Ceza Muhakemesi Kanunu değişiklik teklifi

0
294

                                                            III- KANUN

5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ 31.03.2020

  

  1. ADLÎ KONTROL

Yürürlükte bulunan Ceza Muhakemesi Kanunun 109. Uncu maddesinde “Adli Kontrol” düzenlenmiştir. Madde 109 gereğince; “Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100’üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” (Md. 109/1). Maddede 7 ayrı fıkra vardır.ff

Kanun Teklifi ile Ceza Muhakemesi Kanunun 109 maddesine ek olarak aşağıdaki (4) fıkra getirilmektedir.  

(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16’ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.

Bu Ek fıkradan yararlanmanın ve adli kontrol kararı verilebilmesinin koşullarından ilki tutuklama tedbiri yerine “adli kontrol” uygulanabilmesinin koşullarından birisi şüphelinin durumu 5275 sayılı İnfaz Kanunun 16 maddesinin 3. Fıkrasına göre tespit edilen bir durum içinde olmalıdır.

Bu durumda 5275 sayılı İnfaz Kanunun 16. Maddesinin 3’üncü fıkrasına bakmak gerekiyor:

“Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlığı altında 5275 sayılı Kanunun 16 ıncı maddesinde ertele nedenleri sayılmıştır.

Madde 16’ya göre;

(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu’nun 57’nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

İşte bu iki fıkrada ayrı ayrı sayılan “geri bırakma” kararının verilmesi Adli Tıp Kurumu kararına bağlanmıştır. CMK Madde 109’da yer alan düzenleme şöyledir:

Madde 16: (3) Yukarıdaki fıkralarda (yani 1 ve 2’nci fıkralarda) belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Sonuç olarak 109 maddedeki tutuklama kararı verilmesi yerine “adli kontrol” kararı verilebileceği hakkındaki Kanuni düzenlemeden yararlanabilmek için üç ayrı koşul vardır:

  1. Kanun teklifine göre Madde 109/ (3) fıkraya uygun oldukları tespit edilenler; bir başka deyişle durumlarının Madde 109/ (3)’e uygun olması koşuluyla şüpheliler hakkında “tutuklama” kararı yerine “adli kontrol” kararı “verilebilir” şeklinde düzenleme teklif edilmektedir.
  1. Kanun teklifine göre; gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
  1. Kanun teklifine göre; hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.

Görüldüğü gibi tutuklama kararı yerine adli kontrol kararı verilebilir ve bu kararı vermek Sulh Ceza Hakimleri veya hükmü istinaf veya temyiz edilmiş olan ilk derece Mahkemesi takdirindedir.

  1. TEDBİRLERE UYMAMA

CMK’da adli kontrol tedbirlerine uyulmaması hali 112. Maddede düzenlenmiştir. Bu düzenlemede yer alan maddenin (1) fıkrasında adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkındaki düzenlemedir ve yetkili yargı merciinin hemen tutuklama kararı verebileceği düzenlenmiştir. (1) fıkra düzenlemesine bu kez kanun teklifi ile getirilen düzenleme bakımından hakkında “adli kontrol” kararı verilmiş “mahkûmiyet” hükmü olan ama kanun yollarına başvurmuş olan (hüküm özlü) ve istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurmuş olan kişilerin tedbirlerine uymaması hali için ek cümle getirilmiştir.

Kanun teklifine göre CMK 112 inci madde düzenlemesi:

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Bu cümleden sonra gelmek üzere Kanun Teklifi ile birinci fıkraya eklenen cümleye göre) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 Md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

  1. İSTİNAF

CMK 272 inci maddesinde “istinaf” incelemesi hakkındadır. Bu maddenin son fıkrasına Kanun teklifi ile “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz” cümlesi eklenmiştir.

Kanun Teklifi ile yapılması düşünülen değişiklik:

Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re ‘sen incelenir.

(2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Ancak;

  1. a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 Md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üç bin Türk lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
  2. b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
  3. c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,

Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Bu cümleden sonra gelmek üzere Kanun teklifi ile eklenen cümle) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.