Ceza infaz sistemi değişikliği insan hakları ihlalidir

0
391

Hiç kimse kanun yapıyorum derken kendisine ve kimseye hapishane duvarlarını örmesin

Ayrımcılık yasaktır, devlet ve kişiler sahip oldukları temel insan haklarının sınırlandırılması hakkını kötüye kullanamaz. Memleketi açık cezaevine çeviren ceza siyasetiyle rüzgâr ekildi, fırtına biçiliyor.

Ceza hukuku son çare olması gerekir, amaç insandır. Ancak yıllardır ceza hukukunu iktidarlarına araç yapanlar acaba neden ceza infaz sistemini değiştirmek istiyorlar? 

Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza İnfaz Kanunu temel kanunlardır ve birbirinden ayrılmazlar, etkilerler.

Bu üç kanunun omurgası yapılan Terörle Mücadele Kanunu terörle mücadeledeki ekonomik, sosyal ve toplumsal sorunları dikkate almadan çıkarılan “kanunilik ilkesine” aykırılığını yıllardır sürdüren bir kanundur. 

Kanunları, uygulamaları ve eksiklikleri tartışmak bile “korkulu ve tehlikeli alanlar” içine çekildi… (Aman haa)’lara terk edilmiş olan “hukuk” insan haklarını koruyamaz. Başıma bir şey gelmesin endişesiyle ve “cezalandırma tehditleriyle” korkutulan insanlar güvenilir yargıya, adalete, vicdana ve iyiliklere aç!

Panik mevzuatı sürüyor, sürdürmeyelim. Ne eksiğimiz var, tartışalım ve yüzleşelim. 

İnfaz Kanunu ve kanunlarımızı ve ceza sistemimiz yokluklarını konuşalım.

Hapiste kapınıza “terör” levhası asılınca mı ceza kanunlarını tartışacağız?

Türk Ceza Kanunu’na göre; suç işlemek amacıyla kurulmuş silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır.

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Yardımın niteliğine göre verilecek örgüt üyesi olmak suçundan verilecek ceza yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu’na “Örgüt mensubu suçlu deyiminden” ne anlaşılması gerektiğine dair tanıma göre; “bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi”.

Terörle Mücadele Kanunun 7 inci maddesinde 2006 yılında yapılan değişiklikle “terör örgütü” tanımı yapılmış ve Türk Ceza Kanunundaki silahlı örgüt suçunu işleyenlere verilen cezanın verileceği kabul edilmiştir. 2013 yılı değişikliğiyle terör örgütünün cebir veya tehdit içerin yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda suçu da Terörle Mücadele Kanunu’na eklenmiştir.

Terörle Mücadele Kanunu’nda ilk maddesinde 2003 yılında yapılan değişiklikle “terör tanımı” yapılmıştır.

Terörle Mücadele Kanunu’na göre; “terör suçlusu” tanımı yapılmıştır. Kanunun birinci maddesine belirtilen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör suçu işlemese “dahi”, örgüt mensubu olmanın yeterli sayıldığı terör suçlusu olarak tanımlanmak!

Hem Türk Ceza Kanunu’nda ve hem Terörle Mücadele Kanunu’nda “terör suçları” / “terör amacı ile işlenen suçları” sayarak terör suçu, terör suçlusu tanımı yapmak bir hayli zor görünse de belki bunları sayan “kanun yazıcıları” için çok kolay olduğu anlaşılıyor…

İnfazla ilgili sistemin tartışıldığı şu günlerde kaç cezaevi var, cezaevlerinde kaç hükümlü ve kaç kişi tutuklu resmi olarak açıklanmıyor. Söylenenlere bakılırsa; 2019 yılı ağustos ayı itibariyle 355 cezaevi var. 2019 yılında 28 kapalı ve açık cezaevinin açılması hedeflenmiş, açılmıştır herhalde, 2020 yılı için 61 cezaevi daha açılacakmış… 

Cezaevlerinde 282 bin hükümlü ve tutuklu varmış ve bu sayı 300 bin kişiye ulaşmış. Yapılan resmî açıklamalara göre “artırılmış” kapasiteyle cezaevindeki doluluk oranı yüzde yüz yirmiye çıkmış durumda.

İnfaz kanuna göre temel ilke: “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” 

Kanunlar, uygulamaları ve sonuçları bakımından “neden” sorusunu sormakta geciktiğimizden cezaevlerinin sürekli kanayan acılarını dindirme çabamız; sanki rüzgâr ekip fırtınada biçmeye kalkmamız gibi acaba hangi vicdana sığar?    

İnfaz ile ilgili Kanun teklifi gündemde… Cezaevlerini boşaltmak istiyorlar ama “tutuklular” görülmüyor, yoklar sanki…Sanki salgın bir hastalık insanları kırıp geçirmiyor ve sanki tutukluları sürekli çoğaltan bir ceza sisteminden kimse sorumlu değilmiş gibi, üstüne alınan yok…

Cezaevlerinde açlık grevi yapan ve şimdi ölüm orucuna yatan avukatları görmezden gelenlerin vicdanlarının hiç sızlamadığı bir düzende neden ve sonuç ilişkilerine bağlı adalet, güvenilir yargı, hak, hukuk ve insanlık aramak beyhude… 

Aksine inanıyorum, yaşam çare üretir, hukuk insanlık…

Herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı vardır.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan hükümlerinden hiçbiri, bir devlete, topluluğa veya kişiye, Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine veya burada öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlar biçimde yorumlanamaz.

Aksi takdirde devlet insan hakkını ihlal etmiş sayılır.

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında “tutukluluk hâli” ile ilgili olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine dair AİHM karar verdi ve bu kararı kaldırmak için Büyük Daire’ye başvurdu. Bir başka deyişle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin hükümleri gereğince kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına getirilen sınırlandırmalar sadece öngörülen amaçlar için uygulanabilir ve kullanılabilir olduğu halde; bu hakkını Sözleşme hükmüne aykırı kullandığı gerekçesiyle Türkiye aleyhine iki defa ihlal kararı verilen ülke oldu.

İnfaz ile ilgili Kanun Teklifi Değişikliklerine dair (S.S.207) Adalet Komisyonu Raporunda yazıyor. Denilmiş ki; “Terör suçu ve devlet güvenliği aleyhine suç kavramları bulunmakla birlikte siyasi suç diye bir kavram Türk hukuk sisteminde yer almamaktadır. Dile getirildiği gibi hiç kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı cezalandırılması veya ayrımcılığa tabi tutulması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.”

Hiç kimse kanun yapıyorum derken kendisine ve kimseye hapishane duvarlarını örmesin.

Ceza hukuku son çaredir, ilk başvurulacak hukuk değildir. Amaç insandır, siyasal iktidarların gücünü kullanma aracı değildir. Siyasal suç vardır, siyasi davaların varlığı gerçektir. 

Yargı Reformu Stratejisiyle 30 Mayıs 2019’da kabul edilip açıklandığına göre “Tutuklama tedbirine başvurulmasını zorlaştıracak düzenlemeler yapılması” amaçlanmıştı. Demek ki “tutuklama” yargı kararlarıyla çok kolay uygulanabiliyordu ki; zorlaştırılması hedefleniyordu.

Tutukluluk tedbirdir ve salgın yüzünden yaşamları çok daha fazla risk altında bulunan tutukluların hiçe sayıldığı bir infaz sistemi yaratmak adalete ve vicdanlara sığmaz.

Devlet kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının sınırlandırılmasında kullanacağı “sınırlandırma hakkını” hak ihlaline neden olmadan kullanmalıdır. 

Aksine davranış, kanun yapmakta ayrımcılıktır Anayasaya ve Sözleşmeye aykırılıktır.

Vicdanları bazen sızlayanlardan bile olsanız; ceza infaz kanunlarının değişikliği sırasında hapishanelerde bulunanlar için “terör suçlusu/suçu” veya “tutuklu/hükümlü” ayırımlarından vazgeçerek yapılacak iyileştirmeler; zaten olması gereken iyiliktir.

Vicdanları sızlatmayın, yeniden kanatmayın…


İNFAZ KANUNU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ VE ADALET KOMİSYONU RAPORU

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammet Levent Bülbül ve Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile 57 Milletvekilinin; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2762)” 31/3/2020 tarihinde esas komisyon olarak Adalet Komisyonunu Komisyonuna gönderilmiştir.

Hükümet Teklifi, Adalet Komisyonu Başkanvekili Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç başkanlığında, Komisyonumuzun 4/4/2020 tarihli toplantısında Teklif sahipleri ile Adalet Bakanlığı, Yargıtay, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Barolar Birliği temsilcileri ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özen’in katılımlarıyla görüşülmüştür. Görüşmelerin tamamı tutanağa bağlanmıştır.

Adalet Komisyonu 6 Nisan 2020 tarih ve Karar No.7 olan Raporunu vermiştir.

Adalet Komisyonunda yapılan toplantı sonucunda Teklifin lehinde yapılan konuşmaları özetlersek;

  1. LEHE GÖRÜŞLER

Getirilen düzenlemede son zamanlarda yaşanan korona virüs salgınına ilişkin alınması gereken tedbirlerin yansıması niteliğinde düzenlemeler bulunmaktadır.

Esasın düzenleme uygulamadaki aksaklıkları gidermek için “ifade edilen görüşler doğrultusunda siyasi partiler dahil tüm paydaşların görüşleri alınarak yoğun ve titiz bir çalışmanın neticesinde” ortaya çıkmıştır.

Konunun yeterince tartışılmadan gündeme getirildiği yönündeki eleştiriler yerinde değildir.

Teklif, infaz sistemi ve infaz kurumlarının işleyişiyle ilgili uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve bazı suçlarla daha etkin mücadele edilmesi amacıyla ileriye dönük kalıcı düzenlemeler içeren bir düzenlemedir; kesinlikle bir af teklifi değildir.

İnfaz düzenlemeleri, zıt hukuki menfaatlerin çatıştığı alanlara ilişkindir. Bu yüzden bu alanda yapılacak olan düzenlemelerin zorluğu göz ardı edilmemelidir.

Teklifin hazırlık sürecinde toplumsal hassasiyetlere ve kamu vicdanını yaralamamaya azami özen gözetilmiştir.

“Terör suçu ve devlet güvenliği aleyhine suç kavramları bulunmakla birlikte siyasi suç diye bir kavram Türk hukuk sisteminde yer almamaktadır. Dile getirildiği gibi hiç kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı cezalandırılması veya ayrımcılığa tabi tutulması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.”

2005 yılında yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun ile koşullu salıverilme süreleri önemli ölçüde artmış; diğer yandan 5237 sayılı Kanunda yapılan düzenlemelerle ceza miktarları da önemli miktarlarda artırılmıştır.

Hükümlerin daha hızlı kesinleşmesiyle cezaevleri kapasitesinin üstünde bir doluluğa ulaşmıştır.

Bu durum cezaevinde bulunan hükümlüler ve tutuklular bakımından olması gereken asgari sağlık yaşam koşullarının oluşturulmasında ciddi zorlukları beraberinde getirmiştir.

Getirilen düzenlemelerle ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken süreler yeniden belirlenmektedir.

  1. 5275 sayılı Kanunun 107’nci maddesinde yapılan değişiklikle koşullu salıverilmeye ilişkin üçte ikilik genel oran, yarısı olarak değiştirilmektedir.
  2. Mükerrirler ve örgütlü suçlar bakımından ise dörtte üç olan bu oran, üçte iki olarak belirlenmektedir.
  3. Toplumsal hassasiyet dikkate alınarak kasten öldürme, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ve işkence ve eziyet suçları bakımından ise herhangi bir indirim yapılmamış; uyuşturucu ticareti ve cinsel istismar suçları ile terör suçlarına ilişkin dörtte üçlük oran ise aynen muhafaza edilmiştir.
  4. Dolayısıyla aslında karmaşık gibi gözüken hükümler, toplumsal hassasiyetin bulunduğu suç tiplerine ilişkin oranların muhafazasına yönelik zorunlu düzenlemelerden ibarettir.
  5. Mevcut bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresi toplumda cezasızlık algısına yol açmaktadır. Bu durum sıklıkla eleştirilmektedir.
  6. Ceza adaletini sağlamak amacıyla, denetimli serbestlik tedbirinden faydalanılabilmesi için, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin beşte dördünün ceza infaz kurumunda infaz edilmesi yönünde değişikliğe gidilmektedir. Böylelikle, koşullu salıverilmeye esas alınacak sürenin beşte biri denetimli serbestlikle geçirilecektir.
  7. Denetimli serbestlik uygulamasına ilişkin geçici düzenlemelerle 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlarda denetimli serbestlik süresi üç yıl olarak uygulanacaktır.

Ancak Teklifin genelinde gözetilen toplumsal hassasiyetle, terör suçları, cinsel saldırı ve istismar suçları, kasten öldürme ve kadına karşı şiddet suçları, işkence ve eziyet suçları ile özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar kapsama dahil edilmemiştir.

  1. Bir diğer geçici düzenleme: Covid-19 hastalığına ilişkin ceza infaz kurumlarına yönelik tedbirler kapsamında hastalıktan korunma amacıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılanlar/ açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya hak kazananlar ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlülerin 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılacaktır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre, Komisyonda yapılan değişiklik doğrultusunda Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere üç kez uzatılabilecektir.
  2. Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ile ilgili hükümler ve geçici düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde nihayetinde ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranları önemli ölçüde düşecektir.
  3. Tüm tedbirler neticesinde ceza infaz kurumları hastalıktan korunmak için sağlık koşulları açısından daha uygun hâle gelecektir. Dolayısıyla eleştirilerin aksine, yaşam hakkı bakımından gerekli olan tedbirler hızlı bir şekilde hayata geçirilmektedir. 
  4. İnfaz hâkimliği kurumunun kapasitesi güçlendirilerek cezaların infazı sürecindeki tüm kararların alanında uzman hâkimler tarafından verilmesi sağlanacaktır. İnfaz hukukuna hukuk fakültelerinde gereken önemin verilmediği, az bilinen teknik bir alan olması nedeniyle uygulamada sorunlar çıktığı yönündeki görüşler dikkate alındığında getirilen düzenleme alanına hâkim hukukçuların sayısının artmasına ve infaz hizmetlerinin kalitesinin yükselmesine neden olacaktır.
  5. Diğer taraftan Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin verdiği kararlara karşı hâkim teminatı getirilerek infaz hâkimliğine şikâyette bulunulabilmesine olanak sağlanmaktadır.
  6. Hapis cezalarının hafta sonu, geceleyin veya konutta infazına ilişkin mevcut uygulamanın kapsamı genişletilmektedir. Kadınlar ve yaşlılar için öngörülen konutta infaz usulünün ceza sınırı artırılmakta ve çocuklar da bu usule dahil edilmektedir.
  7. Yeni doğum yapan ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan kadın hükümlülerin cezalarını konutlarında infaz edebilmelerine olanak tanınarak özel infaz usullerinin kapsamı kadınlar lehine genişletilmektedir.
  8. Ceza infaz kurumlarının güvenlik ve düzenini bozan bazı fiiller yaptırım altına alınmıştır.
  9. Hükümlüler lehine; mazeret izin haklarını kullanabilmelerinde iyileştirilmeler yapılmıştır. Eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri durumunda infazlarına ara verilebilmesine olanak tanınmıştır.
  10. Çocuk hükümlülere verilebilecek ödül kapsamının genişletilmiştir.
  11. Salgın hastalık hâlinde kuruma ait iletişim vasıtalarından derhâl yararlandırılmaları gibi infaz hizmetlerinde çok sayıda iyileştirmeye gidilmektedir.

Toplumsal hassasiyet gözetilerek tefecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçlarının cezaları artırılmakta ve yaralama suçunun canavarca his saikiyle işlenmesi durumu nitelikli hâller arasına alınarak verilecek azami ceza yılı artırılmaktadır.

2. ALEYHE GÖRÜŞLER

Özetle;

İnfaz sistemine ilişkin kalıcı, çok sayıdaki değişiklik olmak üzere önemli düzenlemeleri

içeren Teklif, kamuoyunda yeterince tartışılmamış ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmamıştır.

Ülkemizde cezaevleri, kapasitelerinin çok üzerinde doluluk oranlarıyla risk alanlarının başında gelmektedir. Cezaevlerindeki kullanım alanları hijyenden yoksun, havalandırması yetersiz, temizlik ve dezenfektan ürünlerine erişim kısıtlı, sağlık hizmetlerine erişim çok güç ve cezaevinde bulunanların bağışıklık sistemi zayıftır.

Devlet, herkesin yaşam hakkını koruma ve sağlıklı bir yaşam alanı oluşturma noktasında pozitif bir yükümlülük altındadır. Salgının ölümcül olması karşısında, alınacak tedbirlerde ayrımcılık yapılmamalıdır.

Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındaki ifadeleri nedeniyle çok sayıda kişi, uluslararası normlarla uyumlu olmayan bu Kanun uygulamaları nedeniyle cezaevinde bulunmaktadır. Kişilerin yaşam hakkının söz konusu olduğu, içinden geçtiğimiz olağanüstü şartlarda, Anayasa’da yer alan eşitlik ilkesine aykırı infaz rejimine ilişkin uygulamalar yapılmamalıdır.

Teklif, kapsam dışında bıraktıkları bakımından sorunludur. Öncelikle tutukluluk bir tedbirdir; tutuklular da masumiyet karinesi altındadırlar. Bu nedenle tutukluluk hâllerine son verilmelidir.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu temel hakların kullanımını ortadan kaldırır mahiyette çok geniş yorumlanması nedeniyle sorunludur ve sıklıkla eleştirilmektedir.

Getirilen düzenlemenin bir infaz kanunu değişikliği olduğu ifade edilmesine karşın esasında

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 65’inci maddesi anlamında bir af düzenlemesidir. Teklife ilişkin görüşmelerde bu hususun dikkate alınması Anayasal bir gerekliliktir.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının tesisi için yargı sisteminde gereken reformlar yapılmadıkça ve ekonomik durum ve eğitimin seviyesi gibi suç oranlarında hızlı artışa neden olan sosyolojik nedenler ortaya konup çözüm üretilmedikçe, sık aralıklarla yapılacak olan mevzuat değişiklikleri sorunları sadece ötelemekten ileriye geçemeyecek; sistematik problemlere kalıcı çözümler getirmeyecektir.

3. GETİRİLEN DÜZENLEMENİN TEMELİNİ

  1. Denetimli serbestliği düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesi,
  2. Koşullu salıverilmeyi düzenleyen aynı Kanunun 107’nci

Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimini düzenleyen 108’inci maddeleri oluşturmaktadır.
İnfaz hukuku düzenlemeleri herkesin anlayabileceği sadelikte ve anlaşılır olmalıdır. Koşullu salıverilmeyi düzenleyen 107’nci maddede koşullu salıverilmeye getirilen ilave kademelendirme ve istisnalarla, infaz düzenlemeleri daha çetrefilli hâle getirilmektedir.

İnfaz hâkimlerine geniş yetkiler verilmekle; hükmü veren mahkeme ve yargılaması hükümsüz hâle getirilmektedir.

Kadına karşı şiddet olaylarında yaşanan hızlı artış ve vakaların yalnızca eşe karşı işlenmemesi

gerçeği dikkate alınarak kasten yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi, kasten yaralama suçunda cezayı artırıcı bir neden olarak düzenlenmelidir. İyi hâlli olmanın ölçütü ve kriterleri somut olarak ortaya konmadığı ve iyi hâlin tekrar kazanılacağı süreler makul bir seviyeye indirilmediği takdirde keyfi ve haksız uygulamalar ortaya çıkacaktır.

Disiplin cezalarına yenilerinin eklenmesi ve Teklifte yer alan disiplin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, keyfi uygulamalar ve basit nedenlerle kişilerin iyi hâl sicilleri olumsuz etkilenecek; hükümlüler açığa ayrılma, denetimli serbestlik vb. lehlerine olan infaz hükümlerinden yararlanamayacaklardır.

Denetimli serbestlikle ilgili yapılan değişiklikle birlikte değerlendirildiğinde Teklifle getirilen bu düzenlemeler nihayetinde cezaevlerindeki doluluğun artması sonucunu doğuracaktır. Bu yönüyle düzenleme, getiriliş amacıyla çelişir birçok hususu bünyesinde barındırmaktadır.

İdare ve Gözlem kurullarına, barolardan ve sivil toplum örgütlerinden temsilcilerin katılımı sağlanmalıdır.

4. ADALET KOMİSYONUNDA HÜKÜMET TEKLİFİNDE YER ALAN DEĞİŞİKLİKLERİN AYNEN TEKLİFTEKİ GİBİ KABUL EDİLDİĞİ MADDELER

Teklifin çerçeve 1 ila 31’inci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

      1. Adalet Komisyonu Hükümet teklifinde yer alan 1 ila 31 inci maddeler hakkındaki değişiklikleri aynen kabul etmiştir. Çerçeve Madde olarak ifade edilen Kanun teklifinin 1 inci ve 6 ıncı maddeleri arasında yer alan değişiklik teklifine göre 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun yürürlükteki 1 inci ila 6 ıncı maddeleri değiştirilmekte ve çerçeve 7 madde ile Geçici 2. Madde eklenmesi teklif edilmektedir.
      2. Kanun Teklifinin çerçeve 8 ila 14. Maddeleri ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50.,51.,53.,86.,87.,220 ve 241 inci maddeleri değiştirilmektedir. Adalet Komisyonu TKC hakkındaki Hükümetin teklifini aynen kabul etmiştir.
      3. Kanun Teklifinin çerçeve 15 ila 17. Maddeleri arasındaki 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 109.,112. Ve 272 inci maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki Hükümet teklifini Adalet Komisyonu aynen kabul etmiştir.
      4. Kanun Teklifinin çerçeve 18 ila 31 maddeleri ile Hükümetin 5275 sayılı İnfaz Kanunu Madde 14,16,17,19,30,37,42,44,46,47,48,51,54,61’de değişiklik teklifi Adalet Komisyonunda aynen kabul edilmiştir.   
      5. Teklifin çerçeve 33 ila 45’inci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Kanun Teklifinin çerçeve 33 ila 45 inci maddeleri ile Hükümetin 5275 sayılı İnfaz Kanununun Madde 66,67,69,76,89,92,94,95,97,98,99,100,101,105’teki değişiklik teklifi Adalet Komisyonunda aynen kabul edilmiştir.

4.6.Teklifin çerçeve 47’nci maddesi aynen kabul edilmiştir.

Kanun Teklifinin çerçeve 45 inci maddesi ile Hükümetin 5275 sayılı İnfaz Kanununun Madde 106’daki değişiklik teklifi Adalet Komisyonunda aynen kabul edilmiştir.

4.7.Teklifin çerçeve 49 ila 52’nci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Kanun Teklifinin çerçeve 49 ila 52 inci maddeleri ile Hükümetin 5275 sayılı İnfaz Kanununun Madde 108,110,116 ve Geçici Madde 6’daki değişiklik teklifi Adalet Komisyonunda aynen kabul edilmiştir.

8.Teklifin çerçeve 54 ila 63’üncü maddeleri aynen kabul edilmiştir.

Kanun Teklifinin çerçeve 54 ila 63’üncü maddeleri ile Hükümetin 5275 sayılı İnfaz Kanununun Madde 108,110,116 ve Geçici Madde 6’daki değişiklik teklifi Adalet Komisyonunda aynen kabul edilmiştir.

9.Teklifin çerçeve 65 ila 68’inci maddeleri ile yürürlük ve yürütmeye ilişkin 69 ve 70’inci maddeleri aynen kabul edilmiştir.

5. ADALET KOMİSYONUNDA  DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLEN  HÜKÜMET TEKLİFİNDEKİ MADDELER

5.1. İNFAZ KANUNU MADDE 62: SÜRELİ VEYA SÜRESİZ YAYINLARDAN YARARLANMA HAKKI HÜKÜMET TEKLİFİNDE (MADDE 32)

Yürürlükte bulunan İnfaz Kanunun 62. Maddesinde düzenlenmiş olan “Süreli ve Süresiz Yayınlardan Yararlanma Hakkı” düzenlemesine göre;

Madde 62- (1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

Kanun teklifi ile Maddenin (3) fıkrasına ek ibareler getirilmesi teklif edilmektedir:

(3) Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

Yine Kanun teklifi ile yürürlükte bulunan 62. İnci maddeye (4) fıkra eklenmesi önerilmektedir:

(4) Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınlar ile Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkilidir.

Adalet Komisyonunda yapılan görüşmeler sırasında veriler önergelerle Hükümet teklifinin (3) 1ıkra değişikliği benimsenmiş ancak (4) fıkrada yer alan düzenleme değiştirilmiştir.

Uluslararası Standart Süreli Yayın Numarası (ISSN) veya Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) almayan süreli ve süresiz yayınların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeyeceğine ilişkin hükmün metninden çıkarılması amacıyla verilen önergenin kabul edilmiş ve değiştirilerek kabul edilmiştir.

Hükümet Teklifinin 32’nci maddesinin Adalet Komisyonunda değiştirilerek kabul edildiği maddenin değişiklik teklifinin TBMM Genel Kuruluna sunulduğu son hali:

MADDE 32- 5275 sayılı Kanunun 62 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

“(4) Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez. Yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığı yetkilidir.”

5.2. İNFAZ KANUNU MADDE 105/A DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANARAK CEZANIN İNFAZI  HÜKÜMET TEKLİFİNDE (MADDE46)

Adalet Komisyonunda Teklifin çerçeve 46’ncı maddesi, denetim serbestlik uygulaması başladıktan sonra hakkında kamu davası açılan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi kararını veren infaz hâkimine takdir yetkisi tanınabilmesi amacıyla verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.

MADDE 46- 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde, altıncı fıkrasında yer alan “üç” ibaresi “beş” ve “kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine,” ibaresi “açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer” şeklinde değiştirilmiş, yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve sekizinci fıkrasında yer alan “kapalı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

(l) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla,

koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte dördünü ceza infaz kurumunda geçiren ve açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hakimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi üç yılı geçemez.

(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen

infaz usulünden yararlanabilirler.

(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler,

b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler,

koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürenin beşte üçünü ceza infaz kurumunda geçirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

Bu fıkra uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz süresi dört yılı geçemez.”

“(7) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir.

Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.”

Teklifin çerçeve 48’inci maddesi üzerinde verilen önergeyle, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan süreli hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında üçte ikilik koşullu salıverilme oranının muhafaza edilmesi amaçlanmaktadır. Esasen, on üçüncü fıkraya göre ceza infaz kurumlarında infaz edilecek süreler aynen infaz edilecek sürelerdir. Bu hususa madde gerekçesinde değinilmiş olmakla beraber, madde metninde de belirtilmek suretiyle uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi sağlanmaktadır. Madde, verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.

5.3. İNFAZ KANUNU MADDE 107

KOŞULLU SALIVERİLME

HÜKÜMET TEKLİFİNDE (MADDE 48)

Teklifin çerçeve 48’inci maddesi üzerinde verilen önergeyle, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan süreli hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında üçte ikilik koşullu salıverilme oranının muhafaza edilmesi amaçlanmaktadır(ek düzenleme e bendi)

Esasen, on üçüncü fıkraya göre ceza infaz kurumlarında infaz edilecek süreler aynen infaz edilecek sürelerdir.  Bu hususa madde gerekçesinde değinilmiş olmakla beraber, madde metninde de belirtilmek suretiyle uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi sağlanmaktadır. 

Madde, verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.

MADDE 48- 5275 sayılı Kanunun 107 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “üçte ikisini” ibaresi “yarısını” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “dörtte üçünü” ibaresi “üçte ikisini” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş; altıncı fıkrasında yer alan “sürenin yarısı” ibaresi “süre” şeklinde değiştirilmiş; dokuzuncu fıkrasında yer alan “Hâkim,” ibaresi “İnfaz hâkimi,” ve “hâkime” ibaresi “infaz hâkimine” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiş; onuncu fıkrasında yer alan “Hâkim,” ibaresi “İnfaz hâkimi,” şeklinde değiştirilmiş; onbirinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; onikinci fıkrasında yer alan “hâkimin” ibaresi “infaz hâkiminin” şeklinde değiştirilmiş; onüçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan “kalan cezasının aynen,” ibaresi “başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,” şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın (b) bendine “koşuluyla” ibaresinden sonra gelmek üzere “ihlalin niteliğine göre” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkraya “Ceza infaz kurumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen” ibaresi eklenmiş; onbeşinci fıkrasında yer alan “mahkemesi,” ibaresi “mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği,” ve “belirlenen ilk derece mahkemesi” ibaresi “belirlenen infaz hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun;

a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

b) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

c) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

d) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,

e) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,

f) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,

g) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.”

“Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.”

“İnfaz hâkimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir. Bu karar gereğince denetimli serbestlik müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;

a) Belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma,

b) Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,

c) Belirlenen programlara katılma,

yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar. Denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilir.”

5.4. İNFAZ KANUNU GEÇİÇİ MADDE 9 İZİN REJİMİ VE COVİD 19 ADALET KOMİSYONU DEĞİŞİKLİĞİ  HÜKÜMET TEKLİFİ MADDE 53

Teklifin çerçeve 53’üncü maddesi, aşağıdaki gerekçeyle verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde ADALET KOMİSYONUNUN DA değiştirilerek kabul edilmiştir.

5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 9’uncu maddenin beşinci fıkrasıyla Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması nedeniyle açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kanunen izinli sayılmaları düzenlenmektedir.

Esasen, izinli sayılan bu hükümlüler hakkında 5275 sayılı Kanunun genel hüküm niteliğindeki 95 ve 97’nci maddelerinde belirlenen “izin rejiminin” uygulanması gerekmektedir.

Ancak, uygulamada doğabilecek tereddütlerin önüne geçmek amacıyla söz konusu maddelere açıkça atıf yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Ayrıca, maddeye eklenen altıncı fıkrayla, yapılan infaz sistemi değişikliklerine bağlı olarak kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan iyi hâlli bazı hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilmesine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmaktadır.

MADDE 53- 5275 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 9- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları bakımından 105/A maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak, bu maddeyi ihdas eden Kanunla söz konusu maddede yapılan değişiklikten önceki ve sonraki hükümler bir bütün olarak ayrı ayrı değerlendirilir ve hükümlünün lehine olan düzenleme uygulanır. 105/A maddesinin değişiklikten önceki hükümleri değerlendirilirken,

birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre

infaz edilmesine ilişkin şart uygulanmaz.

(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 89 uncu maddede yapılan değişiklikler, 1/9/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

(3) 105/A maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “beş gün” lük süre, 1/9/2020 tarihine kadar

“yirmibeş gün” olarak uygulanır.

(4) 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104, 105 ve 188 inci maddelerinde düzenlenen suçlardan 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/6/2014 tarihinden önce işlenmiş olanlar için verilen süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.

(5) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106’ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere üç kez uzatılabilir. Bu fıkra uyarınca izinli sayılanlar hakkında 95 ve 97 inci madde hükümleri uygulanır.

(6) Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzeretoplam hapis cezası on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve daha fazla olanlar ise üç ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olan iyi hâlli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına bir yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri hâlinde açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilirler. Bu hükümlüler, açık ceza infaz kurumlarında barındırılır. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya, beşinci fıkrada belirtilen süreler içinde hak kazandıkları takdirde beşinci fıkra uyarınca izinli sayılırlarBeşinci fıkrada belirtilen sürenin tamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın, 95 inci maddede düzenlenen izin hakkından yararlanırlar. Bu fıkra hükmü 31/12/2020 tarihine kadar uygulanır.”

5.5. 5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADALE KANUNU EK MADDE 12  HÜKÜMET TEKLİFİ MADDE 64

Kanun Teklifin çerçeve 64’üncü maddesi, aşağıdaki gerekçeyle verilen önergenin kabul edilmesi neticesinde değiştirilerek kabul edilmiştir.

Teklifin çerçeve 64. Maddesi 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda yapılması öngörülen düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gerekmekte olup, maddede uygulanacak usul belirlenmektedir.

Esasen, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından bozma kararı verileceği değerlendirilmekle birlikte uygulamada doğabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi amacıyla bu husus açıkça düzenlenmektedir.

MADDE 64- 5607 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- (1) Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3’üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.” (T24)