devam etmektedir.

 

  1. c) Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.
  2. d) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.
  3. e) Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.
  4. f) Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.
  5. g) Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli veya daha uzun süreli yararlanmaları sağlanabilir.
  6. h) Haftalık harcama miktarı yarı oranında artırılabilir.

ı) Tek kişilik odalarda televizyon bulundurma imkânı verilebilir.

  1. j) Hediye verilebilir.
  2. k) Takdir belgesi veya tavsiye mektubu verilebilir.

 

Kanun teklifi ile ödüllendirmelere aşağıdaki bentlerin eklenmesi teklif edilmektedir:

 

  1. l) Çocuk hükümlüler için kurum bünyesinde gerçekleştirilen tören veya anma günü ya da doğum günlerinde çocukların ailelerinin de etkinliklere katılması sağlanabilir.

 

  1. m) Çocuk hükümlünün yanında kalacağı bir yakınının olmaması nedeniyle kullanamadığı özel izinler yerine kurum idaresinin uygun gördüğü gün kadar eğitim evinin bulunduğu il sınırları içinde gündüzleri iznini geçirmesi ve gece eğitim evinde kalması imkânı verilebilir.

 

  1. n) Çocuk eğitim evinde kalan hükümlünün hafta sonunda bir gün, kurum idaresinin uygun gördüğü süre kadar, kurum dışına çıkmasına izin verilebilir.

 

  1. o) Çocuk eğitim evinde kalan hükümlü, kamu kurum ve kuruluşlarının gençlik kampı veya gençlik merkezi gibi imkanlarından yararlandırılabilir.

 

(4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir.

 

51 inci maddenin (4) fıkrasında belirtilen 30 Mart 2013 tarihli 28603 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ve Adalet Bakanı tarafından yürütülen Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi hakkındaki Yönetmelik 51. Maddeye dayanılarak düzenlenmiştir. Kanun maddesinde sadece “hükümlüler” yazılı olmasına rağmen Yönetmelikte hem hükümlüler ve hem de tutuklular için uygulanmak üzere düzenleme yapılmıştır. Yönetmeliğin amacı, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartlarını düzenlemektir (Madde 1). Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile verilecek ödülün türüne, sayısına, süresine veya geri alınmasına İdare ve Gözlem Kurulu tarafından Yönetmelik ekinde bulunan form doldurulmak suretiyle karar verilir. Yönetmelik hükümlerine göre; Kurul kararlarına karşı infaz hâkimliğine şikâyet ve infaz hâkimliği kararlarına karşı ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır (Madde 6/2.) Kanun teklifindeki düzenlemesinin yasallaşması halinde bu yönetmelik gözden geçirilecektir.

 

  1. HÜKÜMLÜLERİN KENDİ İSTEKLERİ İLE NAKİL / (MADDE 54)

 

5275 sayılı İnfaz Kanununda “Kendi istekleri ile nakil” düzenlemesi 54. Maddede düzenlenmiştir.  Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; koşullardan birisi de “koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması” koşuludur.

 

Kanun değişikliği teklifi ile bu şart yerine 54 maddenin (1) fıkrası (c) bendiCeza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması” şeklinde koşulun değiştirilmesi teklif edilmektedir. Bu değişiklik çerçevesinde:

 

Kendi istekleri ile nakil          

Madde 54- (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;

  1. a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,
  2. b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,
  3. c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması,
  4. d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması,
  5. e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,
  6. f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
  7. g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması,

Gerekir. Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.

(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır

 

  1. KÜTÜPHANEDEN YARARLANMA (MADDE 61)

 

Yürürlükteki İnfaz Kanunun 61 Maddesine göre; Ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur (Fıkra 1).

 

Ayrıca maddenin (3) fıkrasına göre bu hizmet, gezici kitaplıklarla da yerine getirilebilir.

 

(2) fıkraya ek cümle getirilmesi teklif edilmiştir.

 

(2) Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilir. (Kanun teklifi ile eklenen cümle) Ayrıca, hükümlüler kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 inci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlandırılabilir.

 

Hükümlü veya tutukluların kitap ihtiyacı çok önemlidir. “Süreli ve Süresiz Yayınlardan Yararlanma Hakkı” İnfaz Kanunun 62.[10] Maddesinde düzenlenmiştir.

 

Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir. Bazı resmi yayın niteliğindeki gazete, dergi ve mecmualardan ücret alınmaz. Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

 

  1. SÜRELİ VEYA SÜRESİZ YAYINLARDAN YARARLANMA HAKKI

(MADDE 62)

 

Yürürlükte bulunan İnfaz Kanunun 62. Maddesinde düzenlenmiş olan “Süreli ve Süresiz Yayınlardan Yararlanma Hakkı” düzenlemesine göre;

 

Madde 62- (1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

 

Kanun teklifi ile Maddenin (3) fıkrasına ek ibareler getirilmesi teklif edilmektedir:

 

(3) Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

 

Yine Kanun teklifi ile yürürlükte bulunan 62. İnci maddeye (4) fıkra eklenmesi önerilmektedir:

 

(4) Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkilidir.

 

Son eklenen (4) fıkra süreli yayınlar bakımından; gazeteler ve dergiler için “Basın İlan Kurumu” aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunan ve bulunmayan olarak bir ayırım yapılmaktadır. Sadece “gazeteler” için resmi ilan ve reklam alma hakkı bulunmuyorsa ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceği hakkında bir yasak getirilmektedir. Yabancı dilde yayımlanan gazete ve dergilerin ise ceza infaz kurumlarına kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkili kabul edilmiştir.

Resmî ilânların mevkutelerde (süreli yayın) yayınlanmasında aracı olmak üzere 02.01.1961 kabul tarihli 195 sayılı Kanunla Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun kabul edilmiştir.  Bu Kanun ve BİK Genel Kurul kararları ile Yönetmelik hükümlerinde belirlenen esas ve usullere uygun olarak vasıf ve ödevlerini eksiksiz ve zamanında yerine getiren gazeteler, yayın yeri ve yayın türü esaslı olarak resmî ilân yayınlama hakkı kazanır. Bunun için bekleme süreleri ve bazen resmi ilan ve reklam almanın durması veya yitirilmesi gibi müeyyideleri vardır. Kanunen başka bir amaçla düzenlenmiş olan bir kanunla kurulmuş olan kamu tüzel kişiliğe sahip böyle bir kurum tarafından belirlenen resmi ilan alınıp alınmamasına bağlı bir koşul Anayasaya aykırıdır.

62 madde düzenlemesine göre hükümlü ve tutuklular için mahkemelerce yasaklanmış olanlar dışında süreli yayınları edinmek hak olarak tanınmıştır. Cezaevi idare tarafından yapılacak olan bir denetimde bu ölçütün kullanılarak yasaklanmış yayınların cezaevine sokulmaması veya kurum güvenliğini tehlikeye düşürecek yayınların veya müstehcen süreli süresiz yayınların bedelini ödenerek alınması sınırlandırma bakımından makul, haklı ve ölçülü olarak kabul edilebilir. Cezaevleri bu yönde inceleme yapıp karar alabilirler. Ancak Basın İlan kurumu kriterlerine göre resmi reklam ve ilan alan gazetelerin serbest diğer gazetelerin cezaevine alınamayacağı hakkında bir kanuni düzenleme anayasaya aykırı olacaktır.

Gazetelerin 195 sayılı Kanun çerçevesinde ve bu kanunu amaçlarına uygun olarak resmi ilan ve reklam alıp alamaması kriteri; bu ölçütlere göre cezaevine alınıp alınmaması keyfiyeti herkesin düşünce ve ifade özgürlüğünün, habere ve görüşlere ulaşma hakkının engellenmesi sonucunu doğuracağı gibi hükümlü ve tutuklularında haber ve görüşlere ulaşma hakkının engellenmesidir. Süreli yayınlar Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır, yararlanmalıdır.

İfade özgürlüğünün bir sonucu olarak herkesin haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğü vardır Hükümlü ve tutuklular da temel hak ve özgürlüklerin tamamına kural olarak sahiptirler. Hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü Anayasa ve ulusalüstü sözleşmelerin koruması altındadır. Anayasanın 26 ıncı maddesinde sınırlandırma ölçütleri gösterilmiştir ve sınırlandırmalar bu ölçütlere uygun olmalıdır. Kuşkusuz ceza infaz kurumunda bulunmanın getirdiği kaçınılmaz sonuçlardan birisi de bazı haklarına sınırlandırma getirilmesidir. Buna rağmen sınırlandırmalar makul ve gereklilik ölçülerine uygun olmalıdır. Anayasanın 13. Maddesinde ifadesini bulan sınırlandırma ölçütü bakımından temel hak ve anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla ve meşru bir amaca uygun olarak sınırlandırılabilir. Anayasanın 26 ıncı maddesinde sınırlandırma ölçütleri bellidir.

Herkes düşünce ve kanaatlerini söz yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya topluca açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hak resmi makamların müdahalesi olmaksızın kullanılır. Bu hakkın kullanılması nasıl özgürlükleri ilgilendiren bir düzenleme ise görüş ve düşüncelerin yayılma araçlarından bir olan gazeteyi herkesin edinme hakkı olduğu gibi ceza infaz kurumlarında bulunanların da edinme hakkı vardır, sınırlandırılamaz. Aksi takdirde gazetelerin cezaevine girmesinin yasaklanması veya açıklanan koşulla cezaevlerine alınmaması hak ihlalidir.

  1. HÜKÜMLÜNÜN TELEFON İLE HABERLEŞME HAKKI (MADDE 66)

 

5275 Sayılı İnfaz Kanunu 66. Maddesinde[11] düzenlenmiş olan “hükümlünün telefonla görüşme hakkı” arasında “salgın hastalık” yer almıyordu. Kanun teklifiyle 66 maddenin (3) fıkrasına “salgın hastalık” ibaresi eklenmiştir.

Böylece üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık veya doğal afet hâllerinde telefonla görüşme hakkının yanında hükümlülerin “salgın hastalık” halinde de kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılma hakkına sahip olmaları önerilmektedir.

  1. HÜKÜMLÜYE DIŞARIDAN GÖNDERİLEN HEDİYEYİ

KABUL ETME HAKKI (MADDE 69)

 

Kanun teklifi ile 69 madde değişikliği:

 

Madde 69– (1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü, iki ayda bir kez, ayrıca dinî bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahiptir. (Kanun teklifi ile Ek ibare) Çocuk ve altmış beş yaşını tamamlamış hükümlüler ile beraberinde çocuğu bulunan kadın hükümlüler, idare ve gözlem kurulu tarafından alınacak karar doğrultusunda belirtilen zaman dilimi dışında da hediye kabul edebilir. Bunun esas ve usulleri yönetmelikle belirlenir.

 

  1. ÖĞRETİMDEN YARARLANMA (MADDE 76)

İnfaz Kanununun 76 ıncı maddesinde yer alan “öğretimden yararlanma” hakkına (2) fıkra eklenmesi teklif edilmektedir:

 

Öğretimden yararlanma                                                                                                                               

Madde 76- (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

 

 

  1. KOŞULLU SALIVERİLMEDE İYİ HALİN SAPTANMASI (MADDE 89)

KANUN TEKLİFİ İLE DEĞİŞİK BAŞLIK 

HÜKÜMLÜLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE İYİ HÂLİN BELİRLENMESİ

Yürürlükte bulunan 5275 sayılı İnfaz Kanunun 89. Maddesinin “Koşullu Salıverilmede İyi Halin Saptanması” başlığı Kanun teklifiyle Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi” olarak değiştirilmesi önerilmektedir.

 

5275 sayılı İnfaz Kanunun “Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması” başlıklı maddesi şöyledir:

 

“Madde 89- (1) Hükümlünün, Kanunun 107 inci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.”

 

Bu düzenlemede 107. Maddeye atıf yapılmaktadır.

 

Kanun Teklifi ile önerilen düzenlemede madde başlığı “Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi” olarak teklif edilmektedir.  Ayrıca yürürlükteki madde bir fıkradan ibaret olduğu halde önerilen kanun teklifi altı ayrı fıkra eklemesiyle 7 fıkradan oluşmaktadır.

 

Kanun teklifinin 89 uncu maddesi hakkındaki gerekçesine göre bu durum şöyle açıklanmıştır: “Kanunun 89 uncu maddesinin mevcut düzenlemesine göre sadece koşullu salıverilme

bakımından iyi halin belirlenmesi esas alınmış, infazın tüm aşamaları bakımından iyi hal değerlendirilmesi yapılmasına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Yapılması öngörülen değişiklikle, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin tutum ve davranışlarının iyi halin belirlenmesine esas olmak üzere değerlendirilmesi ve buna göre belirli hak ve imkanlardan faydalanabilmesi amaçlanmaktadır.”

 

Kanun teklifi önerisi:

 

Madde 89- (1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.

 

(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de istenebilir.

 

(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.

 

(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.

 

(5) Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.

 

(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tâbi tutulma süreleri bir yılı geçemez.

 

(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tâbi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir.

 

İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenecektir.

 

Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve bazı hak ve imkanlardan faydalanabilmesi bakımından bu madde hükümleri dikkate alınacaktır. Bu madde uyarınca yapılan değerlendirme olumlu sonuçlanmadığı takdirde hükümlü, söz konusu hak ve imkândan faydalanamayacaktır. Olumlu sonuçlandığı takdirde ise örneğin açık ceza infaz kurumuna ayrılma bakımından hükümlü bu imkândan faydalanabilecektir.

 

Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyecek olup, bu süreler yönetmelikle belirlenecektir. Belirtmek gerekir ki, birinci fıkra uyarınca yapılması gereken değerlendirme, en geç altı ayda bir yapılmaya devam edecektir.

Düzenlemeyle, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik altında cezanın infazı ve koşullu salıverilme gibi imkanlardan yararlanabilmesi için ceza infaz kurumlarında kaldığı tüm zamanlar bakımından bir değerlendirme yapılması ve bu değerlendirme sonucuna göre hakkında işlem tesis edilmesi amaçlanmaktadır.

 

Düzenlemeye göre hükümlülerin “iyi halli” olup olmadıkları İdare ve Gözlem Kurulu kararına bağlanmaktadır.

 

Kurul geç altı ayda bir olmak üzere hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulunduğu tüm aşamalarda hükümlünün;

 

  1. Ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı,
  2. Haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı,
  3. Yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği,
  4. Uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı,
  5. Tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı

 

hususlarını iyi hâlin belirlenmesine esas alacaktır.

 

Yürürlükte 89. Maddede bulunmayan “tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı” hakkındaki değerlendirme ölçütü yenidir. Madde gerekçesinde buna dair bir gerekçe belirtilmemiştir. Genel gerekçede ise; İnfaz Kanunun 105/A maddesine yönelik olarak yapılan değerlendirmede “tekrar suç işleme risklerinin azaltılması” görüşü yer almaktadır.

 

Teklifin 89 madde (2) fıkra ile ilgili olarak hükümlünün “iyi halli olma halinin saptanmasında” nelerin hangi kriterlere göre değerlendirileceği sayılmaktadır:

 

Buna göre; Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin

 

  1. Katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar,
  2. Kitap okuma alışkanlığı,
  3. Diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri,
  4. İşlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı,
  5. Ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu
  6. Aldığı disiplin cezaları

 

dikkate alınacaktır.

 

Hatta son sayılan değerlendirme ölçütüne göre “Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de istenebilir.”

 

Hükümlünün infazın tüm aşamalarında; cezaevi kurallarına uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, iyi niyet ölçütünün ne olduğu veya olacağı, yükümlülükleri neler ise bunları “eksiksiz” yerine getirip getirmediği, “eksiklik” denilince ne anlaşılması gerektiği, “toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı”, kriterinde ise “toplumla bütünleşme” kavramından kastın ne olduğu ve ne anlaşılması gerektiği, tekrar suç işleme riskinin olup olmadığının nasıl tespit edilebileceği, başkalarına zarar verme riskinin düşük veya yüksek olup olmadığının tespitinde nasıl bir yöntem izleneceği tartışmaya çok açık hususlardır. Sorun üretmeye açık ve her kişiye göre değişen ve her kişinin değer yargılarının ve sübjektif yorumlarının yapılabileceği, cezaevi koşullarında meydana gelen olayların oluş biçimine ve nedenlerine bağlı olarak hükümlü üzerinde ayrıca baskı yaratabilecek ucu açık kriterlerdir. 

 

Öte yandan iyileştirme ve eğitim-öğretim programlarına katılmamak, spor ve sosyal faaliyetler içinde bulunmak istememek, kültür ve sanat programlarından hoşlanmamak ve hiçbir sertifika almamış olmak veya kitap okuma alışkanlığı edinmemek; hükümlünün iyi halli olmadığını mı göstermektedir? Yoksa “iyi halli” olmaktan anlaşılması gereken kriterlerin sadece bu hususlardan ibaret olmadığını ve bu değerlendirme ölçütlerinin toplumsal yapımıza uygun olup olmadığını tartışmadan iyi halli olmanın sadece bu kriterler olduğunu kabul etmek bilimsel midir ve yeterli midir?

 

“Diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri” acaba nasıl bir değerlendirmeye veya teste bağlıdır? Görevlilerle iyi olmak ve örneğin dışarıyla olan ilişkilerden anlamamız gereken Kurum içindeki tüm yöneticilerle olan ilişkiler ise; yöneticilerin hükümlüyle olan ilişkilerinin de ayrıca denetlenmesi ve objektif olarak değerlendirilmesi gerekmiyor mu? “İşlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı” ölçmek için yöntemimiz nedir?

 

Ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının değerlendirilmesi ise sübjektif yorumlara açık bir kriterdir.

 

Madde fıkrasında son sayılan ve teklif edilen değerlendirme ölçütüne göre “Gerektiğinde hükümlünün ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler de istenebilir.”  düzenlemesi dikkat çekicidir ve hak ihlalidir. Düzenlemede geçen “gerektiğinde” halini kim ve hangi koşullarda gerekli görecektir? Ceza infaz kurumuna girmeden önceki yaşamına ilişkin bilgi ve belgeler kimden, nereden ve hangi kurumdan ve ne gerekçeyle istenebilecektir? Nasıl bir değerlendirme yapılacaktır?

 

Herkes Anayasanın 20 maddesine 2010 yılı Anayasa değişikliği ile eklenen son fıkra gereğince kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunması hakkına sahiptir. Özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak verilmesi ve ele geçirilmesi suç olarak kabul edildiği halde kişilerin “yaşamına ilişkin bilgi ve belge istenmesi” hukuka ve Anayasaya aykırıdır.

 

89 uncu maddenin 1. ve 2. Fıkraları birlikte değerlendirildiğinde; iyi halli olma koşullarının onbir ayrı kritere bağlı olduğu ve bu değerlendirme ölçütlerinin soyut olduğu ve İdare ve Gözlem Kurulunun yorumlarının farklılıklarına açık olarak, kendi dünya görüşlerine, siyasal, toplumsal ve felsefi görüş ve inanışlarına göre yorum yaparak karar verme olasılıklarının çok yüksek olduğu düşünülmelidir.

 

Yapılan bir diğer düzenlemeye göre İdare ve Gözlem Kurulunun yapısında suç türlerine ve ceza miktarlarına göre değişiklik önerilmektedir.

 

Madde 89 (3) fıkra teklifine göre;

 

  1. Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar,
  2. Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar,
  3. Kasten öldürme suçları,
  4. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar
  5. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında;

 

On yıl ve daha fazla cezaya mahkumlar ve sayılan suçlardan hükümlüler hakkında değerlendirme yapacak olan İdare ve Gözlem Kurulu farklıdır.

 

On yıl ve daha fazla cezaya mahkumlar ile sayılan suçlardan hükümlüler hakkında:

 

  1. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya,
  2. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına,
  3. Koşullu salıverilmeye

 

ilişkin değerlendirmelerde İdare ve Gözlem kuruluna; Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık edecektir.

 

Madde gerekçesine göre. “Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık edecektir. Cumhuriyet savcısı, ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak idare ve gözlem kurulu değerlendirmelerine katılacak, denetimli serbestlik uygulanarak cezanın infazından sonra koşullu salıverilmeye ayrılacak hükümlüler hakkında yapılacak değerlendirmeye katılmayacaktır.   Ayrıca, idare   ve   gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılacaktır. Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile bu kurumlardan temsilci belirleyerek bildirmeleri istenecek ve ilgili temsilciye idare ve gözlem kurulunun toplantı gün ve saati bildirilecektir.”

 

Böylece idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılacaktır.

 

(4) fıkrada ise İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödeneceği düzenlenmiştir.

 

(5) fıkrada ise “Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.” 

 

Neden böyle bir düzenleme yapıldığını anlamak için maddenin gerekçesine bakmakta yarar vardır:Kanunlarda iyi halliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve bazı hak ve imkanlardan faydalanabilmesi bakımından bu madde hükümleri dikkate alınacaktır. Bu madde uyarınca yapılan değerlendirme olumlu sonuçlanmadığı takdirde hükümlü, söz konusu hak ve imkândan faydalanamayacaktır. Olumlu sonuçlandığı takdirde ise örneğin açık ceza infaz kurumuna ayrılma bakımından hükümlü bu imkândan faydalanabilecektir. Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemeyecek olup, bu süreler yönetmelikle belirlenecektir. Belirtmek gerekir ki, birinci fıkra uyarınca yapılması gereken değerlendirme, en geç altı ayda bir yapılmaya devam edecektir.

Düzenlemeyle, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik altında cezanın infazı ve koşullu salıverilme gibi imkanlardan yararlanabilmesi için ceza infaz kurumlarında kaldığı tüm zamanlar bakımından bir değerlendirme yapılması ve bu değerlendirme sonucuna göre hakkında işlem tesis edilmesi amaçlanmaktadır.”

Bu gerekçeye bağlı olarak yapılan düzenleme ile;

 

(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tâbi tutulma süreleri bir yılı geçemez.

 

(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tâbi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir.

 

Hükümlülerin tüm infaz süreci boyunca iyi halli olup olmadığı 89 madde ile değerlendirilecek ve sayılan suçlar ve cezalar bakımından Cumhuriyet Başsavcısı İdare ve Gözlem Kurulunda yer alacak ve başkanlık edecektir. Kurula katılanlara huzur hakkı ödenecek ve altı ayda bir “iyi halli” değerlendirmesi yapılarak; iyi halli olmaları koşuluyla açık cezaevine ayrılabilme, koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik haklarından yararlanmaya hak kazanılacaktır.

 

Bu düzenleme “iyi halli olma” halini zorlaştırmakta ve sınırlandırmaktadır. Savcılık ve İnfaz hakimliğine yetki vermekte, bazı ceza miktarları ile sayılan suçları işlemiş hükümlülerin diğer hükümlülerden ayrılması suretiyle “iyi halli sayılmaları” zorlaştırılmaktadır.  Böylece koşullu salıverilme, denetimli serbestlik veya açık cezaevine ayrılma hakları Kurula, savcılıklara ve infaz hakimlerinin takdirine bırakılmaktadır.  Sulh Ceza Hakimlerinin kuruluş aşamasında “özgürlükler hâkimi” olarak anıldığının anımsanması ama zaman içinde sürekli verdikleri tutuklama kararları ile bu gün tartışma konusu olmalarından ders alarak sonuç çıkarmamış bulunduğumuz dikkate alınacak olursa; cezaevinden koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine ayrılma hakkı ve “iyi halli olmanın tespiti” bakımından hükümlüler arasında yapılan ayırımın Savcılık ve İnfaz Hakimlerine tanınan yetkilerle daha da artacağı ve tartışma yaratacağı beklenmelidir.

 

  1. KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU DIŞINA ÇIKMA HÂLLERİ (MADDE 92)

 

İnfaz Kanunun 92’nci maddesinde yer alan düzenlemenin (1) fıkrasına göre; “Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (Ek cümle: 15/8/2016-KHK-674/16 Md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/16 Md.) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında[12] yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir.

 

Kanun teklifi ile; 5271 sayılı Kanunun 250 inci maddesi yürürlükten kaldırıldığı[13] için (2) fıkrada aşağıdaki gibi değişiklik teklif edilmektedir.

 

(2) Terör ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak alınan bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hâllerde, hükümlü veya tutuklular, rızaları alınmak koşuluyla, ilgili makamın ve Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine           önceki metinde hâkim) sulh ceza hâkimi kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler. Bu süreler, hükümlü veya tutuklu dinlendikten sonra işin niteliğine göre, her defasında dört günü ve hiçbir surette onbeş günü geçmemek üzere hâkim tarafından tayin olunur ve hükümlülük ve tutuklulukta geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde hükümlü veya tutuklunun sağlık durumu doktor raporu ile tespit edilir. Yer gösterme sırasında yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneği ilgilinin dosyasında muhafaza edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

 

  1. MAZERET İZNİ (MADDE 94)

Yürürlükte olan 5275 sayılı İnfaz Kanununun 94 maddesinde düzenlenen mazeret izni “hükümlülük süresinin beşte birini” iyi halli geçirmiş olan hükümlülere istekleri üzerine mazeret izni verilmekteydi.

Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile Sağlık Kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunması nedeniyle bunlardan her biri için (Yürürlükte bulunan metinde bir defaya mahsus ibaresi madde metninden çıkarılarak yerine) asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla yol süresi dışında bir güne kadar mazeret izni verilebilecektir. Süre hükümlülük süresinin onda birini iyi halli geçirmek olarak değiştiriliyor. Bu izinler Cumhuriyet Savcılığının ve bir kısmı Adalet Bakanının onayı ile verilmektedir.

Mazeret izni

Madde 94- (1) Hükümlülük süresinin onda birini iyi hâlle geçirmiş olanlara hükümlünün isteği ile;

  1. a) Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü nedeniyle ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile,
  2. b) Yukarıdaki bentte sayılan yakınlarından birisinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin veya deprem, su baskını, yangın gibi felâketler nedeniyle zarara uğradıklarının belgelendirilmesi koşuluyla kurum en üst amirinin görüşü, Cumhuriyet Başsavcılığının önerisi ve Adalet Bakanlığının onayı ile,

Yol dışında on güne kadar mazeret izni verilebilir.

 

(2) Bu Kanunun 25 inci maddesi kapsamına girenler (yani Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası infaz edilenler) yani ağırlaştırılmış müebbet hariç, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda bulunanlar da dâhil olmak üzere, güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla tehlikeli olmayan hükümlünün, dış güvenlik görevlisinin refakatinde bulunmak şartıyla, talebi ve Cumhuriyet Başsavcısının onayıyla;

  1. a) İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü nedeniyle cenazesine katılması için yol süresi dışında iki güne kadar,
  2. b) Sağlık Kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunması nedeniyle bunlardan her biri için (Yürürlükte bulunan metinde bir defaya mahsus ibaresi çıkarılarak yerine) asgari bir ay arayla toplam iki defayamahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla yol süresi dışında bir güne kadar,

izin verilebilir. Hükümlünün, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde, kendi evi veya (a) bendinde belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen başka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına çıkmasını gerektirmesi durumunda hükümlüye, bu madde gereğince izin verilemez.

 

  1. ÖZEL İZİN (MADDE 95)

 

Hangi hallerde verilebileceği 95. Maddede düzenlenmiştir ve Kanun teklifine göre;

 

Madde 95- (1) Açık ceza infaz kurumlarında bulunanlarla kapalı ceza infaz kurumunda olup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazananlara, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini veya güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla kurum en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı ile üç ayda bir, yol hariç (Yürürlükteki süre üç gün olup yapılan değişiklik teklifiyle) yedi güne kadar izin verilebilir. (Yürürlükteki Madde metnine eklenen cümle) Hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hâllerde bu izinler birleştirilerek kullandırılabilir.

 

  1. İZİNDEN DÖNMEME, GEÇ DÖNME (MADDE 97)

 

Yürürlükteki 97 inci maddenin (1) fıkrasınaSalgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmez.” cümlesi ve maddeye 3 fıkra eklenmektedir.

 

Madde metninde geçen TCK’nin 292 inci maddesi “Hükümlünün veya tutuklulunun kaçması” suçudur. Cezası altı aydan bir yıla kadar hapistir. Artırılacak halleriyle bir yıldan üç yıla ve bazı hallerde üç katına kadar artırılabilir.

 

Madde 97- (1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 292 inci ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. Salgın hastalık, doğal afet, savaş veya seferberlik durumunda bu sebeplerden dolayı izinden dönemeyen veya geç dönen hükümlülere ceza verilmez.

 

(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır.

 

(3) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler ile firar eden hükümlülere bir daha özel izin verilmez.

 

 

 

  1. MAHKÛMİYET HÜKMÜNÜN YORUMUNDA VEYA

ÇEKTİRİLECEK CEZANIN HESABINDA DURAKSAMA (MADDE 98)

 

Kanun teklifine göre 98. Madde de aşağıdaki gibi değişiklik teklif edilmektedir.

 

Madde 98- (1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanunu’nun 7 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden,

  1. b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden,

duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.

(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

 

Cezanın hesabında duraksama İnfaz Hakimliğine bırakılmaktadır.

Ancak bu değişiklik teklifine göre Türk Ceza Kanunun 7. Maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılması “gerekirse” cümlesine göre hükmü veren mahkeme değerlendirme yapacaktır.

 

Bu yeni düzenleme teklifine göre Kanuncuların uygulanmasıyla ilgili TCK 7. Maddesine bakmakta yarar var.

 

Zaman bakımından uygulama

Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2 Md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.

(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.

 

Sonuç; sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlü lehine ise; lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasında bir tereddüt bulunmamaktadır (Madde 7/2). 

 

  1. BİRDEN FAZLA HÜKÜMDEKİ CEZALARIN TOPLANMASI (MADDE 99)

 

Kanunun 99 uncu maddesinde değişiklik öneren Kanun Teklifine göre infaz hakimliğinden “toplama” kararı istenecektir. Maddeye eklenen cümleye göre; eğer adli para cezasından hapis cezası infaz aşamasında ise bu toplama eklenecektir

Madde 99- (1) Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 inci maddenin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir. Adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dahil edilir.

 

Madde geçen 107. Madde, koşullu salıverilme halini düzenlemektedir. Kanun teklifinde bu maddede değişiklik önerilmiştir.

 

  1. HASTANEDE GEÇEN SÜRENİN CEZADAN İNDİRİLMESİ (MADDE 100)

 

Hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi

Madde 100- (1) Cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması hâlinde burada geçirdiği süre, cezadan indirilir.

(2) Ancak, cezanın infazını durdurmak için hükümlü, hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz. Bu hâlde Cumhuriyet savcısı (Yürürlükteki madde düzenlemesinde geçen mahkemeden kelimesi madde metninden çıkarılarak) infaz hâkimliğinden bir karar verilmesini ister.

 

  1. İNFAZ SIRASINDA VERİLECEK KARARLARIN MERCİİ VE USULÜ

(MADDE 101)

 

Yürürlükte bulunun İnfaz Kanunun 25 inci maddesinde yer alan “mahkeme” kelimesi madde metininden çıkarılacak yerine “infaz hakimliği” getirilmiştir.

 

İnfaz Kanunun 99-102 inci maddeleri arasındaki düzenleme “İnfazla İlgili Kararlar” başlığını taşıyan Kanunun birinci Kitap Dördüncü Kısım Sekizinci Bölümde yer alır. Bu düzenleme İnfaz Hakimliği Kanunu ile İnfaz Kanunu arasında kurulan ilişkiyle İnfaz Hakimlerinin yetkilerinin genişletilmesinin sonucudur.

 

Madde 101- (1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100’üncü maddeler gereğince mahkemeden veya infaz hâkimliğinden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(2) 99 uncu madde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine, bu durumda birden çok infaz hâkimliği yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine aittir. En fazla cezanın;

  1. a) Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara infaz hâkimliğince,
  2. b) Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infaz hâkimliğince,
  3. c) Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliğince,

bu hususta karar verilir.

(3) Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

 

 

  1. KAMUYA YARARLI BİR İŞTE ÇALIŞTIRMA (MADDE 105)

 

Hükmü veren ilk derece mahkemesi suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre sanık hakkında verdiği kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya TCK 50. Maddede sayılan diğer seçeneklere çevirebilir. Bu seçenekler arasında (f) bendinde gösterilen kamuya yararlı işte çalışmak seçeneği de vardır.

 

Türk Ceza Kanunun 50. Maddesinde yer alan “kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların” sayıldığı TCK Madde 50/1- (f) bendindeki (Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla yararlı bir işte çalıştırılmaya” çevrilebileceğinden; bu işlemin infazının nasıl yapılacağı   İnfaz Kanununda 105 maddesinde aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.

 

Madde 105- (1) Türk Ceza Kanunu’nun 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, ücretsiz olarak iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere bir kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılmasıdır. (Kanun teklifi ile eklenen cümle) Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.

(2) Denetimli serbestlik müdürlükleri, bölgelerinde bulunan bu tür kurumlardan hükümlüleri ne suretle çalıştırabileceklerine dair bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar.

 

  1. DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANARAK CEZANIN İNFAZI

(MADDE 105/A)

 

Denetimli serbestlik tek başına ceza infaz müessesi değildir. Şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içinde denetim ve takibinin yapıldığı sistemdir. İyileştirilmeleri. Topluma kazandırılmaları için gereksinim duyulan her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı alternatif ceza infaz sistemi olarak tanımlayabiliriz.

 

  • Etkin Pişmanlık halinde Denetimli Serbestlik: Sanık hakkında bir cezaya hükmedilmeyebilir ama hakkında denetimli serbestlik kararı verilebilir. Örneğin TCK’nin 220 maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan dolayı etkin pişmanlıktan yararlanması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz. Ama etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine başvurulabilir. Bu süre üç yıla kadar uzatılabilir (TKC Madde 221/5)

 

  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararında Denetimli Serbestlik: 5271 sayılı CMK’nun 231/5 maddesine göre sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu durumda sanık hakkında beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle sanık hakkında “denetimli serbestlik” tedbirlerinden birinin uygulanmasına karar verilebilir. Denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

 

  • Kısa Süreli Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesinde Denetimli Serbestlik:

Türk Ceza Kanunun Madde 50’ye göre kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, Mahkemenin takdiri ile kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara, kanunda sayılan tedbirlere çevrilebilir. Mahkemenin takdirine bağlı olarak çevrilebilecek bu tedbirler: c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye, d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya, f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilebilir. Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz (Fıkra 6). Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir (Fıkra 7). Kısa süreli hapis ceza yerine seçenek yaptırım olarak maddede sayılan güvenlik tedbirlerine hükmedilmişse; bu güvenlik tedbirlerinin infazı süresince hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

  • Hapis Cezasının Ertelenmesinde Denetimli Serbestlik:

Türk Ceza Kanunun 51 maddesine göre işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. Denetim süresi içinde; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,  b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,  c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine mahkemece karar verilebilir.

Ayrıca Madde 51 gereğince; (5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.

(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

27.1.5. Koşullu Salıverilmeden yararlanılması ve Denetimli Serbestlik

İnfaz Kanunun 107 inci maddesinde yer alan düzenleme “koşullu salıverilmedir”. Ana hatlarıyla ifade etmek gerekirse hükmolunan hapis cezasının bir kısmının ceza infaz kurumları dışında tamamlanması olarak tanımlayabiliriz. Cezasının bir kısmını ceza infaz kurumunda tamlamış olan hükümlü eğer koşullu salıverilmeye hak kazanmış/kazanabilmiş ise cezasının geriye kalanı cezaevi dışında tamamlayabilir.

 

Yürürlükte bulunan 107 inci maddenin (4) fıkrasına göre; “Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.” Yine 5271 sayılı İnfaz Kanunu Madde 107 /16 fıkra gereğince “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

 

Hükümlü hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğinde hükümlü “denetim süresine” tabi tutulacaktır. Koşullu salıverilen hükümlünün ceza infaz kurumunun dışında çekeceği süre “denetim süresi” demektir. Koşullu salıverilen hükümlü hakkında denetim süresi içinde “denetimli serbestlik tedbiri” uygulanmasına karar verilebilir: Madde 107 / fıkra 7, 8 ve 9 gereğince; (7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılabilir.

(8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde eğitimlerine,                   gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.

(9) Hâkim, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

 

  • Kanun teklifi ile Denetimli Serbestlik Uygulanarak cezanın infazı düzenlemesi

 

Yürürlükte olan İnfaz Kanununda 2012 yılında yapılan kanun değişikliği ile eklenen 105/A maddesine göre: “(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

  1. a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,
  2. b) Çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.”

 

Örneğin koşullu salıverilmesine bir yıl kalan veya açık cezaevinde koşullu salıverilmesine altı ay kalan hükümlüler denetimli serbestlik başvurusunda bulunabilirlerdi.

 

Kanun teklifinin Genel Gerekçesine göre değişiklik nedeni şöyle açıklanmaktadır: “Ayrıca, mevcut denetimli serbestlik uygulaması, belli bir miktara kadar olan hapis cezaları bakımından hükümlülerin ceza infaz kurumlarında çok kısa bir süre kalmalarına neden olmaktadır. Yapılması öngörülen düzenlemeyle, miktarına bakılmaksızın hapis cezası alan tüm hükümlülerin belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanmakta, böylelikle miktarı az olan hapis cezaları bakımından denetimli serbestlik uygulaması nedeniyle oluşan cezasızlık algısının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.”

 

Kanun teklifine göre bir yıllık süre yerine koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte dördünü ceza infaz kurumunda” geçirmeyi yeterli saymaktadır. Ayrıca açık ceza infaz kurumunda son altı ayı kalması ve çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlama sürelerini kaldırmaktadır. Kanun teklifi yasalaştığı takdirde; açık cezaevinde kalanlar, çocuk eğitim evinde kalanlar iyi halli olmaları koşuluyla denetimli serbestlik için başvurabilirler.

 

Ayrıca koşullu salıverilme süresine bir yıl kalması yerine ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte dördünü cezaevinde geçirmiş olanlar da denetimli serbestlik başvurusu yapabileceklerdir.

 

  • İnfaz Kanunun 105/A Maddesinde yapılacak değişikliklerle ilgili Kanun teklifinde:

 

Madde 105/A- (1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte dördünü ceza infaz kurumunda geçiren ve açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi üç yılı geçemez.

 

(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları halinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

 

(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

 

  1. a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler,

 

(Not: Yürürlükteki düzenlemeye göre b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. Bu düzenlemedeki koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalan cümlesi yerine cezaevinde koşullu salıverilme için geçirilmesi gereken sürenin beşte üçünü cezaevinde geçirmeyi yeterli kabul eden fıkra (b) düzenlemesine göre…)

 

  1. b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri ve diğer şartları da taşımaları halinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi dört yılı geçemez.

 

(4) (Değişik: 18/06/2014-6545/80md.) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.

 

(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;

  1. a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,
  2. b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,
  3. c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,
  4. d) Belirlenen programlara katılması,

yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir.

 

(6) Hükümlünün;

  1. a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi,
  2. b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
  3. c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir.

 

(Not: İnfaz kanunun 7. Maddesinde yer alan düzenlemeler ve süreler Anayasa Mahkemesinin 4 ayrı kararı ile iptal edilmiştir. Bu iptallerden sonra gelen düzenleme Kanunu teklifinde yeni bir düzenlemedir.) 

 

(7) Hükümlü hakkında[14] denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

 

(8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 292 inci ve 293’üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

 

(9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 inci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.

 

(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

 

  1. ADLÎ PARA CEZASININ İNFAZI (MADDE 106)

İnfaz Kanunun Madde 106’da yer alan tanıma göre Adlî para cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 52 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

 

Kanun teklifi ile önerilen 52 inci maddenin (9) fıkrasıdır. Bu teklifi göre Madde 52/ (9)16’ncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.

Madde 16 “Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Nedeni ile Ertelenmesi “olduğuna göre adli para cezalarının infazının hastalık hali istisna kabul edilmiştir.

 

  1. KOŞULLU SALIVERİLME (MADDE 107)

Hükümlülerin koşullu salıverilmeyi hak edebilmeleri iyi hâlin saptanmasına bağlıdır (Madde 107).

Yürürlükte bulunan 89 madde ve kanun teklifi ile değiştirilmesi önerilen “koşullu salıverilme” düzenlemesi birlikte değerlendirilmelidir.

  1. maddeye göre mahkûmun “iyi halli” kabul edilebilmesi için;
  2. Hükümlünün, Kanunun 107 inci maddesinde öngörülen süreleri,
  3. Ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak,
  4. Haklarını iyi niyetle kullanarak,
  5. Yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş
  6. Ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak
  7. İdare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.

Ancak bu sayılan koşullara uygun görülen hükümlüler iyi halli sayılacak ve kapalı infaz ceza kurumundan açık infaz ceza kurumuna geçmeye hak kazanmış, koşullu salıverilmeyi hak etmiş olacaklardır.

Yürürlükte bulunan ama değişiklik teklifi inde yer alan İnfaz Kanunun Koşullu salıverilme hakkını düzenleyen 107. Maddesinin (1) fıkrasına göre; “Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.” ilk koşuldur. Maddenin (2) fıkrasına göre; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

Kanun Teklifinde 107. Madde için önerilen bu değişiklik üçte iki yerine ceza infaz kurumunda çekilmesi gereken süre “yarısıdır”.  Hükümlü ceza infaz kurumunda çekmesi gereken sürenin yarısını çekmek suretiyle “koşullu salıverilme” hakkından yararlanacaktır. Böylece cezaların infazında yürürlükten kaldırılmış olan 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında Kanundaki eski düzenlemeye geri dönülmektedir.

Kanun Teklifi Madde 14 / (3) ve İnfaz Kanunun 89 ve 107 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; kapalı cezaevi kurumundan cezası infaz edilmekte olan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna geçebilmesi için; bir başka deyişle “koşullu salıverilmeyi” hak edebilmesi iyi halli olmak zorundadır.

Ayrıca 107 inci maddenin son fıkrasında yer alan “(16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.” Düzenlemesinde herhangi bir değişiklik önerilmemektedir.

İyi halli olup olmadığının saptanması ise 107. Maddede sayılan 16 ayrı fıkrada sayılan düzenlere uygun olabilmelidir. Öncelikle 107/ (3) fıkra başlığı altında “Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre” geçirilmiş olması, cezaevinde belirtilen sürülerde yatmış olması şartı getirilmiştir.

Sonuç olarak Kanun Teklifinin 14. Maddesinin (3) fıkrasında yer alan düzenlemeye göre kapalı ceza infaz kurulundan açık ceza infaz kurumuna geçebilmek; ancak ve ancak iyi halli olma koşuluna bağlı olarak ve hem disiplin kurulu ve hem de cezaevi idare kurulu (burada kastedilen kurulacak olan idare ve gözlem kurulu olduğu anlaşılıyor) tarafından verilecek bir Raporla saptanması gerekmektedir.

Çok uzun ve detaylı bir sınırlandırma olduğu, her İnfaz Kanunu Madde 89 ve Madde 107 ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünülürse anlaşılması güç ve uygulamada birçok sorun çıkaracağı ve Kanun teklifinin gerekçesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Kanun teklifinde yer alan koşullu salıverilme teklifi:

“Madde 107- (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(Not: Yürürlükteki Kanunun 107 inci maddesinde üçte iki olan bu süre yerine önerilen değişiklik cezaların yarısının çekilmiş olmasıdır. Ayrıca yine (2) fıkrada sayılan suçlar bakımından cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabileceklerdir. Ayrıca suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanacaktır

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun;

  1. a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
  2. b) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
  3. c) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
  4. d) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
  5. e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
  6. f) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;

  1. a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,
  2. b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
  3. c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
  4. d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
  5. e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,

Yıldır.

(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının (Not yürüklükteki 107 inci maddede bu oran dörtte üçtür) üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. Ancak, bu süreler;

  1. a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
  2. b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
  3. c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
  4. d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
  5. e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,

Yıldır. (Ek cümle: 22/7/2010- 6008/9 Md.) Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.

(7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılabilir.

(8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.

(İnfaz hakimine denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanması bakımından yetki verilmektedir).

(9) İnfaz hâkimi, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir. İnfaz hâkimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir. Bu karar gereğince denetimli serbestlik müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;

  1. a) Belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma,
  2. b) Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,
  3. c) Belirlenen programlara katılma,

yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar. Denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilir.

(10) İnfaz hâkimi, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.

(11) Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verilir. İnfaz hâkimi, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir; raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.

(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;

  1. a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,
  2. b) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin,

Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

(14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

(15) Hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse ya da bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse hükmü veren ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği, cezaların toplandığı hâller ile hükmün bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş olması hâlinde ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

(16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı Dördüncü Bölüm, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı Beşinci Bölüm, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

  1. MÜKERRİRLERE VE BAZI SUÇ FAİLLERİNE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ (MADDE 108)

Türk Ceza Kanunun 58 inci maddesine göre, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için ilk suçun cezasının infaz edilmiş olması gerekmez.

Eğer sanık hakkında verilen mahkumiyette suçta tekerrür hükümleri uygulanırsa; cezasını “mükerrirlere özgü infaz rejimi” düzenlemesine göre infaz edilecektir. İlk kez suç işleyen bir kişiye göre daha ağır bir yaptırım sistemidir.

İnfaz Kanunun 108 inci maddesinde Kanun teklifi ile önerilen:

Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

  1. a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
  2. b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
  3. c) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, (Yürürlükte olan maddede böyle bir düzenleme yoktur ve yenidir)
  4. d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, (Yürürlükteki düzenlemede bu süre dörtte üçünündür)

İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (Bu cümleden sonra (d) bendine eklenen cümle) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.

(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.

(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez. (Ek cümle) Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.

(4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.

(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.

(6) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.

(7) (Ek: 18/6/2014-6545/82 Md.) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.

(8) (Ek: 18/6/2014-6545/82 Md.) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 Md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Yürürlükteki maddede olmayan cümle eklenerek) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:

  1. a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
  2. b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
  3. c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak
  4. d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
  5. e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak
  6. f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) (Ek: 18/6/2014-6545/82 Md.) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) (Ek: 18/6/2014-6545/82 Md.) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

  1. ÖZEL İNFAZ USULLERİ (MADDE 110)

 

Hapis cezası kesintisiz olarak cezaevinde uygulanır. Bazı durumlarda özel infaz usulleri uygulanabilir. Cezanın infazı sırasında da hükümlünün talebine göre kakar verilebilir. Bu halde koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

 

Yürürlükte bulunan 110. Maddeye göre “Hükmü veren Mahkeme’nin veya “hükümlü”nün mahkemeye başvurması gerekiyordu. Ancak İnfaz Hakimliği Kanunu değişikliğine göre karar verme yetkisi İnfaz Hakimliğine ait olacaktır. Madde 110 düzenlemesine göre altı ay veya daha az süreli hapis cezaları için talepte bulunuluyordu.

 

Kanun teklifi ile; hükmü veren mahkemenin kakar verme yetkisi kaldırıldı. Hükümlünün talebi üzerine karar verilmesi kabul edildi. Teklife göre “kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay” ve taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere “taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl ve daha az süreli hapis cezasının özel infaz usullerine göre çektirilmesi mümkün hale gelmiştir.

 

Kanun Teklifine göre değişiklik önerisi:

 

Madde 110- (1) İnfaz hâkimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının;

 

  1. a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,

 

  1. b) (Yürürlükte bulunmayan cümle olarak “Hafta sonları Hariç” cümlesi (b) bendine eklenerek) Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri,

Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.

 

(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;

 

  1. a) Kadın, (ek) çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları (yürürlükte olan altı ay) toplam bir yıl,

 

  1. b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam iki yıl, (Bu süre bir yıl)

 

  1. c) Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam dört yıl, (Bu süre üç yıl)

 

veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

 

(Yürürlükte bulunan madde düzenlemesinde yer alan süreler altı ay/toplam bir yıl, bir yıl/iki yıl, üç yıl /dört yıl olarak artırılmıştır)

 

(3) Toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16’ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (Toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanların veya 16. Maddeye göre hastaların cezalarının Konutunda çektirilmesi hakkında yeni düzenleme teklifidir)

 

(Aşağıda110. Maddeye eklenen (4) fıkra ile toplam üç veya daha az süreli hapis cezası ile adli para cezası hapse çevrilen kadınlar için cezalarının konuttu çektirilmesi teklif edilmektedir)

 

(4) Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekir. Konutta infaza en geç bu süre sonunda başlanır. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hâkimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldırır.

 

(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında tâbi oldukları infaz rejimine göre koşullu salıverilme hükümleri uygulanır. Ancak, 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz. (Yürürlükteki 110 maddenin (4) fıkrasında yer alan “Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesi kaldırılarak koşullu salıverilmenin uygulanabileceği, sadece denetimli serbestlik uygulanarak cezanın infazını düzenleyen 105/A maddesinin uygulanmayacağı teklif edilmiştir)

 

(6) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.

 

(7) İnfaz hâkimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilir. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde ise bu usulün uygulanmasına son verilir ve bu halde infaza açık ceza infaz kurumunda devam edilir. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilir. Bu fıkranın uygulandığı hallerde 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz.

 

(8) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır.

 

(9) Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri;

  1. a) Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
  2. b) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
  3. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler,
  4. d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler,

hakkında uygulanmaz.

 

(NOT Yani; hakkında bu madde hükmü uygulanmayacak olarak sayılanlar; eğer toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16’ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız sürdüremiyorsa 110 maddeden yararlanabilecektir (Üçüncü fıkra). Aynı şekilde hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacaklar olan sayılanlar toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesi hakkındaki düzenlemeden yararlanacaklardır (Dördüncü fıkra). 

 

(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

 

  1. TUTUKLULARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ (MADDE 116)

 

İnfaz Kanunun 116 ıncı maddesinde çok detaylı olarak tutukluların yükümlülükleri” sayılmıştır. Maddenin (1) fıkrası sonunda İnfaz Kanunun 9 (Yüksek Güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları), 16 (Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi), 21 (Kuruma alınma ve kayıt işlemleri), 22 (Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi), 26 ( Cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına uyma), 28 (Bina ve eşyanın korunması), 34 (Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi) ila 53 (Nakiller), 55 (Disiplin Nedeniyle nakli) ila 62 (Süreli Yayınlardan yararlanma Hakkı, 66 (Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı) ila 76 (Öğretimden yararlanma), 78 ( Hükümlünün Muayene ve Tedavisi) ila 88 (Kütüphane ve Kurslardan Yararlanma) ile ilgili maddelere ek olarak Kanun Teklifi ile 65 ( Hükümlünün bakıma Muhtaç çocuklarının barındırılması) ila 76 ıncı madde arasındaki maddelerde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk haliyle uzlaşır nitelikte olanları tutukluluk hakkında da uygulanabilir.  (İnfaz Kanunu 65 madde eklenerek 76 ıncı maddeye kadar olanlar dahil tutuklulara da yükümlülük getirilmiştir)

 

Kanun teklifine göre 116 ıncı maddenin (3) fıkrasında yapılan değişiklikle;

 

(3) (Ek: 27/4/2012-6301/2 Md.) Ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında, bunlardan her biri için ( Yürüklükteki düzenlemede yer alan “bir defaya” ibare madde metninden çıkarılarak yerine) asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hasta ziyareti amacıyla bir güne kadar izin verilebilir.

 

  1. GEÇİCİ MADDE 6 / 30.03.2020 TARİHİNE KADAR İŞLENEN SUÇLAR

 

Kanun teklifi ile İnfaz Kanununa aşağıdaki GEÇİCİ MADDE 6 EKLENMİŞTİR

 

Geçici Madde 6 gerekçesine göre; 5275 sayılı Kanunun geçici 6’ncı maddesi değiştirilmektedir. Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenen bazı suçlar bakımından 17/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK ile kabul edilen denetimli serbestlik uygulamasının tarihi 30/3/2020 tarihine getirilmek ve denetimli serbestlik süresi üç yıla çıkarılmak suretiyle kapsam genişletilmektedir. Ayrıca, istisna tutulan suçlar arasına bazı yeni suçlar eklenmektedir.” Geçici 6. Madde İnfaz Kanun teklifi ile değiştirilecek 105/A maddesinde yazılı olan süreleri 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından sürelerini değiştirmektedir.  Bu maddenin uygulanması 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından geçerli olacaktır.

 

33.1.    GEÇİCİ MADDE 6 BİRİNCİ FIKRA TEKLİFİ:

            DENETİMLİ SERBESTLİK BİR YILDAN 3 YILA ÇIKARILMAKTADIR:

 

Kanun Teklifine göre yürürlükte olan Madde 105/A- (1) Fıkrasına göre;

 

Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 Md.)

(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

  1. a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,
  2. b) Çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

 

Yürürlükte olan 105/A (1) fıkrasına göre koşullu salabilmesine bir yıl veya daha az kalan iyi halli hükümlüler talep ederlerse koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreyi denetimli serbestlikte geçirebileceklerdi.

 

Bu düzenlemedeki “bir yıllık süre” Kanun teklifi ile 3 yıla çıkarılmaktadır. Ayrıca istisna olarak yeni suçlar eklenmiştir (Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu, işkence suçu, eziyet suçu)

 

GEÇİCİ MADDE 6- (1) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu, (madde 87, fıkra iki, bent d), işkence suçu (madde 94 ve 95), eziyet suçu (madde 96), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre,üç yıl” olarak uygulanır.

 

 

33.2.    GEÇİCİ MADDE 6 İKİNCİ FIKRA TEKLİFİ

            SÜRELERİN UZATILMASI VE İSTİSNA SUÇLARIN ÇOĞALTILMASI  

Geçici 6. Madde ikinci fıkrasında 30.03.2020 tarihine kadar işlenen suçlardan Türk Ceza Kanunu’nun kasten öldürme suçları / cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar / özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar / İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (Devlet aleyhine suçlar) / Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; 105/A Maddesinin (3) fıkrasında yer alan aşağıdaki süreleri

“Madde 105/ (3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

  1. a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl (bu süre dört yıla çıkıyor) veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,
  2. b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, (Buradaki üç yıllık süre kaldırılıyor. 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin yararlandırıyor)

diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

Kanun Teklifine göre Geçici Madde 6 / İkinci fıkra

2) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, Türk Ceza Kanunu’nun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; 

 

  1. a) Sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında bu maddede değişiklik yapan Kanunla değiştirilen 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “iki yıl”lık süre, “dört yıl” olarak uygulanır.

 

  1. b) Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken süreler, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilir. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirilir.

 

33.3.    GEÇİCİ MADDE 6   ÜÇÜNCÜ FIKRA TEKLİFİ /

İYİ HALLİ OLANLARIN YARARLANDIRILMASI

Kanun Teklifinin (1) ve (2) fıkralarında yer alan birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanabilecektir.

Geçici Madde 6 Üçüncü fıkra teklifi:

(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi halli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanır.

 

33.4.    GEÇİCİ MADDE 6 DÖRDÜNCÜ FIKRA TEKLİFİ /

DENETİMLİ SERBESTLİK UYGULAMASI SIRASINDA AÇILAN SORUŞTURMALAR VE SONUÇLARI

Yürürlükte bulunan Madde 105/A maddesinin (6) ve (7) fıkra hükümleri saklı tutulmak suretiyle değişiklik önerilmektedir. Ancak 7 fıkra zaten Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

 

Teklife göre aşağıdaki (6) fıkra hükmü saklı kalmak koşuluyla:

“(6) Hükümlünün;

  1. a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,
  2. b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
  3. c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(7) Hükümlü hakkında;(…)

 

Denetimli Serbestlik uygulamasına geçildikten sonra cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan soruşturma başlatılması halinde veya kovuşturmaya yer olmadığına kakar verilirse Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün talebi ve İnfaz Hakımlığı kararı ile açık veya kapalı infaz kurumlarına gönderilme kararı düzenlenmektedir.

 

 

4) 105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, bu madde uyarınca hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

 

 

33.4.    KANUN GEÇİÇİ MADDE 6 

5 FIKRA TEKLİFİ ÇOCUK HÜKÜMLÜLERE TANINAN AYRICALIK

Çocuk hükümlülere tanınan ayrıcalık ile 30.03.2020 tarihine kadar işlenmiş suçların cezasının infazında bir gün iki gün sayılacaktır.

Kanun Teklifinde Madde gerekçesine göre;

“Maddenin beşinci fıkrasıyla, 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir günün ise iki gün olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmaktadır.

Düzenlemeyle, koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından yetişkinlere nazaran çocuk hükümlülere ayrıcalık tanınmaktadır.”

 

(5) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

 

  1. GEÇİCİ MADDE 9 / 30.03.2020 TARİHİNE KADAR İŞLENEN SUÇLAR

 

34.1.    GEÇİCİ MADDE MADDE 9 / (1) FIKRA

LEHE KANUN UYGULAMASI

MADDE 105 /A DİKKATE ALINMAYACAK SÜRELER

Geçici 9 Madde COVİD 19 salgınını da içeren bir düzenlemedir. Yine İnfaz Kanunun 105/A Maddesinde düzenlenmiş olan denetimli serbestlik uygulamasıyla ilgilidir.

Kanun teklifi Kanunun 105/A maddesinin uygulamasıyla ilgili olarak; zaman bakımından uygulama ile ilgili düzenleme getirmektedir.

Denetimli Serbestlik Bakımından lehe kanun uygulanacaktır. Eğer 105/A maddesinin değişiklikten önceki hali hükümlünün lehine ise eski düzenleme, eğer yeni kanun teklifi ile getirilen ve değiştirilen 105/A maddesi hükümlü lehine ise lehe olan değişiklik uygulanacaktır.

Ayrıca Yürürlükte bulunan Madde 105/A (1) fıkradaki hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

(a) bendinde yer alan “Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren” düzenlemesindeki altı aylık süre şartı uygulanmayacaktır. Bu durumda açık cezaevinde son altı geçirme kuralı kaldırılarak açık ceza infaz kurumundakiler denetimli serbestlikten yararlanabileceklerdir.

Yine madde 105/A (b) bendinde yer alan “(b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlamak” şartını taşıyan bu düzenleme dikkate alınmayacak ve çocuk eğitim evinde bulunanlar cezasının beşti birini tamamlama koşuluna bağlı kalınmadan Denetimli Serbestlikten yararlanacaklardır.

 

 

 

 

Bu durumda Geçici Madde 9 (1) fıkra aşağıdaki gibi teklif edilmiştir:

GEÇİCİ MADDE 9- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları bakımından 105/A maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, bu maddeyi ihdas eden Kanunla söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirilir ve hükümlünün lehine olan düzenleme uygulanır. 105/A maddesinin değişiklikten önceki hükümleri değerlendirilirken, birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şart uygulanmaz.

 

(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 89 uncu maddede yapılan değişiklikler, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

 

(3) 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan beş günlük süre, 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanır.

 

(4) 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188 inci maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar için verilen süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

 

(5) Covid-19 salgın hastalığının Ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106’ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilir.

 

34.2.    GEÇİCİ MADDE MADDE 9 / (2) FIKRA

MADDE 89 DAKİ KOŞULLU SALIVERİLMEDE İYİ HALİN TESPİTİ

01.09.2020 TARİHİNDEN SONRA UYGULANACAKTIR

İnfaz Kanunun 89 uncu maddesinde Kanun teklifi ile değişiklik önerilmiş ve “Koşullu Salıverilmede İyi Halin Saptanması” başlıklı düzenlemeler değiştirilmiştir. Bu durumda Madde 89 değişiklikleri 01.09.2020 tarihinden sonra uygulanacaktır. Çünkü İnfaz Hakimliği Kanunda yapılan değişiklikle 01.09.2020 tarihinden itibaren kurulacak İnfaz Hakimliklerine göre düzenlenmiştir.

Madde gerekçesine göre; maddenin ikinci fıkrasıyla, Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarih, 1/9/2020 olarak belirlenmektedir. Bu tarihe kadar 89 uncu maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam edecektir.

(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 89 uncu maddede yapılan değişiklikler, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

 

34.3.    GEÇİCİ MADDE MADDE 9 / (3) FIKRA

MADDE 105/A DAKİ

COVİD 19 SALGINI NEDENİYLE

DENETİMLİ SERBESTLİK MÜDÜRLÜĞÜNE 5 GÜNE ÇIKARILAN BAŞVURU SÜRESİ 1.9.2020 TARİHİNE KADAR GEÇİCİ OLARAK 25 GÜN 

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etme süresi, Ülkemizde de etkisini gösteren salgın hastalık (Covid-19) nedeniyle 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanacaktır.

Yürürlükte bulunan Madde 105/A (6) fıkrasına göre Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde hükümlünün başvurması gerekmektedir. Bu üç günlük süre 105/A maddesinde yazılı 3 günlük süre Kanun Teklifi değişikliği ile beş güne çıkarılmıştır. Geçici Madde 9 (3) fıkra ile 5 günlük süre ise 01.09.2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uzatılmıştır ve hükümlü üç gün yerine 25 günde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurma hakkı verilmiştir.

(3) 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan beş günlük süre, 1/9/2020 tarihine kadar yirmibeş gün olarak uygulanır

34.4.    GEÇİCİ MADDE MADDE 9 / (4) FIKRA

MADDE 107 DEĞİŞİKLİĞİ DİKKATE ALINARAK CEZAEVİNDE KALMA SÜRESİ CEZANIN YARISI DEĞİL SAYILAN SUÇLARDA KOŞULLU SALIVERİLME ORANI ÜÇTE İKİ OLARAK KORUNMAKTADIR.

Geçici Madde 9’da (4) fıkranın madde gerekçesine göre:

 

Maddenin dördüncü fıkrasıyla, 6545 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki duruma ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununun 102 inci maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesi, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası ve 188 inci maddesinde düzenlenen suçlardan hapis cezasına mahkum olanların koşullu salıverilme oranlarının, 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanundan önce üçte iki olduğu ve Teklifle 107 inci maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle de üçte iki oranının yarıya ineceği gözetildiğinde, anılan suçların 6545 sayılı Kanundan önce işlendiği durumlardaki koşullu salıverilme oranı da yarıya ineceğinden, geçici düzenlemeyle bu suçlar yönünden mevcut üçte ikilik koşullu salıverilme oranı korunmaktadır. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen tüm suçlar geçici madde kapsamına alınmaktadır.

 

TCK Madde 102. Cinsel Saldırı Fıkra (2): Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

TCK Madde 103. Çocukların cinsel istismarı suçu

TCK Madde 104. Reşit olmayanlarla cinsel ilişki

TCK Madde 105. Cinsel Taciz

TCK Madde 188. Uyuşturucu veya uyarıca madde imal ve ticareti

 

Sayılan bu suçlardan 28 Haziran 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanundan önce koşullu salıverilmeye hak kazanabilmek için cezanın çekilme oranı (üçte iki) infaz süresine bağlıydı.

 

Bu süre Kanun değişikliği teklifi ile Madde 107’de düzenlenen koşullu salıverilme için cezanın yarısının çekilmesi kabul edildiğinden 2014 yılından önce işlenmiş suçlarda koşullu salıverilme oranı yarıya düşecektir.

 

Bunun sayılan suçlarda önlenmesi amacıyla bu suçlarda koşullu salıverilme oranları bakımından cezaevinde kalma ve cezanın infaz süresi olan üçte iki süre yatılmadan koşullu salıverilmeye hak kazanılamayacaktır. Bu suçlar için cezanın yarısını çekmekle koşullu salıverilmeye hak kazanmak yerine cezanın üçte ikisi çekildiği zaman koşullu salıverilmeye dair istisnadır.

 

4) 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188 inci maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar için verilen süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

 

34.5.    GEÇİCİ MADDE MADDE 9 / (5) FIKRA

COVİT- 19 SALGINI VE İZİN HAKKINDA

Kanun teklifinin Geçici Madde 9 (5) fıkra gerekçesi:

“Maddenin beşinci fıkrasıyla, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlülerin ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılması ve salgının devam etmesi halinde bu sürenin, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilmesi imkanı getirilmektedir.

Covid-19 hastalığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11/3/2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilmiş ve bu hastalık Ülkemizde de görülmeye başlanmıştır. Salgının yayılmasını önlemenin en etkili yolunun, insanların birbirleriyle olan temasının asgariye indirilmesi olması nedeniyle, salgının yayılmasının en aza indirilmesi ve kişilerin sağlığının korunması amacıyla birçok idari tedbir alınmıştır. Düzenlemeyle, ceza infaz kurumlarına ve denetimli serbestlik müdürlüklerine yönelik olarak salgın hastalıktan korunmaya yönelik tedbir alınmaktadır. Belirtilmelidir ki, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere farklı sürelerle uzatma kararları verilebilecektir. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu süreler içinde, açık ceza infaz kurumlarına ayrılanlar veya açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya hak kazananlar ile denetimli serbestlikten yararlanan hükümlüler de düzenlemeden istifade edebileceklerdir. Diğer yandan, bu fıkra uyarınca izinli sayılmalarına karar verilen hükümlülerin, 95 inci madde veya diğer mevzuat kapsamında sahip bulundukları özel izin hakkı mahfuz kalacak olup, bu hak bakımından herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır.”

Kanun teklifi ile COVİD – 19 salgını nedeniyle 31 Mayıs 2019 tarihine kadar “izin sistemi” getirilmiştir. Madde 105/A düzenlemesine göre denetimli serbestlikte olanlar 106 maddedeki adli para cezası ve diğer kanunlara göre denetimli serbestlik uygulanmasına karar verilmiş olan hükümlüler yararlanacaklardır.

Geçici Madde 9 / (5) Covid-19 salgın hastalığının Ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106’ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilir

  1. GEÇİCİ MADDE GEÇİCİ MADDE 10.

KURUM DIŞI ÇALIŞTIRMA BİR YIL SONRA UYGULANACAK

 

İnfaz Kanunu 30 maddesi ile düzenlenmiş olan “kurum dışı çalıştırma” düzenlemesine ek yapılması ve “uygulanmayacak kısıtlayıcı hükümlerin” Cumhurbaşkanınca çıkarılacak Yönetmelikte gösterileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle Yönetmelik çıkarılması için uygulama bir yıl sonraya bırakılmıştır.

 

GEÇİCİ MADDE 10- (1) 30 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında çalıştırılmasına ilişkin düzenleme, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra uygulanır.

 

[1] Anayasa Mahkemesi’nin 23/5/2014 tarihli ve 29008 sayılı Resmî Gazete ’de yayınlanan 9/4/2014 tarihli ve E.:2014/26 ve K.: 2014/78 sayılı Kararı

[2] Madde 89 Koşullu Salıverilmede iyi halin saptanması

[3] 5275 sayılı İnfaz Kanunu “Koşullu Salıverilmede iyi halin saptanması” Madde 89- (1) Hükümlünün, Kanunun 107 inci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.

[4] MADDE 12 (Değişik:RG-22/8/2015-29453)

 

[5] Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri

Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.

(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.

(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.

(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.

(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

[6] Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.

(2) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır (Değişik: 24/1/2013-6411/5 Md.)

(3) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir (Ek: 24/1/2013-6411/5 Md.).

 

[7] Hücreye koyma

Madde 44- (1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

  1. a) Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek.
  2. b) Tünel kazmaya teşebbüs etmek.
  3. c) Firara teşebbüs etmek.
  4. d) Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak.
  5. e) Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı gerektiren şekilde kasten yaralamak.
  6. f) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak, özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçları gerçekleştirmek için oluşturulan gruplara katılmak veya bunlarla dayanışma içinde olmak.
  7. g) Üçüncü fıkranın (g) bendinde belirtilenler dışında kalıp da Kanuna uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç, gereç veya malzemeyi ceza infaz kurumlarına sokmak, bulundurmak, kullanmak.
  8. h) Sayım ve aramalar ile 43 üncü maddenin (e) bendinde belirtilen faaliyetlere şiddet kullanarak engel olmak veya buna kalkışmak.

ı) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine  rüşvet teklif etmek veya vermeye kalkışmak.

  1. j) Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.
  2. k) Kuruma, kurum görevlilerine veya hükümlü ve tutuklulara ait şeyleri çalmak veya bunlara kasten zarar vermek.
  3. l) İzin süresini özürsüz olarak en fazla iki gün geçirmek.
  4. m) Hükümlü ve tutukluların beslenmelerini engellemek, açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik veya ikna etmek, bu yolda talimat vermek.

(3) Onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

  1. a) İsyan çıkartmak.
  2. b) Kuruma ağır zarar vermek.
  3. c) Kasten yangın çıkarmak.
  4. d) Adam öldürmek veya öldürmeye kalkışmak.
  5. e) Hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak.
  6. f) Cinsel saldırıda veya çocuklara karşı cinsel istismarda bulunmak, bu suçlara kalkışmak veya cinsel tacizde bulunmak.
  7. g) Her türlü ateşli silâh, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilâç ve madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak.
  8. h) Görevlileri veya hükümlü ve tutukluları rehin almak.

ı) Firar etmek veya tünel kazmak.

  1. j) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak, özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçları gerçekleştirmek için nüfuz kullanarak grup oluşturmak.
  2. k) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek.
  3. l) Suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak.
  4. m) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvet vermek.

(4) Hücre, yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimde düzenlenir.

(5) Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler ve avukat ile görüşmesine engel olunmaz.

 

[8] Madde 48/(4):  İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır;

  1. a) Kınama cezası onbeş gün,
  2. b) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası bir ay,
  3. c) Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası üç ay,
  4. d) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası üç ay,
  5. e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası üç ay,
  6. f) Hücreye koyma cezası 44 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerde altı ay, üçüncü fıkrasındaki hâllerde bir yıl,
  7. g) Hücre cezasına karşılık ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, (f) bendinde belirtilen süre, Sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezalar kurum en üst amiri tarafından, diğer bentlerde belirtilen cezalar, kurumun en üst amirinin önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılır.

 

[9] Madde 48/ (4) İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır;

  1. a) Kınama cezası onbeş gün,
  2. b) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası bir ay,
  3. c) Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası üç ay,
  4. d) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası üç ay,
  5. e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası üç ay,
  6. f) Hücreye koyma cezası 44 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerde altı ay, üçüncü fıkrasındaki hâllerde bir yıl,
  7. g) Hücre cezasına karşılık ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, (f) bendinde belirtilen süre, Sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezalar kurum en üst amiri tarafından, diğer bentlerde belirtilen cezalar, kurumun en üst amirinin önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılır.

[10] Madde 62- (1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez

[11] Madde 66- (1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

(2) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilirler.

(3) Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, (Kanun teklifi ile eklenen ibare) salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır.

(4) Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitim evlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar.

 

[12] Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları

Madde 9- (1) (…)

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),
  2. b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),
  3. c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188),
  4. d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  5. e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

 

[13] 02.07.2012 kabul tarihli 6352 sayılı Kanunun 105. Maddesi ile yürürlükten kaldırıldı.

[14] (7) Hükümlü hakkında; a) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli ve E.: 2014/14, K.: 2014/77 sayılı Kararı ile.) b) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/12/2013 tarihli ve E.: 2013/33, K.: 2013/69 sayılı Kararı ile.)

  1. c) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/12/2013 tarihli ve E.: 2013/33, K.: 2013/69 sayılı Kararı ile.) (İptal birinci ve ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 9/4/2014 tarihli ve E.: 2014/14, K.: 2014/77 sayılı Kararı ile.)